Ana Sayfam Yap Favorilerime Ekle

    Sitemizde 1211 evliya ve veli hakkında bilgi bulunmaktadır

A Â B C Ç D E F G H İ K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Sponsor Bağlantılar


Rastgele

FAHREDDÎN-İ RÂZÎ (293)
FAHRİ EFENDİ (Kulu) (305)
CÂBİR BİN ZEYD (268)
ÖMER ŞİRVÂNÎ (312)
ÖMER BİN ZER (260)
AHMED BİN EBÛ BEKR AYDERÛSÎ (281)
EYYÛB-İ SAHTİYÂNÎ (265)
BÜNDÂR BİN HÜSEYİN ŞİRÂZÎ (337)
FAHREDDÎN-İ ACEMÎ (292)
ABDURRAHMÂN TAFSÛNCÎ (301)
FAHREDDÎN-İ IRÂKÎ (İbrâhim bin Şehriyâr Hemedânî) (346)
ÖMER MUHDÂR BİN ABDURRAHMÂN (265)
CABBÂR DEDE (333)
AHMED BİN EBÛ BEKR (299)
ÖMER NÂİMÎ EFENDİ (289)
ÖMER BİN SAÎD EL-HEMEDÂNÎ (283)
EŞREFOĞLU RÛMÎ (431)
ALİ BİN BENDÂR SAYRAFÎ (263)
ABDULLAH BİN MUHAMMED EL-HADRAMÎ (251)
EVHADÜDDÎN KİRMÂNÎ (1675)
BUSAYRÎ (Muhammed bin Saîd bin Hammâd) (237)
EVZÂÎ (258)
ÖMER BİN ABDÜLAZÎZ (263)
ÖMER FÜÂDÎ (309)
ABDÜLKERÎM KÂDİRÎ (377)
ÖMER KARADÂĞÎ (245)
ALİ BEKKÂ (246)
Kişiye zulmeder mi hiçMevlâsı, (355)
ESKİCİ MEHMED DEDE (1554)
ESRÂR DEDE (309)
OSMAN ES-SERÛCÎ (251)
BURHÂNEDDÎN BİN MUHAMMED EĞRİDİRÎ (259)
ABDULLAH AYDERÛSÎ (270)
OSMAN ŞİRVÂNÎ (260)
OSMAN ET-TAVİLÎ (315)
AHMED DİYOBENDÎ (264)
ES`AD EFENDİ (246)
BUHÂRÎ (297)
ES`AD EFENDİ (Sahhaflarşeyhizâde) (245)
OSMAN BİN MERZÛK EL-KUREŞÎ (294)


  

ABDÜLVEHHÂB MÜTTEKÎ





ABDÜLVEHHÂB MÜTTEKÎ kabir adresi konusunda bilginiz varsa lütfen aşağıdaki bölüme, açık adres, adres tarifi ve ulaşım imkânları ile ilgil bilgileri yazın.

Hindistan`dayetişen meşhûr velîlerden. Mendev`de doğdu. Doğum târihibilinmemektedir. 1592 (H.1000) senesinden sonra Mekke`de vefâtetmiştir. Mekke yakınlarındaki Ma`lâh kabristanına defnedildi. BabasıŞeyh Veliyullah memleketleri Mendev`in ileri gelenlerindendi.Başlarından geçen bâzı hâdiseler sebebiyle Burhanpur`a göçtüler.Burhanpur`a yerleşmelerinden kısa bir müddet sonra babası ve annesivefât etti.

Abdülvehhâb Müttekî, babasının veannesinin vefâtından sonra küçük yaşta kendini ilme verdi. İlimöğrenmek için şehir şehir dolaştı. Gücerât, Serendip, Dekkan ve Seylangibi zamânının önemli ilim merkezlerine gitti. Âlimlerden ders aldı.Sohbetlerinde bulundu. Daha sonra Mekke-i mükerremeye gitti. Büyükhadîs âlimi ve evliyânın meşhurlarından olan Şeyh Ali Müttekîhazretlerinin nâmını duymuştu. Huzûruna vardı. Talebeliğe kabûledilmesini arz edince, Ali Müttekî onun kim olduğunu sordu. Abdülvehhâbda kendini tanıtınca, Ali Müttekî; Baban Veliyullah, benimarkadaşımdır. Seni talebeliğe kabûl ettim. Arzu edersen yanımda kâtipolarak kal. buyurdu.

