Ana Sayfam Yap Favorilerime Ekle

    Sitemizde 1211 evliya ve veli hakkında bilgi bulunmaktadır

A Â B C Ç D E F G H İ K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Sponsor Bağlantılar


Rastgele

ADİYY BİN MÜSÂFİR (283)
ALİ BİN FUDAYL (313)
İBRÂHİM GÜLŞENÎ (289)
EBÛ ALİ RODBÂRÎ (226)
ÖMER MUHDÂR BİN ABDURRAHMÂN (265)
EBÜ`L-ABBÂS-I MÜRSÎ (193)
MEVLÂNÂ KÂSIM ALİ BEDAHŞÎ (270)
AHMED KÂBİLÎ (249)
CÂFER BİN ABDÜRRAHÎM KİLÂÎ (256)
SEYYİD EMÎR HAMZA (298)
ŞEYH İBNİ NÛH (246)
Muhammediyye (278)
ATÂ BİN YESÂR (254)
MUHAMMED SIDDÎK ARVÂSÎ (272)
TAŞKESENLİ İBRÂHİM EFENDİ (387)
EBÛ YÛSUF (287)
ABDÜRREZZÂK ALİ EFENDİ (374)
ŞÂFİÎ (246)
ALİ BEKKÂ (246)
HIFNÎ (Hafnâvî) (340)
EBÛ ABDULLAH MAĞRİBÎ (265)
NASÛH ÇELEBİ BELGRÂDÎ (262)
MÂCİD EL-KÜRDÎ (335)
AHMED HAZNEVÎ (335)
BEYZÂDE MUSTAFA AHISKALI (379)
SÂLİH GÜLÂBÎ (262)
FEREC BİN ABDULLAH (297)
AMR BİN OSMAN MEKKÎ (269)
MUHAMMED BİN HANEFİYYE (310)
ŞERÎFZÂDE MEHMED EFENDİ (271)
YÛSUF BİN ESBÂT (309)
EBÛ NASR PÂRİSÂ (307)
ABDÜRRAHÎM İSTAHRÎ (257)
ALEVÎ BİN ABDULLAH (269)
HÂDİMÎ (382)
DERVİŞ HACI (287)
MUHİBBULLAH-I MANKPÛRÎ (264)
İSMÂİL ŞİRVÂNÎ (298)
AHMED BİN EBÜ`L-HAVÂRÎ (210)
PÎR ŞÜKRULLAH HALVETÎ (498)


  

SULTAN DÎVÂNÎ





SULTAN DÎVÂNÎ kabir adresi konusunda bilginiz varsa lütfen aşağıdaki bölüme, açık adres, adres tarifi ve ulaşım imkânları ile ilgil bilgileri yazın.

Afyon`dayaşayan büyük velîlerden. İsmi Mehmed Çelebi olup, babası büyük velîAbapûş-i Velî`dir. On altıncı yüzyılda yaşamıştır. Afyon`da doğdu.Doğum târihi belli değildir. Küçük yaşta ilim öğrenmeye başlayan SultanDîvânî, babasının yanında yetişti. Abapûş-i Velî zamânında Afyon`daşiddetli bir vebâ salgını hüküm sürdü ve yakınlarını birer birerkaybetti. Abapûş-i Velî`ye bir gün en çok sevdiği küçük oğluMehmedÇelebi`nin vefât haberi geldi. O zaman, Abapûş-i Velî; Hakk`ınrahmetine mi kavuştu? Hayır yanlışınız var, uyuyor o. Bu seferyanıldınız. dedikten sonra, hemen küçük oğlunun yattığı odaya sessizcegirdi. Üzerindeki örtüyü kaldırarak; Uyuyor musun Mehmed`im? Bu neuykusu? Senin bu dünyâda hizmetin var. Uyan Mehmed`im uyan! dedi.Mehmed Çelebi, uykudan uyanırcasına, tatlı bir mahmurlukla gözleriniaçtı ve babasına uzun uzun baktı.

Abapûş-i Velî hemen oğlunu dergâhagötürerek, kırk günlük riyâzet ve uzlete soktu. Bu müddet içindeSultanDîvânî tasavvufta büyük dereceler elde etti. Babasınınsağlığında, yerine geçerek talebe yetiştirmeye başladı.

