Ana Sayfam Yap Favorilerime Ekle

    Sitemizde 1211 evliya ve veli hakkında bilgi bulunmaktadır

A Â B C Ç D E F G H İ K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Sponsor Bağlantılar


Rastgele

BUHÂRÎ (297)
MEVLÂNÂ HAMÎD-İ BİNGÂLÎ (296)
CEMÂLEDDÎN AKSARÂYÎ (286)
DEDE ÖMER RÛŞENÎ (275)
ABDÜLAZÎZ DÎRÎNÎ (330)
EBÛ BEKR-İ NESSÂC (363)
EBÜ`L-ABBÂS MÜSTEGÂNİMÎ (229)
FUDAYL BİN İYÂD (245)
HASAN DEDE (383)
ABDÜLKERÎM EFENDİ (390)
MUHAMMED BİN SÛKA (266)
İMÂM EFENDİ (336)
SADREDDÎN-İ KONEVÎ (266)
MEHMED HASÎB DÜRRÎ (308)
ŞERÂFET NEVŞÂHÎ (253)
MUHAMMED EZHERÎ (280)
YÛNUS BİN UBEYD (256)
ABDÜLVEHHÂB BUHÂRÎ (255)
NASÛH ÇELEBİ BELGRÂDÎ (263)
AHMED BEHLÜL (278)
SEYYİD EMÎR BURHÂN (290)
ŞİHÂBÜDDÎN AHMED BİN ALİ (298)
AHMED KÂBİLÎ (249)
ABDULLAH HASÎB YARDIMCI (259)
SEYYİD BİLÂL (343)
AHMED ES-SENÛSÎ (270)
MUHAMMED KUDÂME (384)
PÎR İLYÂS (311)
SÜVEYD SİNCÂRÎ (310)
VEFÂ KONEVÎ (341)
ÇIRAĞ-I DEHLİ (285)
ALEVÎ BİN ABDULLAH (271)
EBÛ BEKR BİN ABDURRAHMÂN SEKKÂF (274)
ALİ BİN MEYMÛN MAĞRİBÎ (262)
MÛSÂ SEDRANÎ (248)
EBÛ TÜRÂB-I NAHŞEBÎ (333)
ÂMİR BİN ABDULLAH ANBERÎ (325)
SELÂHADDÎN UŞÂKÎ (339)
FEHİM-İ ARVÂSÎ (533)
AVN BİN ABDULLAH (278)


  

BEHLÜL-İDÂNÂ





BEHLÜL-İDÂNÂ kabir adresi konusunda bilginiz varsa lütfen aşağıdaki bölüme, açık adres, adres tarifi ve ulaşım imkânları ile ilgil bilgileri yazın.


Meczûb. Hak âşığı. Çok tanınmış evliyâdan biri. Asıl ismi Vüheyb binÖmer Sayrâfî`dir. Behlûl-i Dânâ adıyla şöhret buldu. Doğum târihi kesinolarak bilinmemektedir. Kûfeli olduğu hâlde ömrünün çoğunu Bağdât`tageçirdi. Hârûn Reşîd`in kardeşi olduğuna dâir rivâyetler varsa da aslıyoktur. Hârûn Reşîd`e nasîhat verirdi. Herkese ders olacak hikmetlisözleri çok meşhûrdur. 805 (H.190) senesi Bağdât`ta vefât etti. Diclekenarında Şunûziyye kabristanlığına defnedildi.

Behlül-i Dânâ, zamânın büyüklerinin sohbetlerinde bulundu. Eymen binNâbil, Amr bin Dînâr ve Âsım bin Ebi`n-Necîd`den hadîs-i şerîf öğrendi.İbretli mânâlı sözler söyledi. Menkıbeleri dilden dile aktarıldı.

Oyun için yaratılmadık

Behlül-i Dânâ bir gün Bağdât sokaklarından birinde giderken, oynayançocuklar gördü. Çocuklardan biri ise bir köşeye çekilmiş onlara bakıyorve ağlıyordu. Behlül-i Dânâ o çocuğun yanına gitti ve;

Ey çocuk niçinağlıyorsun? Gel sana bir şeyler alayım da sen de arkadaşlarınla oyna.dedi ve çocuğun başını okşadı.

Çocuk bakışlarını Behlül`e çevirdi ve;

Ey aklı az adam! Biz oyun için yaratılmadık. dedi.

