Ana Sayfam Yap Favorilerime Ekle

    Sitemizde 1211 evliya ve veli hakkında bilgi bulunmaktadır

A Â B C Ç D E F G H İ K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Sponsor Bağlantılar


Rastgele

ESRÂR DEDE (309)
BURHÂNEDDÎN BİN MUHAMMED EĞRİDİRÎ (259)
ABDULLAH BİN GÂLİB (246)
ATÂULLAH (ATÂÎ AHMED) EFENDİ (284)
ZEKERİYYÂ ENSÂRÎ (245)
ŞÂKİR HAMEVÎ (263)
ŞÂH VELÎ AYINTABÎ (414)
OSMAN BİN MERZÛK EL-KUREŞÎ (294)
ALÂEDDÎN ALİ ERDEBİLÎ (281)
MÎR MUHAMMED NUMÂN (368)
İSMÂİL ŞİRVÂNÎ (298)
AHMED BİN İSHAK (291)
HALÎFE KIZILAYAK (317)
EBÛ HAFS HADDÂD EN-NİŞÂBÛRÎ (264)
CEZÛLÎ (402)
BEDÎ`UDDÎN SEHÂRENPÛRÎ (274)
ZÂHİDÜ’L-KEVSERÎ (393)
YÛSUF NEBHÂNÎ (314)
ŞÂH KUBÂD ŞİRVÂNÎ (261)
ALİ BİN ALEVÎ BİN MUHAMMED (247)
NÛREDDÎN EFENDİ (250)
NİZÂMEDDÎN EVLİYÂ (347)
MUHAMMED SAÎD (309)
MEVLÂNÂ SEYYİD HASAN (265)
İMÂM-I A`ZAM EBÛ HANÎFE (221)
EMÎR HÜSREV DEHLEVÎ (269)
EBÛ BEKR VERRÂK (298)
DERVİŞ HACI (287)
BOSNALI ABDULLAH EFENDİ (Abdullah-ı Rûmî) (294)
ABDÜLHAY EFENDİ (Öztoprak) (773)
YÛSUF-I HEMEDÂNÎ (270)
ALİ RIZÂ (282)
SÜVEYD SİNCÂRÎ (310)
SÜLEYMÂN ÇELEBİ (276)
ABDURRAHMÂN SÂMİ NİYÂZİ (873)
NESEVÎ (336)
MUHAMMED HEVÂRÎ (283)
AHMED ŞEYBÂNÎ (268)
MEVLÂNÂ HAMÎD-İ BİNGÂLÎ (296)
HÂFIZ OSMAN EFENDİ (443)


  

ALİ HAFIZ





ALİ HAFIZ kabir adresi konusunda bilginiz varsa lütfen aşağıdaki bölüme, açık adres, adres tarifi ve ulaşım imkânları ile ilgil bilgileri yazın.

Amasya`dayetişen velîlerden. 1892 senesindeBayburt`un Hart köyünde doğdu. Tahsîl çağına geldikten sonra ilimtahsîlinebaşlayarak Bayburt`ta Eşref Efendinin derslerini tâkib etti. SonraHâfızİbrâhim Efendi`nin talebesi oldu ve ondan icâzet, diploma aldı.İnsanlara doğruyolu göstermek için önce Amasya`nın İlyas köyüne, sonra da Karasenirköyüneyerleşti. Burada otuz sene kadar imâmlık yaptı. Bu yüzden AmasyacivârındaKarasenirli Ali Hâfız olarak tanındı. Ömrünün sonlarına doğru Şamlartürbesininyanındaki câmide imamlık yaptı.

Güzel ahlâkı, yumuşaklığı, merhameti ile tanınan Ali Efendi, senelerceAmasyave köylerinde yaptığı sohbetlerle sevenlerine doğru yolu, güzel ahlâkıanlattı.Birkaç defâ tutuklandı ise de;
Bizsiyâset ile uğraşmayız. Biz insanlaragüzel ahlâkı anlatırız dediği için serbest bırakıldı.
Kur`ân-ıkerîmokumanın, Allah ismini söylemenin yasak olduğu dönemde, Amasya veköylerindeİslâm dînini anlatarak müslümanların îmânını korudu.

