Ana Sayfam Yap Favorilerime Ekle

    Sitemizde 1211 evliya ve veli hakkında bilgi bulunmaktadır

A Â B C Ç D E F G H İ K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Sponsor Bağlantılar


Rastgele

EBÛ SAÎD KAYLAVÎ (253)
HACI RAMAZAN (887)
MOLLA GÜRÂNÎ (296)
MÜSTEKÎMZÂDE SÜLEYMÂN SÂDEDDÎN EFENDİ (316)
ALİ BİN HEYTÎ (236)
ALİ YEŞRÛTÎ (249)
CEMÂLEDDÎN-İ UŞŞÂKÎ (265)
SEYYİD RADIYYÜDDÎN ALİ (246)
HÂŞİMÎ EMÎR OSMAN (301)
ABDÜLAZÎZ DEBBAĞ (867)
OSMAN NÛRAKÛBÎ (242)
UKAYL EL-MÜNBECÎ (417)
AHMED AMİŞ EFENDİ (2066)
ŞEYH AHMED ŞEMSEDDÎN (292)
İBN-İ VEFÂ (Ali bin Muhammed) (300)
ABDÜLBÂKİ EFENDİ (375)
RÜVEYM BİN AHMED (372)
SEYYİD HÜSEYİN BURHÂNEDDÎN EFENDİ (324)
ZEYNELÂBİDÎN KAYSERÂNÎ (398)
EDEBÂLÎ (Üdebâlî) (329)
TUNUSÎ (İbrâhim bin Yahlef) (313)
KAYYÛM-İ ZAMAN (257)
MUHAMMED HÂŞİM-İ KEŞMÎ (254)
ANKARAVÎ İSMÂİL RUSÛHÎ (253)
SELÎM FETİHPÛRÎ (276)
ÇELEBİ HÜSREV (255)
FERÎDÜDDÎN GENC-İ ŞEKER (258)
ZEYNEDDÎN-İ HÂFÎ (292)
MAZHAR-I CÂN-I CÂNÂN (248)
MUHAMMED ŞÂZİLÎ (259)
ATEŞBÂZ VELÎ (785)
AHMED CÜZEYRÎ (Cezerî) (268)
DEHLEVÎ (270)
HACI HIDIR EFGÂN (247)
ABDÜLFETTÂH-I BAĞDÂDÎ AKRÎ (501)
MOLLA AYAS (245)
MUTARRİF BİN ABDULLAH (244)
ŞEYH ABDURRAHMÂN EŞŞÂVİRÎ (551)
AZÎZ MAHMÛD HÜDÂYÎ HAZRETLERİ (391)
AHMED EFLÂKÎ (344)


  

ZENBİLLİ ALİ EFENDİ





ZENBİLLİ ALİ EFENDİ kabir adresi konusunda bilginiz varsa lütfen aşağıdaki bölüme, açık adres, adres tarifi ve ulaşım imkânları ile ilgil bilgileri yazın.

Osmanlıâlim ve velîlerinin meşhûrlarından. Sekizinci Osmanlı şeyhülislâmıdır.İsmi Ali olup, babasınınki Ahmed’dir. Lakabı, Alâeddîn el-Hanefîer-Rûmî’dir. Aslen Aksaraylıdır. O zaman Aksaray, Karaman eyâletinebağlı olduğu için, kendisine Karamânî nisbeti de verilmişir. Ayrıcaevliyânın ve âlimlerin meşhûrlarından olan Cemâleddîn Aksarâyî’nintorunudur. Dedesine nisbetle “Cemâlî” denilmiş ve Ali Cemâlî ismiyletanınmıştır. Evinin penceresinden bir zenbil sarkıtır, suâl soranlar,suâllerini bir kağıda yazıp zenbile koyardı. O da çekip suâllerincevâbını yazar, zenbili tekrar sarkıtırdı. Bu sebeble “Zenbilli AliEfendi” ismiyle meşhûr oldu. Doğum târihi bilinmemekte olup, 1526 (H.932) senesinde İstanbul’da vefât etti. Türbesi Zeyrek yokuşundadır.