Behlül bu sözeşaştı ve çocuğa;

Ey oğlum! Peki niçin yaratıldık. diye sordu.

Çocuk;

Allahü teâlâyı bilmek ve O`na ibâdet etmek için. dedi.

Behlülhazretleri;

Peki bunun öyle olduğunu nereden biliyorsun? diye sordu.

Çocuk, Mü`minûn sûresinin 115. âyet-i kerîmesini okuyuverdi. Meâlen; Siziancak boşuna yarattığımı ve gerçekten bize döndürülmeyeceğinizi mizannettiniz?

Hazret-iBehlül tekrar;

Ey çocuk. Sen hakîmâne konuştun. Bana biraz dahanasîhat et. dedi ve ağlamaya başladı. Kendinden geçmişti.

Kendinegeldiğinde çocuğa;

Ey oğlum! Senin günâhın yok. Sen bir çocuksun.Nasıl oluyor da böyle düşünebiliyorsun? diye sordu.

Çocuk da;

EyBehlül! Babamı ateş yakarken gördüm. İri odunları küçük çırpılarlatutuşturuyordu. Ben de Cehennem`in yanan küçük odunlarından olacağımdankorkuyorum. dedi.

Bu sözler üzerine Behlül-i Dânâ hazretleri tekrarağladı. Kendinden geçti. Kendine geldiğinde çocuğu yanında göremedi.Oradakilere bu çocuğun kim olduğunu sordu.

Onlar;

Tanımadın mı?dediler.

Behlül;

Hayır. deyince, onlar;

Bu, hazret-i Hüseyinevlâdından seyyid bir çocuktur. dediler.

Behlül de; Ancak böyle birağacın meyvesi bu kadar olgun olabilirdi. deyip oradan ayrıldı.

Sayıya sığmaz

Bir gün Behlül-i Dânâ`ya;

Basra`daki Hak âşıklarını sayar mısın?dediler.

O;

Bunlar sayıya sığmaz. İsterseniz öyle olmayanlarısöyleyeyim. Zîrâ bunlar birkaç tânedir. diye cevap verdi.

Soranlarözür dileyip oradan ayrıldılar.

Sohbet

Bir gün Behlül`ü kabristanda gördüler. Ayaklarını kabir taşları arasınasokmuş toprakla oynuyordu.

Kendisine;

Ey Behlül ne yapıyorsun? diyesordular.

Onlara gâyet sâkin olarak;

Bana eziyet etmeyen, gıybetimiyapmayan insanlarla oturup sohbet ediyorum. Bunlar sağ olanlardan dahaemin. diye cevap verdi.

Ne Nasihat İstiyorsun?

Bir gün devrin halîfesi Hârûn Reşîd ile karşılaştı.

Halîfe;

Senigördüğüme çok sevindim. Çünkü uzun zamandır seninle konuşmayı arzuediyordum. dedi.

Hazret-i Behlül güldü ve;

Benim böyle bir arzumyoktu. cevâbını verdi. Buna rağmen Hârûn Reşîd kendisinden nasîhatistedi. Ne nasîhatı istiyorsun? Şu sarayına bak, bir de kabirlere bak!Bunlardan ibret almayan, nasîhat almayan nelerden alır! Hâlin neolacak, ey müminlerin emîri! Yarın Cenâb-ı Hakk`ın huzûruna çıkacaksın.Büyük küçük yaptığın her şeyden suâl olunacaksın. Bunlara nasıl cevapvereceksin iyi düşün! Bu hesap zamânında aç ve susuz olacaksın, çıplakbulunacaksın. Orada bulunanlar sana bakıp gülecekler. Perişan hâlinorada meydana çıkacak, başka nasîhatı ne yapacaksın? dedi. Adâleti ilemeşhûr olan Hârûn Reşîd onun nasîhatlarından çok istifâde ettiğinibildirdi.

Buğday tanesi bir dinarolsa

Bir zaman Bağdât`ta fiyatlar çok yükselmişti. Hayat pahalılığı çekilmezbir hâl aldı. Muhammed bin İsmâil bin Ebî Fudayl gelerek;

Ey Behlül!Müslümanların ve bütün insanların hattâ hayvanların rahatlaması içinAllahü teâlâya duâ etmez misin? dedi.