Abdülvehhâb Müttekî kabûl ederek AliMüttekî`nin huzûrunda yetişmeye başladı. Hocasının yazdığı kitaplarıntashîhlerini ve karşılaştırmalarını yazmakla meşgûl oldu. Hocasınıneserlerini yazmak için görülmemiş derecede gayret ve azim gösterdi. Oniki bin beytlik bir kitabını on iki gecede yazdı. Ali Müttekîhazretleri onu sevip ders ve sohbetlerinde yakın alaka gösterdi.Tasavvufta yetiştirip kemâle erdirdi. Abdülvehhâb hocasın husûsîteveccühlerine kavuştu. Evliyâlık makâmlarında hâl sâhibi oldu. Birdefâsında hocasının; Allah yolunda bulduğum kardeş Abdülvehhâb`dır.sözüne mazhar oldu.

Ali Müttekî hazretlerine on iki yılhizmet etti. Hocası 1567 senesinde vefât edince, ona vekâlet etti.İnsanlara Allahü teâlânın emirlerini ve yasaklarını öğretti. İlim,amel, hâl, ittibâ`, istikâmet, terbiye, sohbet, ifâde, ilim talebesineyardım, şefkat, garîp ve fakîrlere kucak açma, insanlara nasîhat,nûrâniyet ve diğer iyilik hususlarında yüksek üstâdının hakîkî vârisive sâdık talebesi idi. Harameyn halkı, Yemen, Şam ve Mısırlılar,kendisinin üstünlüğünü kabûl edip, sohbetiyle şereflenmek için koştular.

Abdülvehhâb Müttekî`yi tanıyan Yemenlibir velî, Mekke ve Medîne halkına bir mektup göndererek; Ey Harameynhalkı! İçinizde Allahü teâlânın nûrunu saçan Abdülvehhâb`ın kıymetinibiliniz ve ondan istifâde etmeye bakınız. diye yazmıştır.

Yemen`de tanınan ve halk arasında meşhûrolan Seyyid Hâtem, yüksek hâller, kerâmetler sâhibi bir kimseydi.Abdülvehhâb Müttekî hazretleri ile görüşmek için yollara düştü veMekke`ye geldi. Görüşmek için izin istedi. O ise; Kalblerin görüşmesiyeterlidir, bedenen görüşmeye ihtiyaç yoktur. buyurdu. Seyyid Hâtem;Bu söze bile râzıyım. diyerek geri dönüp, görüşmeden ayrıldı.

Abdülvehhâb Müttekî kırk yaşlarındaevlendi. Eline geçen parayı fakirlere, muhtaçlara, ilim öğrenentalebeye ve dîn-i İslâm`ın yayılmasına çalışan kimselere dağıtırdı.Kendisi için, alacağı kitaplar ve günlük yiyecek için para ayırırdı.Peygamber efendimizi ziyârete gelenlere husûsî muâmele ederdi.

Hâfızası çok kuvvetli olup, öğrendiğiniuzun yıllar unutmazdı. Kâmus lügatı ezberinde idi. Fıkıh ve hadîsilminde de böyle idi. Arabî âlet ilimlerini de iyi bilirdi. SenelerceHarem-i şerîfte bu ilimlerin dersini verdi.

Bir gün istidrâcdan, müslümanolmayanlarda ve bid`at ehlinde görülen havada uçmak, su üstünde yüzmekgibi hâllerden söz açılmıştı. Buyurdu ki:

Fâsıklara ve bid`at sâhiplerine de birkuvvet verilir ve onunla avâmın kalblerini çekebilirler. Dinde sağlamolmayanları yoldan çıkarırlar.