Zenbilli Ali Efendi, ilim tahsîlinememleketinde başlayıp, Alâeddîn Ali bin Hamza Karamânî`den ders aldı. KudûrîMuhtasarı`nı ve Nesefî Manzûmesi`ni ezberledi.Bu ilk tahsîlinden sonra İstanbul’a gitti. Orada, zamânın meşhûrâlimlerinden olan Molla Hüsrev’in derslerine devâm edip, ilim öğrendi.Sonra Molla Hüsrev, onu Bursa’ya gönderip, Sultan Medresesi müderrisiHüsâmzâde Mevlânâ Muslihuddîn’den ders almasını tavsiye etti. Bu zâtınderslerine devâm edip, ondan aklî ve naklî ilimleri öğrendi. İlimdeyetiştikten sonra hocası Mevlânâ Muslihuddîn, onu kendisine mu’îd(yardımcı müderris) seçti. Mevlânâ Muslihuddîn’in kızı ile evlenipdâmâdı oldu. Çeşitli medreselerde müderrislik yaptı.

Fâtih Sultan Mehmed Hân devrinde,Edirne’de Taşlık Ali Bey Medresesine müderris tâyin edildi. Fakirolduğu öğrenilince, pâdişâh tarafından kendisine, bir mikdâr kıymetlielbise ile beş bin akçe ihsân olundu. 1477 (H.882) de, Edirne’deBeylerbeyi Medresesine, sonra Sirâciyye Medresesine geçti. Bu sıradakendisini çekemeyenlerin tutumları karşısında, müderrislikten istifâedip, bir rivâyete göre Şeyh Muslihuddîn Ebü’l-Vefâ’ya, diğer birrivâyete göre de, Halvetiyye büyüklerinden Şeyh Mes’ûdî Edirnevî’yetalebe olup tasavvufta kemâle geldi.

Fâtih Sultan Mehmed Hânın vefâtındansonra, İkinci Bâyezîd Hân tarafından, Bursa Kaplıca Medresesinemüderris tâyin edildi. İznik’de Orhan Gâzi, Bursa’da Murâd Gâzimedreselerinde de müderrislik yaptı. Daha sonra, İkinci BâyezîdMedresesi müderrisliği ile Amasya müftîliği vazifelerinde bulundu. Birara hacca gitmek üzere Amasya’dan ayrıldı.

Mekke’ye gitmek üzere yolaçıkıp, o seneHicaz’da bâzı karışıklıkların çıkması sebebiyle, bir sene Mısır’dakalıp ertesi sene hac yaptı. Mısır’da kaldığı sırada oranın âlimleriylegörüşüp, ilmî incelemeler ve müzâkereler yaptı. Ertesi yıl hacca gitti.Hacda iken, Şeyhülislâm Efdalzâde Hamîdüddîn Efendi vefât edince,İkinci Bâyezîd Hân tarafından 1497 (H. 903)`de Şeyhulislâmlığa tâyinedildi. İkinci Bâyezîd Hân, Zenbilli Ali Cemâlî Efendi gelinceye kadarfetvâ işlerinin Sahn-ı semân Medresesi müderrisleri tarafındanyürütülmesini emretti. Ayrıca yeni yapılmış olan Bâyezîd Medresesimüderrisliğinde de vazife verildi. Bundan sonra şeyhulislâmların,Bâyezîd Medresesinde müderrislik yapması âdet hâline geldi.

Yavuz Sultan Selîm Hânın tahtaçıkmasından sonra da vazifesine devâm eden Zenbilli Ali Efendi, hakseverliliği ve doğruluğu ile dikkati çekmiştir. Pâdişâhın herhareketinde İslâmiyete uymasında yardımcı olmuştur. 1516 (H. 922) deyapılan seferler için fetvâ vermiştir.