Gözü çok yaşlı idi. Ümmet-i Muhammed`e olan aşırı merhametinden çokağlardı.Âhirette kurtulmaları için çok duâ ederdi. Sohbetlerinde Ehl-i sünnetbüyüklerinden nakiller yapardı. Kur`ân-ı kerîmi çok güzel okurdu.Talebeleriile baba-oğul gibi idi.
Evlâdımbenim ile sizin aranızdaki fark, benimyaşlı, sizin genç olmanızdır. derdi.

Çok cömertti. Bir lokması olsa talebeleri ile berâber yemek isterdi.Çocuklarıçok severdi. Onları karşısına alır, tatlı tatlı sohbet eder, îzâhâtverirdi.Dünyâ malına hiç değer vermezdi. Maaşını olduğu gibi hanımına verirdi.Talebelerine, sevdiklerine hanımlarına karşı çok yumuşakdavranmalarını,onların hukukunu iyi gözetmelerini, merhametli olmaları gerektiğini sıksıkanlatırdı.



O kadınîmânlı idi

AliHâfız, sohbetine gelen herkesin seviyesine, mesleğine, aklına göresohbetederdi. Sohbetine gelenler onu severek ayrılırdı.

Birgün başı ve kolları açıkbir hanım, Şamlar Türbesinde iken ziyâretine geldi. Amasya târihiüzerinekendisinden bilgi öğrenmek istedi. Ali Hâfız, istenen bilgileri gayetaçık ve teferruatlıbir şekilde anlattı. Hanım çok memnun olup, teşekkür ederek ayrıldı.Ayrılıpgiderken orada bulunan bir şahıs arkasından hafifçe tükürdü.

Bu hareketi görenAli Hâfız çok üzüldü ve;
Nedenböyle yaptın. O da Allahü teâlânınkuludur. O kadın îmânlı idi. Allahü teâlâ bizi benlik tuzağındankurtarsın. dedi.



Onu muhaber vermeye geldin?


Talebelerinden biri vefât etti. O zâtın çocukları durumu Ali Efendi`yebildirmek için bir haberciyi türbeye yolladılar. Haberci daha türbeninkapısınageldiğinde hoca efendiyi gördü ve bir şey söylemeden Ali Hâfız;
ZiyâeddînEfendi vefât etti. Onu mu haber vermeye geldin? diye sordu.
Haberci;
Evetefendim. deyince;

Hemengeliyorum. dedi.



Hepimizinâkibeti bu

AliEfendinin üçüncü oğlu Necâtî, âni rahatsızlıktan hastâneye kaldırıldıveameliyat sonrası kurtarılamayarak vefât etti. Vefât haberini vermeküzere bâzıtalebeleri Ali Hâfız`ın yanına gittiler, fakat bir şey söyleyemediler.AliEfendi onlara;
Hepimizinâkibeti bu. Bundan kurtuluş yok. Necâtî`ninvefât ettiğini niçin söylemiyorsunuz? dedi.
Oradabulunanlar hocalarınınbir kerâmetini daha görmüş oldular. Oğlunu bizzat kendisi yıkayıp,namazınıkıldırıp defnetti.



Sizibekliyor

AliHâfız ile aynı devirde Gümüş kasabasında yaşayan Garip Hâfız (İbrâhimHakkı) isminde bir zât vardı. Bu zâtla sık sık görüşürdü. Garip Hâfızikindivaktine kadar ziyâretçi kabûl etmezdi. Birgün Ali Hâfız talebeleri ileGaripHâfız`ın ziyâretine gitti. Vakit ikindiden önce idi. Ali Hâfız, kapıdabekleyentalebeye;
Evlâdım!Garip Hâfız`a geldiğimizi haber ver. dedi.
Talebe;
Efendimgeleceğinizi söyledi sizi bekliyor. dedi.
İki zâtuzun süre sohbet ettiler. Orada bulunanlar konuşulanlardan hiçbir şeyanlayamadılar. Zîrâ onlar birbirlerinin derecesine göre konuşuyorlardı.