O şöyle cevap verdi:

Allahüteâlâya yemin ederim ki, ben bu işe karışmam. Eğer bir buğday tânesibir dinar olsa, bize emrettiği gibi Allahü teâlâya ibâdet etsek, O bizevâdettiği gibi rızkımızı verir. Sonra ellerini birbirine vurarak; Eydünyâyı ve süslerini toplayan, gözleri uykudan lezzet almayan kimse,nefsinle uğraşıp âhirete bir tedârik yapmadın, kıyâmet gününde Allahüteâlâya ne cevap vereceksin? dedi.
Benim de Rabbimdir

Abdullah bin Mihran anlatıyor:

Hârûn Reşîd hacca gitti. Dönüşünde birmüddet Kûfe`de istirahat etti. Sonra yola çıkacağı zaman herkeskendisini yolcu etmek için sokağa döküldü. Behlül de çıkmıştı. Çocuklaronunla oynayıp eğleniyorlardı. Tam o sırada Hârûn`un develer üzerindemuhteşem kâfilesi gözüktü. Çocuklar da Behlül`ü bırakıp onun seyrinekoyuldular. Tam Hârûn`un geldiği sırada Behlül yüksek sesle:

Ey Hârûn! diye seslendi.

Hârûn, perdeyi kaldırarak:

Buyur Behlül, neistiyorsun? dedi. Behlül:

Ey Müminlerin Emîri! Eymen bin Nâil, Kudame bin Abdülâmir`den bizeşöyle haber verdi ve dedi ki:

Ben Resûl-i ekremi Arafat`tan dönüştegörmüştüm. Kızıl bir deveye binmişti. Yanında kimse dövülmediği gibi,kimse de kovulmazdı. Yol verin, yol verin! diyen münâdileri de yoktu.Sen de bu usûle riâyet eyle. Bilmiş ol ki; tevâzu ile yolculuk etmen,kibir ile seyâhatinden hayırlıdır.

Behlül Dânâ yine;

Bağdât ve etrafını nûrlandırıp aydınlatacakhediyeler götürüyor musun? dedi.

Halîfe;

Bu hediyeler nasıl olur?deyince,

Behlül hazretleri;

İnsanlara Allahü teâlânın sevgisini,O`ndan korkmayı, onlara örnek olacak şekilde hâl ve hareketler, onlarhakkında temiz ve güzel düşüncelere sâhib olmak en güzel hediyedir.dedi.

Bunu dinleyen Hârûn Reşîd ağlayarak;

Ey Behlül, biraz dahaanlat! dedi.

Behlül:

Memleketinin bir köşesinde bir mazlum zulme uğrasa, sen memleketindiğer köşesinde bile olsan, Allahü teâlâ bunun hesâbını senden soracak.Allahü teâlâ Kur`ân-ı kerîmde meâlen; Şüphesiz ki iyiler NaîmCenneti`ndedir. Kötüler ise Cehennem`dedir. buyurdu(İnfitar sûresi: 13-14). Âhirette, Cennet veya Cehennem dışındagidilecek üçüncü bir yer yoktur. O hâlde hazırlığını buna göre yap.dedi.

Halîfe;

Amellerimiz hakkında ne dersiniz? diye sordu.

Behlülhazretleri;

Allahü teâlâdan korkarak ve emrettiğine uygun olarakyapılan amel makbuldür. buyurdu.

Halîfe;

Peygamber efendimizle,akrabâlık olarak yakınlığımız hakkında ne dersiniz? diye sordu.

Behlül;

Peygamber efendimize akrabâlıktan ziyâde, bildirdiği hükümlerebağlılıkta yakın olmak daha mühimdir. dedi.

Halîfe;

Peygamberefendimizin şefâatine kavuşabilecek miyiz? deyince de,

Behlül;

OnuAllahü teâlâ bilir. buyurdu.

Halîfe;

Nasıl yaşayalım? diye sordu.

Behlül;

Allah`tan kork. Her hâlinde Muhammed aleyhisselâmın sünnetinetâbi ol. Bu durumda en kârlı yolu seçmiş olursun. dedi.

Halîfe;

Çokgüzel söylüyorsun, şu hediyemi kabûl et. dedi.