Zühdü, takvâsı, istikâmeti ve doğruluğuile meşhûr olan Zenbilli Ali Efendi, dîne uymayan her çeşit hükme vekarara şiddetle karşı çıkardı. Yavuz Sultan Selîm Hânın, şiddetlihareketlerini bile teskine muvaffak oldu. Bir defâsında Yavuz SultanSelim Hân Topkapı Sarayı hazînesi görevlilerinden yüz elli kişininsorumsuz davranışlarından dolayı îdâmını emretmişti. Zenbilli AliEfendi, bu kararı duyunca derhal Dîvân-ı hümâyûn’a koştu. Vezîrlerayağa kalkıp saygı ile karşıladılar ve baş köşeye oturttular.Şeyhülislâmın dîvâna gelmesi âdet olmadığından, niçin geldiğinisordular. Pâdişâhla görüşmek istediğini söyledi. Durum pâdişâhaarzedildi. Yavuz Sultan Selîm Han, huzûruna girmesine izin verdi. Arzodasına girip selâm verdi. Pâdişâhın hürmet göstermesinden sonra,gösterilen yere oturdu. Sonra pâdişâha; “Fetvâ vazîfesinde(şeyhulislâmlıkda) bulunanların bir işi de, pâdişâhın âhiretinikorumak, onları dînen hatâ olan şeylerden sakındırmaktır. Yüz ellikişinin îdâm edilmesine pâdişâh fermanı çıktığını duyduk, öldürülmeleriiçin, dînen bir sebep tesbit edilmiş değildir. Bunların af buyrulmasıricâ olunur.” sözü üzerine kızan pâdişâh; “Bu iş saltanatın gereğidir.Âlimler böyle işlere karışırsa devlet idâresi kargaşaya uğrar.Sorumsuzluklara göz yummak, beğenilecek tutum değildir. Bu işlerekarışmak sizin vazifeniz değildir.” dedi. Zenbilli Ali Efendi,Pâdişâhın bu sözleri karşısında; “Bu karar âhiretiniz ile ilgilidir vebuna karışmak da bizim vazifemizdir. Eğer affederseniz ne iyi negüzeldir. Yoksa âhirette cezâya müstehak olursunuz.” Bu sözler,Pâdişâhın kızgınlığını yatıştırdı. “Affettik” diyerek lütuf gösterip,neşe ile sohbete başladı. Konuşma bittikten sonra, gitmek üzere ayağakalkan Zenbilli Ali Efendi, Yavuz Sultan Selîm Hâna; “Âhiretiniz ileilgili hizmeti yerine getirdim. Mürüvvet ile ilgili bir sözüm dahavar.” dedi. Pâdişâh; “Onu da söyle.” deyince; “O sözüm de şudur ki,Pâdişâhın affına uğrayan o kişilerin, işlerinden el çektirilip, elaçarak sokaklarda dolaşmaları, Pâdişâhlığın şânına lâyık mıdır?” dedi.Bunun üzerine Padişâh bunu da kabûl etti. Sultan Selim Hân; “Fakatbunlar vazifelerinde kusur ettikleri için, bunları tâzir edeceğim.”dedi. Zenbilli Ali buna karşı da; “Tâzir (azarlama) pâdişâhın reyinekalmıştır. Orasını siz bilirsiniz. Bizim arzumuzu kabûl etmeniz bizeyeter.” dedi. Sonra teşekkür ederek pâdişâhın huzûrundan ayrıldı. YavuzSultan Selim Hân da onu medhederek uğurladı.

Yavuz Sultan Selim Hân bir defâsındaEdirne’ye gidiyordu. Şeyhülislâm Zenbilli Ali Efendi de pâdişâhıuğurlamak üzere gelmişti. Pâdişâhı uğurlayıp dönerken dört yüz kişininelleri bağlı îdâm edilmek üzere götürüldüklerini gördü. Bunların niçinîdâm edileceklerini sordu. Pâdişâh, ülkesinde ipek alınıp satılmasınıyasaklamıştı. Bunlar bu yasağa uymadıkları için yakalandılar ve îdâmedilecekler dediler. Zenbilli Ali Efendi derhal geri dönüp, YavuzSultan Selim Hâna yetişti. “Bu elleri bağlı dört yüz kişininöldürülmesi helâl değildir. Bu hususta Allah indinde sorumlu olursun.Sakın bunları îdâm ettirme!” dedi. Pâdişâh bu sözler karşısında kızıp;“Halkın üçte birinin ahvâlini düzeltmek için üçte ikisinin bileöldürülmesi câiz iken, böyle bir avuç kimsenin kanının dökülmesini çokgörmek yersiz değil midir?” dedi. Zenbilli Ali Efendi; “Bu iş büyük birkargaşada mübahdır, yapılabilir.” deyince, Pâdişâh; “Hükümdârın emrinekarşı gelmekten daha büyük kargaşa olur mu?” dedi. Zenbilli Ali Efendişöyle cevap verdi: “Bunlar senin emrine karşı gelmemişlerdir. Zîrâsenin ipek emîni tâyin etmen, ipeğin alınıp satılmasını gösterir. Bubir ruhsattır, açıkça izin vermen demektir. İpek alınıp satılmayacaksaniye ipek emîni tâyin ettiniz, onun vazifesi nedir?” dedi. Pâdişâh ona;“Senin saltanat işlerine âit bu gibi şeylerde söz söylemen vazifendeğildir!” dedi.