Buna uygun olarak başından geçen şuhâdiseyi anlattı:

Bir zaman yolculukta bir şehre uğradım.Şehrin kâdısı Şâfiî mezhebindeydi. İsmi, Abdülazîz`di. Dervişleri,yolcuları himâye ederdi. Beni de o kıyâfetle görünce, yanıma gelipoturdu. Konuştuk. Şehrinizde sohbet edebileceğimiz sâlih kimseler varmı? dedim. Gönül sâhibi bir adam var. Çokları ona bağlı. Lâkinzâhirde bâzı haramları işlediğinden biz onu arayıp sormuyoruz. dedi.Ertesi gün o adamın olduğu yere gittim. Baktım ki, yüksek bir yerde ikiüç kişi ile birlikte oturuyordu. Cemâat ise, erkek-kadın karışıktı. Biziçeri girince; Merhabâ. dedi. Bir müddet sonra kadehler gelip şarapdağıtılmaya başlandı. Bana da işâret edip; Haydi sen de iç. dedi.Haramdır, içilmez. dedim. Ne kadar ısrar ettiyse, sözümde durupiçmedim. İçmezsen bak sana ne yaparım. diye tehdid etti.

Sonunda üzgün ve kederli bir hâlde oradankalktım. Arkadaşlarımın yanına geldim. Yemek hazırdı. Canım yemekistemedi. Öyle uykuya daldım. Kimseye de başımdan geçeni anlatmadım.Rüyâda, ağaçlar, meyveler ve pınarlarla dolu güzel bir bahçe gördüm.Yolu dikenli ve sıkıntılıydı. Ona gitmek pek zor göründü. Şarap dağıtanadam çıkageldi. Elinde şarap kadehi vardı. Al bunu iç, seni bu bahçeyegötüreyim. dedi. Rüyâda da, o haramı alıp içmedim. Bu esnada uyandım.Lâ havle okudum. Bana ne oluyor, rüyâda da aynı şeyi gördüm, dedim.Kalktım, Resûl-i ekreme sığındım. Tekrar uyudum. Bu sefer Peygamberefendimizi gördüm. Huzûruna vardım. Mübârek elinde asâ, baston vardı.Âniden o bid`at sâhibi adam göründü. Resûlullah efendimiz bastonu onafırlattı. O köpek şekline girdi ve Resûlullah`ın huzûrundan kaçtı.Peygamberimiz sonra bana dönerek; O kaçtı, bir daha bu şehirdeduramaz. buyurdular. Uyandım. Abdest alıp, iki rekat namaz kıldım veşükrettim. O adamın olduğu tarafa gittim. Gördüm ki, orada hiçbir şeykalmamış. Ben gitmeden kaçıp gitmişti. Oradakiler; Birkaç saat önceevini yıkıp, buradan toparlanıp gitti. dediler.

Abdülvehhâb Müttekî hazretleri buyurduki;

İlim gıdâ gibidir. Ona bir zaman ihtiyaçvardır. Faydası da herkesedir.

Kendisine dediler ki:

Tâlibin devamlı zikirde olması lâzımdır,diyorlar. Bu nasıl olur? Buyurdu ki:

Hayırlı amelle meşgûl olan, dâimâzikirdedir. Namaz kılmak zikirdir. Kur`ân okumak zikirdir. Din ilimleriöğretmek ve öğrenmek zikirdir. Her hayırlı amel zikirdir.

Selef-i sâlihînin yolu, çeşit çeşit iyiişleri yapmak, ahlâkını güzelleştirmek ve ilmi yaymaktı.

O İHTİYAR HIZIR`DI...

Bir gün, Hızır aleyhisselâm hakkındakonuşuluyordu. Abdülvehhâb Müttekî Şöyle anlattı:

Küçüktüm, Mendev`de çıkan bâzı hâdiselersebebiyle babamla sahraya çıktık. Fakat yolumuzu kaybettik. Yiyecek veiçecek hiçbir şeyimiz yoktu. Çok acıktım. Ağlamaya başladım. Babam beniteskîn ediyor ve; Sabret ileride yiyecek vardır. diyordu. Ama busözler beni rahatlatmıyordu. Bu hâlde iken akşam oldu. Arslan ve kurtkorkusundan bir ağaca çıkıp, geceyi orada geçirdik. Sabahleyin gördükki, o ağaca yakın bir yerde tatlı su pınarı var. Sular şırıl şırılakıyor. Yanında nûr yüzlü bir ihtiyar oturuyor. Bizi görünce,koltuğunun altından sıcak ekmek çıkarıp babama verdi. Oraya yakın birköyün yolunu bize gösterdi. Ekmekleri yedik. O sudan kana kana içtik veköyün yolunu tuttuk. O köye gidip, rahat ettik. Sonra o zâtı ve pınarıgörmeyi arzuladık. Tekrâr ağacın altına geldik. Orada ne o pınar, ne deo zât vardı. Şaşıp kaldık. Herhâlde o ihtiyar Hızır`dı ve bize yardımiçin görünmüştü.

1) Ahbâr-ül-Ahyâr; s.275
2) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; c.15,s.150
3) Hazînet-ül-Asfiyâ; c.1, s.138,140
4) Hadâik-ül-Hanefiyye; s.392
5) Zâd-ül-Müttekîn fî SülûkiTarîk-il-Yakîn (Abdullah-ı Dehlevî)
6) Persian Litarature; c.2, s.979




Yazdır




ABDÜLVEHHÂB MÜTTEKÎ kabir adresi ile ilgili bilgileri
aşağıdaki bölüme yazıp siteye ekleyebilirsiniz.


Bu sayfayı arkadaşına gönder.
e-Posta Adresin
Arkadaşının e-Posta Adresi


Sponsor Bağlantılar


En Çok Okunanlar

SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN (3782)
AHMED AMİŞ EFENDİ (2066)
SEYYİD AHMED-İ KEBÎR ER-RUFÂÎ (2039)
BABA TÂHİR URYÂN (1990)
HACI DURSUN EFENDİ (1889)
EVHADÜDDÎN KİRMÂNÎ (1675)
ARAB BABA (1631)
MERKEZ EFENDİ (1562)
ESKİCİ MEHMED DEDE (1554)
BEHRULLAH EFENDİ (1500)

En Son Okunanlar

ABDÜLVEHHÂB BUHÂRÎ (255)
ABDULLAH-I DEHLEVÎ (436)
ŞEYH ABDURRAHMÂN EŞŞÂVİRÎ (551)
ŞEREFÜDDÎN AHMED BİN YAHYÂ MÜNÎRÎ (269)
HATTAT HÂFIZ OSMAN EFENDİ (417)
ŞERÂFEDDÎN EBÛ ALİ KALENDER (396)
ABDÜLVÂHİD BİN ZEYD (265)
ŞÂH VELİYYULLAH-I DEHLEVÎ (267)
ABDÜLVÂHİD BİN MUHAMMED (252)
ŞÂH MUHAMMED ÇELEBİ (326)

Rastgele

MUHAMMED HAREZMÎ (297)
ABDULLAH İBNİ VEHB (284)
HIZIR ÇELEBİ (Hızır Bey) (523)
BEŞİR AĞA (271)
MEVLANA HALİD-İ BAĞDADİ (543)
ÇANDARLI KARA HALİL HAYREDDÎN PAŞA (358)
ALÂEDDÎN GONCDÜVÂNÎ (237)
SÂLİM ŞEBŞÎRÎ (252)
TÂCÜDDÎN İBRÂHİM HALVETÎ (303)
HÂCE MUHAMMED BİN EBÛ AHMEDEL-ÇEŞTÎ (314)

En Çok Oylananlar

MERKEZ EFENDİ (5,0)
HACI DURSUN EFENDİ (4,0)
ABDULLAH BİN ABDÜLAZÎZ (OSMAN) EL-YUNEYNÎ (2,0)


Evliyaullah.net oluşturulurken İhlas Evliyalar Ansiklopedisi'nden de faydalanılmıştır.
Evliyaullah.net'teki hatalı olduğunu düşündüğünüz ya da yayınlanmasını istediğiniz bilgiler varsa, lütfen iletişim sayfamızdan bizimle temas kurunuz.

banasiteyap.net Evliyaullah.net © 2008 - 2012