Onlar geldiğinde


AliEfendide nefes darlığı hastalığı vardı. Yeşilırmak kıyısında yetişenbirbitkinin yapraklarını kıyar, tütün gibi yapıp sarar içerdi. Birgünnefesdarlığından rahatsız olup yattığı sırada, talebeleri ve sevenleri onuziyâretegeldi. O hemen ayağa kalkıp onlarla sohbet etti. Onun bu hâlini görenhanımı;
Efendi!Ben senin hastalığına inanmıyorum. dedi.
AliEfendi de;
Hanım...Hanım!.. Onlar geldiğinde Allahü teâlâ bana bir şevk veriyor,hemen ayağa kalkıyorum, sıhhat buluyorum. dedi.


Çalabilirsençal

Talebelerindenbiri, Ali Hâfız`ı görmeden önce elinde saz, köy köy dolaşıp, sazçalıp söylüyordu. Bu zât birgün, Ali Efendinin ismini duyup, onunyanına gitti.Aklında arz edeceği bâzı sualleri vardı. Mütevâzî şekilde onukarşılayan AliHâfız onunla sohbete başladı. Söyleyeceklerinin hepsini unutan o zât,oradanayrılınca, soracağı sualleri tekrar aklına geldi. O zaman Ali Hâfız`ınmübârekbir zât olduğunu anladı ve ona talebe olmak istedi. Sonra;
Efendim!Yalnız ben sazımı bırakmam. dedi.
AliEfendi de;
Çalabilirsençal! dedi.
Zamanlasohbetlerin tesiriyle kalbinden tamâmen saz sevgisiçıktı. Çalmak istedi ise de çalamadı. Ali Hâfız, teveccühleri ilekalbinden onefsânî sevgiyi alıp çıkardı.



Resulullahı rüyadagörmek


Talebeleriile birgün sohbet ederken, talebeleri gördükleri rüyâlarıanlattılar. O sırada bir talebeye sen ne gördün diye soruldu. O talebederüyâsında güzel sûrette bir insan görmüştü. Acabâ Peygamber efendimizmi idi?diye düşündüğünden, gayr-i ihtiyârî;
Ben deResûlullah efendimizigördüm. dedi.
AliHâfız bir başka konuya geçerek sohbetin havasınıdeğiştirdi. Sonra Resûlullah efendimizi rüyâda nasıl görüleceğinianlattı;
Benömrümde bir kere Resûlullah efendimizi rüyâmda gördüm. Allahüteâlânın Resûlünü gören rahat bir şekilde anlatamaz. O`nu görmenin aşkıileiki-üç gün kendinden geçer, ağlar, gözyaşı döker. Rüyâmda gördüğümde;
YâResûlallah! Dilde var, gönülde yok. dedim.
Omübârek elini uzattı veöptüm.
Bana;
Sen herzaman benimle berâbersin.buyurdular.dedi.
Bununüzerine o talebe yaptığı hatâyı anlayarak hemen tövbe etti.



Sebebeyapışmak lazım


Şamlartürbesinin etrâfındaki ağaçları, bir talebesi ile dikti. Birgün armutfidanlarının yan sürgünlerini budarken yanında bulunan talebesinedönerek;
Evlâdım!Bu yan sürgünler budandıkça fidan daha çok boy verir. Tezbüyüyüp meyve verir.

Zikr eyle her nefes,
Kalpten gitsin kötü heves.