Sultan Dîvânî, babasının yerine geçtiktensonra, Konya`ya Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî`nin kabrini ziyâret için yolaçıktığında şehrin ileri gelenleri tarafından uğurlandı. Yolun yarısındaBeşâre denilen yere geldiğindeKonya`dan karşılamaya gelenler oldu.Sultan Dîvânî burada nice tesirli sohbetler yaptıktan sonra yolunadevâm etti. Konya`da Celâleddîn-i Rûmî`nin kabr-i şerîflerini ziyâretiesnâsında, Sultan Dîvânî`yi bir hal kapladı. Bu durumu garipsiyenlerinhalleri SultanDîvânî`ye mâlûm olunca, dergâh hamamının yanmakta olanocağına girdi.Allahü teâlânın izni ile ocaktaki ateş ona hiç tesiretmedi. Bu durumu gören sû-i zan sâhiplerinin kalplerindeki bozukdüşünceler kayboldu ve o büyük zâta samîmî olarak bağlandı.

Tîmûr Han zamânında, devlet hazînesininsüsü olmak üzere bir fermanla Celâleddîn-i Rûmî`nin Dîvân-ı Kebîr`itürbeden alınarak Mâverâünnehr`e götürüldü. Daha sonra bölgede çıkankarışıklıklar sırasında Dîvân-ı Kebîr bozuk bâtınî fırkasındanolan Şah İsmâil`in eline geçti. Bu yüzden Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî,SultanDîvânî`ye mânevî işâretle Dîvân-ı Kebîr`i o bid`atehlinin elinden kurtarması, eski yerine koyması emredildi. Bu sebepleAfyon`dan yola çıkan SultanDîvânî, önce Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî`ninkabrini ziyâret etti. Sonra İran`a doğru yola çıkan Dîvânî, heruğradığı yerde insanlara Allahü teâlânın emir ve yasaklarını anlattı.İran sınırında Şah İsmâil`in muhâfızları ile karşılaştı. Onlar, gelipgeçenlere nereden gelip, nereye gittiklerini sorarlardı. Bu sorgulamadamuhâfızların başındaki çavuş, SultanDîvânî`ye edepsizlik etti. Buyüzden dili tutulup, bu halde reislerinin yanına gittiğinde,oradakiler, çavuşun hâlini görünce, içlerinden biri Sultan Dîvânî`ninüzerine doğru yürürken eli felç oldu. Onlardan Sultan Dîvânî`ye zararvermek isteyenlerden herbirinin başına bir iş geldi.

Böylece Sultan Dîvânî`ye zararveremeyeceklerini anlayıp, ona iyi muâmelede bulunmak zorunda kaldılar.Sultan Dîvânî rahat bir şekilde Şah İsmâil`in başkentine vardı.Şahİsmâil, SultanDîvânî`nin geldiğini duyunca, görünüşte, gelişini tebriketmek hakikâtte ise, onun ahvâlini araştırmak maksadıyla adamlarınıyanına gönderdi. Adamlarından herbirisi kendilerine göre Şah İsmâil`erapor verdi. Şah İsmâil adamları ile görüştükten sonra ikrâmgörünüşünde, onun için bir dergâh yaptırıp, her bakımdan onu kayıtaltına almak ve onun tekrar memleketine dönmesine mâni olmak istedi.Bunun üzerine Sultan Dîvânî; Dervişlere ikrâm, Dîvân-ı Kebîr`inteslimi iledir. buyurarak, maksadını ifâde etti. Şah ve vezîriaralarında anlaşarak bir ziyâfet esnâsında Sultan Dîvânî`ninzehirlenmesine karar verildi. Bu durum Allahü teâlânın izni ile SultanDîvânî`ye mâlûm oldu. Yemek sırasında verilen zehirli şerbet kâsesinialıp, Şah İsmâil`e hitâben; Bu can eriten kâseyi Şah mı yoksa, vezirile mi içeyim? dedikten sonra vezire yüzünü çevirdi. Bir yudumda içti.Allahü teâlânın ihsânı olarak, zehrin tesiri kalmadı. Şâh İsmâil onunbu kerâmeti karşısında istemeyerek de olsa, Dîvân-ı Kebîr`inkendisine verilmesini emretti. Sultan Dîvânî`nin bu kerâmetini görendevlet ricâli arasında onu sevip, Eshâb-ı kirâm düşmanlığı inancındanvazgeçerek Ehl-i sünnet îtikâdına dönenler oldu.