Behlül hazretleri de;

Onu kimden aldınsa ona ver. Dünyâdaki sâhipleri yakana yapışmadanönce, verenin yoluna harca. Bunu burada yap. Âhirete kalırsa onlara birşey bulup veremezsin, râzı edemezsin. diye cevap verdi.

Parayıalmayınca, Hârûn Reşîd;

Para borcun varsa onu ödeyelim. dedi.

Behlül:

Kûfe`de birçok ilim sâhipleri vardır. Borç ile borcun ödenmeyeceğindeittifak etmişlerdir. dedi.

Hârûn Reşîd:

Bâri ihtiyâcını temin edelim. deyince,

Behlül hazretleri;

Allahüteâlâ senin Rabbin olduğu gibi, benim de Rabbim`dir. Seni hatırlayıpbeni unutması muhâldir. buyurdu.

Hârûn Reşîd, bu sözleri işitinceağladı.

Her koyun kendi bacağından

Bir gün halka doğru yolu göstermek için söylediği sözlerden rahatsızolanlar, Hârûn Reşîd`e gidip;

Sultanım, bizim yaptıklarımızın ona nezararı var? Bizi kendi hâlimize bıraksın. Sonra her koyun kendibacağından asılır. gibi sözlerle şikâyet ettiler. Bunun üzerine HârûnReşîd, Behlül Dânâ`yı çağırtıp, halkın isteğini bildirdi.

Behlül Dânâhiç sesini çıkarmadan sarayı terk etti. Birkaç koyun alıp kesti,bacaklarından mahallenin köşe başlarına astı. Bunu gören halk gülerek;Deliden başka ne beklenir, yaptığı işler hep böyle zâten. diyorlardı.Aradan günler geçtikçe, asılan hayvanlar kokuyor, bundan da bütünmahalle zarar görüyordu. Kokudan durulmaz hâle gelince, aynı kişilerHârûn Reşîd`e gidip, durumu anlattılar. Behlül Dânâ`yı çağırtıp,sorduğunda:

Bir kötünün herkese zararı olduğunu herhalde anladılar.Ben bir şey yapmadım, her koyunun kendi bacağından asıldığını onlaragösterdim. diye cevap verdi.

Bazımızı Bazımıza

Hasan bin Sehl anlatır:

Bir gün çocuklar, hazret-i Behlül`e taş atmağabaşladılar. Taşın birisi vücûdunu kanatınca,

Ey çocuklar! Ben, Allahüteâlâya tevekkül ettim. O elbette bana kâfidir. O ne güzel vekildir.Ancak Allahü teâlâya yaklaşmak insana rahatlık verir. İnsanlara ezâ vecefâ yapanlar hiç merhametli olur mu? dedi. Ben dayanamadım.

EyBehlül, çocuklar sana taşla vuruyorlar, sen onlara merhamet ediyorsun.Bu nasıl iştir? dedim.

O da,

Sus!.. Allahü teâlâ, benim üzüntü veacımı, onların da sevincinin çokluğunu elbet biliyor. Bâzımızı,bâzımıza bağışlaması umulur. buyurdu.

Kaybolan deve

Adamın birisi namaz kılmaz, diğer ibâdetleri yapmaz ama her geceyatarken;

Yâ Rabbî! Bana Cennet`ini ver! diye duâ ederdi.

Bir geceaynı şekilde yattı. Geç vakitte, damdan bir tıkırtı geldiğinihissederek uyandı. Hemen çıkıp;

Kimsin, orada ne arıyorsun? dedi.

Damda bulunan Behlül Dânâ idi ve;

Devem kayboldu da onu arıyorum.dedi.

Ev sâhibi,

Kaybolan deve damda olması mümkün mü? Bu akılsızlıkdeğil midir? deyince,

Behlül-i Dânâ;

Senin, hiç ibâdet etmemen vesonra da Allahü teâlâdan Cennet`i istemen daha akılsızlık değil midir?buyurdu.

Ev sâhibi O zaman, Behlül-i Dânâ`nın kendisine nasihat vermekiçin böyle yaptığını anladı. Hatâsını anlayıp, tövbe etti veibâdetlerini aksatmadan yapmaya başladı.

Bu kapıya gelecek

Bir gün Behlül-i Dânâ`nın evine hırsız girmiş, evde ne bulduysagötürmüştü. Doğruca kalkıp kabristânlığa gitti ve kapısına oturdu.Bunun farkına varanlar başına toplanıp;

Niçin hırsızın peşindengitmedin de buraya geldin? dediler.