Müslüman zikirle kalpten kötü istekleri kestikte, kalpteki îmân nûrukuvvetlenir, meyve verir. Bu fidanları buradan sökelim, şurayadikelim.dedi.
Otalebenin îtirâz etmek hiç âdeti olmadığı hâlde o gün;
Efendim!Burası iyidir. dedi.
AliHâfız;
Bufidanları buradan sökelim şurayadikelim. deyince, talebesi tekrar;
Hocamburanın yeri iyidir,etrafı boştur. dedi.
Bununüzerine Ali Hâfız;
Evlâdım!Allahü teâlâyakında vefât edeceğimi bildirdi. Benim yerim burasıdır. Vefâtettiğimdetürbede yatan zâtın akrabalarından izin alıp, buraya defn edersiniz.dedi.
Fidanlarısöküp başka bir yere diktiler. Aradan bir süre geçincerahatsızlanan Ali Hâfız, doktor getirilmesini istedi. O talebehocasının yüzünedoktora neye lüzum der gibi bakınca;
Allahüteâlâ sebepler halk eder.Sebebe yapışmak lâzım. dedi.

Doktorgelip muâyene ettikten sonra bir şeyyok deyip gitti. Gece yarısına doğru Kelime-i şehâdet getirerek vefâtetti(1957). Vefât ettiğinde altmış beş yaşında idi. Dediği yere defnedildi.



Aşık beni incittin


Vefâtındandört sene sonra talebeleri kabrini yaptırmak için açtılar. Bu esnadabirkaç kerpiç düştü ve içerisini gördüler. Nâşı hiç bozulmadan,defnedildiğigünkü gibi duruyordu. Alnında hafif bir ter vardı.

Bir talebesi başındansakalına kadar sıvazladı. Kabir yapıldıktan birkaç gün sonra, taleberüyâsındaAli Hâfız`ı gördü ve ona;

Âşıkbeni incittin. dedi.

Talebelerindenbiri rahatsızlandı ve sol göğsünde bir sancı peydâ oldu. Gecerüyâsında Ali Hâfız`ı gördü. Ali Hâfız bir beze kahve döküp, yakı gibigöğsünesardı Sonra onu bir güzel yıkadı. Sabah uyandığında ağrı ve sızınınkalmadığınıgördü. Hocasının bereketi ile şifâya kavuştu.



Ali Hâfız Efendi sohbetlerinde buyururdu ki:

Muhabbetedene muhabbet edilir. Seven sevilir. Unutmayan unutulmaz.

Ömürgeçiyor. Gâfil olmayın. Ömrü, Allahü teâlânın zikri ilekıymetlendirin.

Büyükleritanıyan bir zâtın merhametinden, cömertliğinden,yumuşaklığından, güzel ahlâkından herkes istifâde etmelidir.

Pekideyin, îtirâzcı olmayın.

Kalp üçşeyle hayat bulur:

Dünyâyı sevmemek, Allahü teâlâyı çokzikretmek, Allahüteâlâya yakın olmak.

Kalpdört şeyle ölür:

Nefsin arzûve isteklerini yapmak, şeytanauymak, dünyâyadalmak; âhireti, ölümüunutmak, kötüdüşüncelere sâhib olmak.

Sohbetlerinde hocasından nakille buyururdu ki:

Ölümdenkorkuyor ve hazırlığımız yok diyorsak ne duruyoruz? Neyapacaksakbir ân önce yapalım. Yarın, vakit, fırsat elverir mi, bunu bilmiyoruz.Gidengünler semâye-i ömürden gidiyor. Sonra bu sermâye âniden tükenir dehaberimizbile olmaz!

Nefsimizinalıştığı zevklerine erişmek için bizi şeklen olan birpişmanlıkla aldatıp duruyor. Nefis düşmandır. Düşman sözüyle hareketetmek akılişi değildir.