Sultan Dîvânî, Dîvân-ı Kebîr`iteslim alacağı yere talebeleri ile birlikte büyük bir şevk ve heyecanlavardı. Halk onları büyük bir merakla tâkib ediyordu. Sultan Dîvânîorada insanlara nasîhat dolu güzel bir vâz verdi.Teslim işleri bitipayrılacakları sırada, birçok kimse Ehl-i sünnet îtikâdına dönerek,SultanDîvânî`nin elini öpmek için sıraya girdiler. Bunlar arasındaŞahİsmâil`in oğlu da vardı. Şah İsmâil bunu duyunca çok kızdı ve SultanDîvânî`nin arkasından askerler gönderdi. Askerler Sultan Dîvânî`ninbulunduğu kervana yaklaşınca, başındaki külahı kılıç gibi onlara doğrututtuğunda, askerler perişan oldu. Kurtulanlardan bâzısı kaçtı, bâzısıda tövbe ederek Ehl-i sünnet îtikâdına girdi.

Sultan Dîvânî dönüşünde Bağdât, Halepüzerinden Konya`ya geldi. Dîvân-ı Kebîr`i yerine koydu. Busırada kırk kişi ona halîfe olmakla şereflendi.

İbrâhim Gülşenî, Mısır`da Allahü teâlânınemir ve yasaklarını yaymak için çalışıyordu. Herkes kâbiliyetinisbetinde ondan istifâde ediyordu. Onun ismini zamânın sultanı KansuGavri de duydu. Zâhirî ve bâtınî himmetlerine kavuşmak için çeşitliikrâmda bulundu ise de İbrâhim Gülşenî onun bu ihsânlarını kabûletmedi. Ayrıca, adâlet ve iyilik üzere olması, bozuk îtikâdından vetaşkınlıklardan vazgeçmesi husûsunda tehdîdkâr nasîhatlarda da bulunup,kendisine Allah için buğzettiği intibâını verdi. Bu sırada KansuGavri`nin kâtibi Tomanbay, İbrâhim Gülşenî hakkında koğuculukta bulunduve İbrâhim Gülşenî aleyhine ona eziyet ve sıkıntı vermek için tahriketti. Bununla da kalmayıp onu zindana attırdı. Bu sırada Yavuz SultanSelîm Han, Eshâb-ı kirâm düşmanı Şâh İsmâil üzerine sefere kararverince, Kansu Gavri, Şah İsmâil ile anlaşarak Osmanlı ordusunun İrantarafına geçmesine mâni olmak istedi. Sonra Mısır`a yapılan seferde ikiordu Mercidabık`da karşılaştı. Yapılan savaşta Kansu Gavri öldü. Mısırordusu büyük bir mağlubiyetle geri döndü. Tomanbay, Mısır sultanı oldu.Tomanbay, İbrâhim Gülşenî ve talebelerine daha fazla eziyet etmeyebaşladı. Bu sırada SultanDîvânî, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî`nin mânevîişâreti ile, İbrâhim Gülşenî`yi kurtarmak için Mısır`a gitti.

Sultan Dîvânî, Mısır`da Bulak denilenyerde kendisi için hazırlanan yerde ikâmet etti. Bu sırada bir köşedeunutulmuş olan İbrâhim Gülşenî`yi bulunduğu hapishâneye gidip, ziyâretetti. Mânevî bir himâye altında olduğunu müjdeledi. Buradaki sohbetsırasında hapishânenin içi ve dışı insanla doldu. Bunun üzerine SultanTomanbay ve devlet ricâli yapılan toplantı netîcesinde, topluluğundağıtılmasına karar verdi. Görevli askerler Sultan Dîvânî`nin bulunduğuyere gelip, halkı dağıtmaya başladıkları sırada Sultan Dîvânî başındakikülahını eline alıp onlara doğru tuttu. Gelen askerlerin hepsine birhal gelip, kaçmaya başladılar. Külahın karşısına rastlayanlarınvücudunda vurulmuş gibi izler bulunduğu görüldü. Tomanbay`ın vücûdununbâzı kısımlarına felç geldi. Bu durum karşısında çâresiz kalan Tomanbayve devlet erkânı, özürler dileyerek, İbrâhim Gülşenî`yi serbestbırakmak mecburiyetinde kaldı.

Sultan Dîvânî, Mısır`daki vazîfesinitamamladıktan sonra, geri dönmek üzere yola çıktı. Şam`ın bağ vebahçelerine yaklaştıklarında henüz bahçelerde çiçekler daha yeni açmayabaşlamıştı. SultanDîvânî`nin gelmekte olduğunu duyanlar, onukarşılamaya çıktılar. Bunlar arasında bağ ve bahçelerin sâhipleri devardı. Bahçe sâhiplerinden SultanDîvânî, kavun karpuz istedi. Onların;Henüz daha çiçekte ve bir kısmı da daha olmadı. demeleri üzerine;Belli olanı, bilineni beyâna ne hâcet. Siz gidiniz getiriniz.buyurdu. Bunun üzerine bahçe sâhiplerinden üç kişi koşup, bahçelerindeolgunlaştığını tahmin ettikleri bir karpuz ile kavunu alıp, SultanDîvânî`ye hediye ettiler. İlk önce getireninki, olgun çıktı. Ondansonra getireninki, biraz olmuş, en son getireninki ise henüzolgunlaşmamıştı. Sultan Dîvânî olgunlaşmış olanı kesip, oradabulunanlara ikrâm etti. Kavundan yiyenler, o zamâna kadar o tatta birkavun yemediklerini söylediler.

