Sponsor Bağlantılar |
 |
Rastgele |
| (106) |
| (102) |
| (74) |
| (89) |
| (94) |
| (132) |
| (121) |
| (105) |
| (75) |
| (76) |
| (81) |
| (112) |
| (83) |
| (78) |
| (190) |
| (81) |
| (80) |
| (77) |
| (104) |
| (71) |
| (839) |
| (407) |
| (135) |
| (91) |
| (68) |
| (95) |
| (66) |
| (62) |
| (74) |
| (153) |
| (169) |
| (79) |
| (92) |
| (376) |
| (75) |
| (96) |
| (91) |
| (71) |
| (72) |
| (70) |
|
Merhaba,
Hayat koşturmacası içinde ne yazık ki kitaplardan uzaklaşmaya başlıyor ya da kitaplara ulaşmanın güçlüğüne tabi oluyoruz. Ne kadar şanslıyız ki Evliya ve Veliler hakkında yayımlanmış çok güzel ve özel eserler var. Gönül ister ki, bu eserler her an yanımızda olsun, her an kitap sayfalarını karıştırıp içimizi aydınlatacak bilgilere ulaşalım. İhtiyacımız olduğunda da bu bilgilere en hızlı şekilde ulaşalım. Ancak günümüz şartlarında bu her zaman mümkün olamıyor.
Evliyaullah hakkındaki bilgilere istediğimiz anda en hızlı ve doğru şekilde ulaşma fikrimiz, bizleri bu siteyi yapmaya yöneltti. Bir süre sonra, aynı ihtiyacı hisseden insanlara hizmet edebilmek adına, siteyi geliştirerek sizlerle paylaşmak istedik. Seyr-i sülûkta bizden bir katkı bulunması dileğiyle...
Sevgi ve Muhabbetle,
Evliyaullah.net Ekibi
|
BEHÂEDDÎN MECZÛB EL-KÂDİRÎ
Mısır`da yetişen büyük velîlerden. Behâeddîn Meczûb el-Kâdirî diye tanınır. Doğum târihi ve yeri tesbit edilememiştir. 1514 veya 1516 (H.922) senesinde Mısır`da vefât etti. Bâb-üş-Şa`riye denilen yerin yakınında defnolundu.
İlk zamanlarında Câmi-i Meydan-il-Kamh`da hatîblik ve aynı zamanda mahkemede vazîfe yapardı. Bir defâsında, kâdı, nikâh akdi yaparken, o da şâhid olarak orada idi. Bu sırada nikâhı yapılacak olan erkek; Bize şâhid olarak sıradan kimseleri değil, şühûd sâhibi, yâni kalp gözü açılmış, kerâmet sâhibi evliyâdan şâhidler getiriniz. Nikâh şâhidlerimiz öyle kimseler olsunlar. dedi. O kimsenin bu sözü kendisine çok tesir eden Behâeddîn Meczûb, kendisinde aranılan hasletler olmadığı için çok mahcûb oldu ve yüzünü kapadı. Derhâl oradan çıkarak yürümeye başladı. Bu hâlde, şehrin yakınında bulunan Mukattam dağına vardı. Hiçbir şey yemeden ve içmeden, orada üç gün kaldı. Tasavvuf yolunda bulunmak, bu yolda çok ilerleyip bu yolun yüksekliklerine kavuşmak arzu ve şevki ile » Devamı »
|
ZENGÎ ATÂ
Türkistan`ın büyük velîlerinden. Ahmed Yesevî hazretlerinin ilk hocası Arslan Baba`nın torunlarındandır. Mensûr Atâ, Ahmed Yesevî hazretlerinin hocası Arslan Baba’nın oğlu idi. İlk terbiyesini babasından aldı. Ahmed Yesevî hazretlerinin terbiyesine teslîm edildi. Zâhirî ve bâtınî ilimlerde âlim oldu. Mensûr Atâ’nın 1197 (H.594) yılında vefâtında, oğlu Abdülmelik Atâ halîfesi oldu. Abdülmelik Atâ’nın da çok geçmeden vefât etmesi üzerine, oğlu Tâc Hoca babasına halîfe oldu. Tâc Hoca, 1199 (H.596) yılında vefât etti. Zengî Atâ, Tâc Hoca’nın oğluydu.
Zengî Atâ, uzun yıllar dede ve babasından zâhir ve bâtın ilimlerini öğrendi. Ahmed Yesevî hazretlerinin halîfelerinden Hakîm Atâ’nın hizmetine girdi. Onun yüksek ilim ve feyzinden istifâde etti. Taşkent’te ikâmet eder, Taşkent halkının hayvanlarına çobanlık yapardı. Hocası Hakîm Atâ, 1186 (H.582) yılında vefât edip, Harezm’de Akkurgan’a (Bağırgan’a) defnedildi. Onun en meşhûr halîfesi olan Zengî Atâ, Hakîm Atâ’nın hanımı Anber Ana ile e » Devamı »
|
AHMED ABDÜLHAK RADULEVÎ
Hindistan`ın büyük velîlerinden. Radul şehrinde doğdu. Abdülhak, Nûrulhak ve Kıdvet-ül-Evliyâ lakabları verildi. 1433 (H.837) senesinde Radul şehrinde vefât etti. Hayâtını ve hâllerini İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin babasına hocalık eden Kutb-i Âlem Abdülkuddüs Nûr-ül-Ayn isimli eserinde topladı.
Yedi yaşında geceleri kalkıp namaz kılmağa başladı. Annesine görünmeden gece kalkar namaz kılardı. Annesi namazını bitirmeden, o yine yerine gelirdi. Annesi, onun bu hâlinden, on iki yaşına gelince haberi oldu. Yavrusuna olan şefkat ve muhabbetinden, onun bu yaşta uykusuz kalmasına gönlü râzı olmadı. Ama geleceğin büyük velîsinde, Allah sevgisi ağır basıyordu. Rabbini seven için, O`na ibâdet etmekten daha tabiî ne olabilirdi. Annesinin bu hâline üzülüp, evden ayrıldı. Dehli`de ilim öğrenmek ve öğretmekle meşgûl olan ağabeyi Takiyyüddîn`in yanına gitti. Ondan, ilim öğretmesini istedi. O da herkesin okuduğu ilimleri öğretmeye başladı. Ahmed; Bana mârifeti, Hakk`ı tanıma ilmini öğret! dedi. » Devamı »
|
Bu sayfayı arkadaşına gönder. |
|
|
|
Sponsor Bağlantılar |
 |
En Çok Okunanlar |
| (967) |
| (839) |
| (701) |
| (660) |
| (587) |
| (506) |
| (478) |
| (441) |
| (441) |
| (407) |
En Son Okunanlar |
| (88) |
| (89) |
| (95) |
| (80) |
| (83) |
| (90) |
| (82) |
| (82) |
| (83) |
| (90) |
Rastgele |
| (106) |
| (102) |
| (74) |
| (89) |
| (94) |
| (132) |
| (121) |
| (105) |
| (75) |
| (76) |
En Çok Oylananlar |
| (5,0) |
| (4,0) |
| (2,0) |
|