Cebrailaleyhisselamın namazı


Cebrâilaleyhisselâm dört bin senede iki rekat namaz kıldı ve;
Benimkıldığım namaz gibi bir namaz kılan var mı? diye düşündü.
Bununüzerine Allahü teâlâ;
Muhammedümmetinin her türlü kusurla,noksanla kıldıkları iki rekat namaz, ind-i ilâhîde, senin kıldığın buiki rekatnamazdan daha çok hayırlı ve makbûldür. Çünkü sana, böyle bir namaz kıldiyeemretmedim. Onlara emrettim ve mükellef tuttum. Onların emre uymalarısebebiylekıldıkları ve kılacakları namaz bana çok sevimli ve makbûldür.buyurdu.İşte emre uymak böyle büyük bir şereftir.



Belkiorada ekmek vardır


Ali Hâfız talebelerinin evlerine sohbet için giderdi. Yine birtalebesininevine gitmişti. Akşam için evin hanımı yemek hazırladı. Türkiye`deyaşanansıkıntılı günler yüzünden, evde sofraya konacak ekmek yoktu. Ali Hâfız,evinçocuğuna;

Evlâdım, yukarı odadaki dolabın gözüne bir bakın. Belki oradaekmek vardır. deyince, evin hanımı ve çocuğu edeben, söz dinlemek içinyukarı odaya çıkıp açtıklarında, dolabın, fırından daha yeni çıkmıştazeekmeklerle dolu olduğunu gördüler. Alıp sofraya koydular. Herkeskarnınıdoyurdu. Ev sâhibi bunun hocasının bir kerâmeti olduğunu anladı.



1)Sohbetnâme







Ana Sayfa




Yazdır




ALİ HAFIZ kabir adresi ile ilgili bilgileri
aşağıdaki bölüme yazıp siteye ekleyebilirsiniz.


Bu sayfayı arkadaşına gönder.
e-Posta Adresin
Arkadaşının e-Posta Adresi


Sponsor Bağlantılar


En Çok Okunanlar

SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN (3782)
AHMED AMİŞ EFENDİ (2067)
SEYYİD AHMED-İ KEBÎR ER-RUFÂÎ (2039)
BABA TÂHİR URYÂN (1990)
HACI DURSUN EFENDİ (1889)
EVHADÜDDÎN KİRMÂNÎ (1675)
ARAB BABA (1631)
MERKEZ EFENDİ (1562)
ESKİCİ MEHMED DEDE (1555)
BEHRULLAH EFENDİ (1500)

En Son Okunanlar

ALİ BİN EBÛ BEKR EL-İDRÎSÎ (369)
MUHAMMED EZHERÎ (280)
ALİ DEDE BOSNEVÎ (302)
ALİ BİN BENDÂR SAYRAFÎ (264)
ALİ HAFIZ (317)
ALİ BEKKÂ (247)
ABDULLAH HASÎB YARDIMCI (257)
ALİ BEHÇET EFENDİ (606)
ALİ BİN ALEVÎ BİN MUHAMMED (247)
ALEVÎ BİN MUHAMMED SÂHİB-ÜD-DEVÎLE (234)

Rastgele

YÜNÛNÎ (226)
EBÛ NASR PÂRİSÂ (307)
HARPUTLU İSHAK EFENDİ (342)
AHMED BİN HARB (301)
MÂCİD EL-KÜRDÎ (335)
MUHYİDDÎN MUHAMMED (275)
ABDULLAH YÂFİÎ (273)
SULTAN DÎVÂNÎ (376)
ÂRİF-İ RİVEGERÎ (300)
BENNÂN EL-HAMMÂL (266)

En Çok Oylananlar

MERKEZ EFENDİ (5,0)
HACI DURSUN EFENDİ (4,0)
ABDULLAH BİN ABDÜLAZÎZ (OSMAN) EL-YUNEYNÎ (2,0)


Evliyaullah.net oluşturulurken İhlas Evliyalar Ansiklopedisi'nden de faydalanılmıştır.
Evliyaullah.net'teki hatalı olduğunu düşündüğünüz ya da yayınlanmasını istediğiniz bilgiler varsa, lütfen iletişim sayfamızdan bizimle temas kurunuz.

banasiteyap.net Evliyaullah.net © 2008 - 2012