Sultan Dîvânî bir müddet Şam`da kaldı. Busırada Şam`da bir kâdı vardı. Tasavvuf ehlinin aleyhine çalışırdı.Onlara eziyet ve sıkıntı verirdi. Hattâ Muhyiddîn-i Arabî hazretlerinineserlerini satın alıp yakması, tasavvuf ehlini çok üzdü. Onun buhareketlerinin gayret-i ilâhiyyeye dokunup cezâsını bulmasınıbekliyorlardı. Sultan Dîvânî, Şam`ı teşrif edince, kâdının bu durumuarzedildi. Onun hakkında hüküm verildi. buyurdu. Afyon`a dönerkenyolda, Mısır üzerine sefere çıkmış olan Yavuz Sultan Selîm Han ilekarşılaşan Sultan Dîvânî, sultana bâzı nasîhatlerde bulundu.Muhyiddîn-i Arabî`nin kabrinin ortaya çıkarılmasını, temizlenip, tâmirettirilmesi husûsunda Yavuz SultanSelîm`e teşvik ve kâdının terbiyeedilmesi husûsunda nasîhatte bulundu. Sultan Dîvânî, Afyon`a döndüktensonra bir gün âniden; O kâdı kendi ateşi ile yandı. Onun işihalledildi. Muhyiddîn-i Arabî`nin türbesi temizlenip, tâmir edildi.Mısır, Yavuz Sultan Selîm`e teslim oldu. buyurdu.

Babası Abapûş-i Velî ile Sultan İkinciBâyezîd-i Velî arasında nasıl yakınlık ve samimiyet var idiyse,SultanDîvânî ile Yavuz SultanSelîm arasında da o derece yakınlık vardı.Yavuz ekseriyetle mühim ve müşkil zor meselelerde SultanDîvânî ileistişâre için mektuplaşırdı. Aldığı cevâba göre hareket etmesiyle osıkıntısı gider, işleri hayırla netîcelenirdi.

Sultan Dîvânî, ömrünün sonuna doğruansızın vefât edeceğine dâir bâzı alâmetler gördü. Bir Cumâ günüsohbetten sonra baş ağrıları başladı.Ağrılar günden güne arttı.Ziyâretine gelen sevenleri ilaç almasını söylediklerinde; Bu başağrısı, ölüm habercisidir. Ölümden başkası ile geçmez. buyurdu.Hastalığının ikinci Cumâsında ateşlendi. Rahatsızlığı sebebiyle,sevenlerinin üzülmesini görüp; YarınCumartesidir. O gün biz rahatakavuşuruz. arkasından; Yarın derd ve ilaç gâilesi düşüncesindenkurtulacağız. buyurdu. Cumartesi günü rûhunu teslim etti. Çokkalabalık bir cemâatle kılınan namazdan sonra Abapûş-i Velî`nin yanınadefnedildi.

Sadrâzam KaraMustafa Paşa, SultanDîvânî`nin kerâmetlerini ve yüksek hallerini duyup, onun dergâhınahizmet etmek istedi. Türbesini ve dergâhının baştan başa tâmir veyenilenmesi için çok miktarda para ve usta gönderdi. Tâmir sırasındaâni bir yangın çıktı. Bunun üzerine gerekli hazırlıklar tamamlanıptekrar tâmir işine başlandı. Bu sırada dergâhın hizmetçilerinden GülümDede, SultanDîvânî`yi rüyâsında gördü. Ona; Ayak ucumda gömülü olanhazîneyi aç. Türbenin tâmiri için lâzım gelen masraflara oradan sarfet.Hiçbir kimseden maddî yardım kabûl etme. diye tenbihte bulundu. GülümDede söylenilen yeri kazınca bir küp altın çıktı. Sadrâzamın memurlarıbu duruma çok hayret ettiler. Durumu sadrâzama bildirecekleri sıradapaşanın ölüm haberi geldi ve dolayısıyla tâmir için gerekli yardımınyapılamayacağı bildirildi. Çıkan altınlar ile Gülüm Dede türbeyi tâmirettirdi ve kalanını da fakirlere ve Sultan Dîvânî`nin çocuklarına verdi.