Onlara;

Yolunu şaşırmış oadamcağızı burada bekliyorum. diye cevap verdi.

Bu söze oradakilerkahkaha ile güldüler ve;

Hay Allah iyiliğini versin, o adamın buradaişi ne? dediler.

Bunun üzerine Behlül hazretleri;

Siz hiç meraketmeyin o mutlakâ bu kapıya gelecek. Ecel onu buraya getirecektir.buyurdu. Bu sözler üzerine herkes derin düşüncelere daldı.

Boş Taht

Behlül bir gün Hârûn Reşîd`in taht odasını boş buldu ve çıkıp tahtaoturuverdi. Bunu gören askerler onu kamçı ile dövmeye başladılar.Askerler vurdukça o;

Vah Hârûn Reşîd. Vah Hârûn Reşîd! diyordu.

Oesnâda halîfe geldi ve manzara karşısında donup kaldı. Askerleriuzaklaştırdıktan sonra;

Ey Behlül! Bu ne hâl? diye sordu.

Behlül;

Senin için ağlıyorum. Burada tahtı boş bulup bir an oturdum. Bu kadarkırbaç yedim. Sen ise senelerdir bu tahtın üzerinde oturuyorsun. Hâlinne olur diye düşündüm.

Hârûn Reşîd;

Peki ne yapmam lâzım? dedi.

ehlül;

Mâdem ki bu yükün altına girdin. Zulme meyletme. Adâlet üzereol. Böylece tahtında otur. buyurdu.

En çok

Behlül Dânâ hazretlerinin halîfe Hârûn Reşîd`e bir nasîhati de şöyleoldu.

Bir gün halîfeye;

Ey Hârûn Reşîd! Yer içinde, yer üzerinde vegöklerde çok olan nedir? diye sordu.

Hârûn Reşîd;

Bunu bilmeyecek nevar? Yer içinde ölüler, yer üzerinde hayvanlar ve bitkiler, gökte isemeleklerdir. dedi.

Behlül; Değil. buyurdu.

Halîfe;

Nedir? deyince,

Behlül-i Dânâ;

Ey Halîfe! Yer içinde çok olan ölülerin pişmanlıkları,yer üzerinde insanların hırs ve tamahı, gökte ise âdil hükümdarlarınsevaplarıdır. buyurdu.

Bu sözler üzerine Hârûn Reşîd ağlamaya başladı.
Rüyadaki padişahlık

Bir gün Hârûn Reşîd, Behlül ile görüşmek, hikmetli sözlerini duymakistedi. Bu şekilde adamlarını gönderip Behlül`ü getirmelerini söyledi.Gidenler Behlül`ü boş bir mezar içinde uyur buldular.Uyandırdıklarında;

Siz ne yaptınız. Beni pâdişâhlık makâmındanindirdiniz. Şimdi ben ne yapacağım. dedi.

Görevliler gidip bu sözlerihalîfeye bildirdiler. Hârûn Reşîd onun bu hâline bir mânâ veremedi,huzûruna geldiğinde;

Ey Behlül! Bu ne iş. Sen hangi pâdişâhlıktanindirildin? dedi.

O, bu soru üzerine;

Ey Halîfe! Rüyâmda kendimihükümdâr olmuş gördüm. Tahtımda oturuyordum. Hizmetçilerim vardı.Saltanat ve ihtişam içinde idim. Lâkin senin adamların beni uyandırdıve tahtımdan oldum.

Bu sözlere Hârûn Reşîd güldü ve;

Ey Behlül!Rüyâdaki pâdişâhlığa îtibâr olur mu? dedi.

Bunun üzerine Behlülhazretleri;

Ey müminlerin emîri! Benim hükümdarlığım ile seninkiarasında ne fark var. Ben gözlerimi açınca hayat buldum. Sen gözlerinikapayacak olsan ebediyyen emirlikten düşecek saltanatından olacaksın venedâmet, pişmanlık günün başlayacak. O halde hangimizin hükümdârlığınaîtibâr yoktur siz söyleyin. dedi.

Bunun üzerine Hârûn Reşîd söyleyeceksöz bulamadı.