Zenbilli Ali Efendi; “Bu husus âhiretişlerindendir. Buna karışmak benim vazifemdir.” diyerek selâm vermedenpâdişâhın yanından ayrılıp gitti. Bu durum pâdişâhı son derecekızdırdı. Bir müddet atının üstünde sessiz ve hareketsiz kalıp, derinbir düşünceye daldı. Sonra yürüdü. Yanında bulunanlar, pâdişâhın buhâline şaşdılar. Pâdişâhın yanına toplanıp onu tâkib ettiler. Neticeninnereye varacağını düşünüyorlardı.

Pâdişâh Yavuz Sultan Selim Hân yoldameâlen; “Eğer affedersen, bu, takvâya daha yakındır.” buyurulanâyet-i kerîmeyi düşünerek, elleri bağlı dört yüz îdâm mahkumunuaffetti. Edirne`ye varınca da Şeyhülislâm Zenbilli Ali Efendiye birferman gönderdi. Bu fermanda şöyle diyordu: “Dînî ve tıynî (yaratılış),istikâmetin (doğruluğun) mâlûmum olup, kazâ-yı tarafeyni cem ettim(Anadolu ve Rumeli kadıaskerliğini birleştirdim.) ve kelâm-ı Hakkıişitip uydum ve dahî seni oraya (bu iki kadıaskerliğe) nasbettim (tâyinettim).” Böylece o dört yüz kişiyi affedip îdâm etmekten vazgeçtiğinive Zenbilli Ali Efendiyi takdir edip, ayrıca ilmiye sınıfı için,şeyhülislâmlıktan sonra en yüksek makâm olan kadıaskerlik vazifesine,hem de her iki kadıaskerliği birleştirerek onu tâyin ettiğini bildirdi.

Zenbilli Ali Efendi bu teklifi öncenezâketen kabûl etti. Sonra da şöyle bir cevap yazıp gönderdi: “Velâkinhazret-i Hak ile ahdim vardır ki: Söz veya kaleminden (Hükmettim!..)kelimesi çıkmaya... Ol ahdimizi korumak yüzünden, vukû bulan kusurumuzuaf buyurmak, bu duâcınızın sonsuz recâlarıdır...” Yavuz Sultan SelimHân, Zenbilli Ali Efendinin dünyâya, dünyâ malına ve mevkiine rağbetetmediğini, âhirette kurtuluşu istediğini görerek çok sevindi ve onabeş yüz altın hediye gönderdi.

Zenbilli Ali Efendi, Kânûnî SultanSüleymân Hân devrinde de vazifesinde kalıp Rodos Seferine katıldı.Rodos’un fethinden sonra orada imâmlık ve hatîplik yapıp, İslâmmüesseseleri kurdu.

Zenbilli Ali Efendi; İkinci Bâyezîd Hân,Yavuz Sultan Selim Hân ve Kânûnî Sultan Süleymân Hân devrinde olmaküzere 24 sene şeyhülislâmlık yaptı. Ömrünü, ilme, talebe yetiştirmeyeve İslâma hizmete harcamış, kıymetli hizmetler yapmıştır. Üstünhâlleri, ahlâkı, başarılı hizmetleriyle meşhûr olup, tasavvufta dakemâle ermiştir. Kendisine “Mevlânâ Sûfî Ali Cemâlî” de denilmiştir.

Şakâyık müellifi şöylekaydetmiştir: “Zenbilli Ali Efendi ölüm döşeğinde iken, babamlabirlikte ziyâretine gittik. Babamla gizli bir şeyler konuştular vebabam ağlamaya başladı. Ziyâretinden ayrıldıktan sonra babama,ağlamasının sebebini sordum. Vefât edeceğini, Mûsâ aleyhisselâmınrûhâniyetinin sabahleyin gelip, kendisini âhirete dâvet ettiğinisöyledi.” dedi. Babam böyle deyince, ben de dayanamayıp gayri ihtiyâriağladım.”