Sultan Dîvânî`nin şiirlerinden birisişöyledir:

Şem-i rûyına cismimi pervâne düşürdüm
Evrâk-ı dili âteş-i sûzâne düşürdüm

Bir katre iken kendimi ummâna düşürdüm
Eyvah yolumu vadi-i hüsrâna düşürdüm.

Takrîr edemem, derd-i derûnum elemimvar
Mevlâ`yı seversen beni söyletme gamımvar!

MESNEVÎ OKUTABİLİRSİN

Sultan Dîvânî, Burdur`a gitmişti. BuradaMehmed Efendi isminde bir dokumacının evinde misâfir kaldı. MehmedEfendi tam bir bağlılık, ihlâs ve samîmiyetle Sultan Dîvânî`ye yardımetti. Sultan Dîvânî onun bu derece misâfirperverlik göstermesinden çokmemnun oldu ve; Gel bizim fedâimiz ol ve mükâfatını gör. buyurdu. Oda bu dâveti nîmet bilip, kabûl edip, Sultan Dîvânî`ye talebe oldu.Sultan Dîvânî onu oturtup, Mesnevî`nin ilk on sekiz beytiniîzâh ederek okuttu. Sonra; Artık Mesnevî`yi okutabilirsin.buyurdu. Dokumacılıktan başka bir şey bilmeyen Mehmed Efendi, SultanDîvânî`nin teveccüh ve nazarları bereketiyle zâhirî ve bâtınî ilimlerledolu hâle geldi. Burdur Mevlevî Dergâhı şeyhi oldu.

1) Sefîne-i Nefîse-i Mevleviyân; s.15




Yazdır




SULTAN DÎVÂNÎ kabir adresi ile ilgili bilgileri
aşağıdaki bölüme yazıp siteye ekleyebilirsiniz.


Bu sayfayı arkadaşına gönder.
e-Posta Adresin
Arkadaşının e-Posta Adresi


Sponsor Bağlantılar


En Çok Okunanlar

SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN (3781)
AHMED AMİŞ EFENDİ (2066)
SEYYİD AHMED-İ KEBÎR ER-RUFÂÎ (2039)
BABA TÂHİR URYÂN (1990)
HACI DURSUN EFENDİ (1889)
EVHADÜDDÎN KİRMÂNÎ (1675)
ARAB BABA (1631)
MERKEZ EFENDİ (1562)
ESKİCİ MEHMED DEDE (1554)
BEHRULLAH EFENDİ (1500)

En Son Okunanlar

SİRÂCEDDÎN ÖMER HALVETÎ (677)
SİNÂNÜDDÎN YÛSUF AMÂSÎ (529)
BEHÂEDDÎN KIŞLAKÎ (234)
SİNÂN ERDEBİLÎ (263)
SİNÂN EFENDİ (320)
EBÛ MUHAMMED TALHÂ BİN ÎSÂ (260)
SIRRÎ-Yİ SEKATÎ (249)
SIBGATULLAH-I BERVECÎ (264)
EYYÛB-İ SAHTİYÂNÎ (265)
SIBGATULLAH ARVÂSÎ (255)

Rastgele

ADİYY BİN MÜSÂFİR (283)
ALİ BİN FUDAYL (313)
İBRÂHİM GÜLŞENÎ (289)
EBÛ ALİ RODBÂRÎ (226)
ÖMER MUHDÂR BİN ABDURRAHMÂN (265)
EBÜ`L-ABBÂS-I MÜRSÎ (193)
MEVLÂNÂ KÂSIM ALİ BEDAHŞÎ (270)
AHMED KÂBİLÎ (249)
CÂFER BİN ABDÜRRAHÎM KİLÂÎ (256)
SEYYİD EMÎR HAMZA (298)

En Çok Oylananlar

MERKEZ EFENDİ (5,0)
HACI DURSUN EFENDİ (4,0)
ABDULLAH BİN ABDÜLAZÎZ (OSMAN) EL-YUNEYNÎ (2,0)


Evliyaullah.net oluşturulurken İhlas Evliyalar Ansiklopedisi'nden de faydalanılmıştır.
Evliyaullah.net'teki hatalı olduğunu düşündüğünüz ya da yayınlanmasını istediğiniz bilgiler varsa, lütfen iletişim sayfamızdan bizimle temas kurunuz.

banasiteyap.net Evliyaullah.net © 2008 - 2012