Zenbilli Ali Efendinin El-Muhtârât adlıeseri, bir fıkıh kitabı olup, çok kıymetlidir. Bundan başka; Muhtasar-ul-Hidâye,Âdâb-ül-Evsiyâ ve Risâle fî Hakk-ıd-Deverân adlı eserlerivardır.

KARINCA VE SÜLEYMÂN

Kânûnî Sultan Süleymân Hân, meyvaağaçlarını karıncaların sarması üzerine, karıncaları kırmak içinmeseleyi Zenbilli Ali Efendiye güzel bir beyitle sorar ve şöyle der:

“Dırahtı (ağacı) sarmış olsa eğer karınca
Zarar var mı karıncayı kırınca.”

Zenbilli Ali Efendi zarîf bir ifâde ilesorulan bu suâlin altına şu beyti yazarak cevap vermiştir:

“Yarın divânına Hakk’ın varınca
Süleymân’dan alır hakkın karınca.”

1) Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye; (49.Baskı) s.1166
2) Şakâyık-ı Nu’mâniyye Tercümesi(Mecdî Efendi); s.302
3) Mu’cem-ül-Müellifîn; c.7, s.25
4) Devhat-ül-Meşâyıh; s.15
5) Kâmûs-ul-A’lâm; c.4, s.3178
6) Esmâ-ül-Müellifîn; c.1, s.742
7) Keşf-üz-Zünûn; s.1624
8) Tâc-üt-Tevârih; c.2, s.549
9) Rehber Ansiklopedisi; c.18, s.289
10) Osmanlı Müellifleri; c.1, s.320
11) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi;c.15, s.106




Yazdır




ZENBİLLİ ALİ EFENDİ kabir adresi ile ilgili bilgileri
aşağıdaki bölüme yazıp siteye ekleyebilirsiniz.


Bu sayfayı arkadaşına gönder.
e-Posta Adresin
Arkadaşının e-Posta Adresi


Sponsor Bağlantılar


En Çok Okunanlar

SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN (3782)
AHMED AMİŞ EFENDİ (2066)
SEYYİD AHMED-İ KEBÎR ER-RUFÂÎ (2039)
BABA TÂHİR URYÂN (1990)
HACI DURSUN EFENDİ (1889)
EVHADÜDDÎN KİRMÂNÎ (1675)
ARAB BABA (1631)
MERKEZ EFENDİ (1562)
ESKİCİ MEHMED DEDE (1554)
BEHRULLAH EFENDİ (1500)

En Son Okunanlar

YÛSUF HARPÛTÎ (631)
YÛSUF MAHDÛM (349)
MUHAMMED İSMÂİL (286)
FÂTIMA-İ NİŞÂBÛRİYYE (288)
ZEYNEDDÎN-İ HÂFÎ (292)
YÛNUS EMRE (326)
YAZICIZÂDE MUHAMMED EFENDİ (540)
YÂKÛT-İ ARŞÎ (255)
ABDÜRREŞÎD SÂHİB FÂRÛKÎ (306)
YAHYÂ EFENDİ (532)

Rastgele

AYDERÛSÎ (Abdullah bin Abdullah) (234)
MANSÛR BİN AMMÂR (324)
SEYYİD HÜSEYİN BURHÂNEDDÎN EFENDİ (324)
DESTÎNE HÂTUN (260)
ABDÜLAZÎZ DEBBAĞ (867)
EBÛ YÛSUF (287)
MUHAMMED BUHÂRÂLI (248)
ŞİRVÂNÎ (271)
ABDURRAHMÂN-I HARPÛTÎ (294)
FERELİ ŞEYH SİNAN EFENDİ (292)

En Çok Oylananlar

MERKEZ EFENDİ (5,0)
HACI DURSUN EFENDİ (4,0)
ABDULLAH BİN ABDÜLAZÎZ (OSMAN) EL-YUNEYNÎ (2,0)


Evliyaullah.net oluşturulurken İhlas Evliyalar Ansiklopedisi'nden de faydalanılmıştır.
Evliyaullah.net'teki hatalı olduğunu düşündüğünüz ya da yayınlanmasını istediğiniz bilgiler varsa, lütfen iletişim sayfamızdan bizimle temas kurunuz.

banasiteyap.net Evliyaullah.net © 2008 - 2012