Ne söylersen söyle

Behlül-i Danâ hazretleri bir gün Bağdât sokaklarından birinde giderken,iki kişinin kıyasıya kavga ettiklerini gördü. Biri diğerine ağzaalınmayacak şeyler söylüyordu.

Behlül-i Dânâ onun yanına yaklaşıp;

Senbize gel ne söylersen söyle lâkin bizden bir tek kelime karşılıkalamazsın. dedi.

Öfkeden deliye dönmüş adam birden durdu ve;

EyBehlül; Beni o mağlûb edemedi. Lâkin sen mağlûb ettin. dedi. Böylecekavgacılar dövüşü bırakarak hatâlarını anladılar.

Hırka

Bir gün halîfe Hârûn Reşîd Behlül-i Dânâ`ya kıymetli bir hırka hediyeetmek istedi:

Ey Behlül! Şu paha biçilmez hırkayı giy. Benim sanahediyemdir. dedi.

Behlül-i Dânâ hazretleri geri çekilip;

Ben ancakpamuklu hırka giyebilirim. Pederimin bana nasîhat ve vasiyeti şu idi:Oğlum! Toprak üstünde yat. Lâkin bir döşek kazanmak için kimseninönünde eğilip, el etek öpme, pamuk hırka ile de yetin.

Birisi Behlül-i Dânâ`ya gidip; Ey Behlül! Oğlum vefât etti. Kabirtaşına ne yazayım. dedi. Behlül hazretleri buna gülüp; Dün altımdaolan çimenler bugün üstümde yeşerdi. Ey yolcu, bil ki şu toprak,günahlardan başka her şeyi örtmektedir, yaz. dedi.

Biz de vaktiyle güzelyiyeceklerdik

Halîfe Hârûn Reşîd bir gün Behlül-i Dânâ ile sohbet ederken;

EyBehlül! Sana sarayımda bir oda ve hizmetçiler vereyim. Yeter ki bu eskielbiselerden kurtul. Yenilerini giy. İnsanlar arasına karış. dedi.

Bunun üzerine hazret-i Behlül;

Müsâde ederseniz bir danışayım. dedi.

Halîfe;

Kime danışacaksın, kimsen yok ki? diye cevap verdi.

Behlülde; Ben danışacağım yeri biliyorum. dedi ve oradan ayrıldı.

HârûnReşîd arkasından adamlar salıp danışacağı yeri öğrenmek istedi. Behlülgide gide şehir dışında bir mezbeleliğe gitti. Başını eğip bir şeylerdinlermiş gibi yaptı. Bir şeyler söylendi. Daha sonra oradan ayrıldı.Saraya yöneldi. Sultanın adamları ondan önce saraya dönüp hâdiseyihalîfeye bildirmişlerdi. Behlül huzûra girince, halîfe Hârûn Reşîd ona;

Ey Behlül! Söyle bakalım vereceğin cevâbı. dedi.

Behlül;

Danıştım efendim. Lâkin insanlar arasına karışmam mümkündeğil. dedi.

Halîfe heybetle;

Ey Behlül! Sen gidip çöpleredanışmışsın, haberim oldu. dedi.

Behlül de;

Doğru söylüyorsun ben deonlara danıştım. Onlar bana cevap verdiler ve;

Ey Behlül! Biz de vaktiyle en güzel ve nefis yiyecekler idik. Bütüngüzellikler bizde idi. Sevgi ve itibarımız çoktu. Ne zaman ki insanlararasına karıştık. İşte bu hâle geldik. Çöpe atıldık. Sen de sakıninsanların arasına karışma. dediler. Bu sözlerdeki ince mânâlarıanlayan Hârûn Reşîd: Haklısın. deyip düşüncelere daldı.



1) Fevâtü`l Vefâyât; c.1, s.228, 230
2) El-A`lâm; c.2, s.77
3) El-Beyân ve`t-Tebyîn; c.2, s.230
4) Tabakâtü`l Kübrâ li`ş-Şa`rânî; c.1, s.68
5) Ravd-ur-Reyyâhîn; s.60
6) Muhâdarât-ül-Ebrâr; s.409
7) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; c.2, s.137

Ana Sayfa




Yazdır




BEHLÜL-İDÂNÂ kabir adresi ile ilgili bilgileri
aşağıdaki bölüme yazıp siteye ekleyebilirsiniz.


Bu sayfayı arkadaşına gönder.
e-Posta Adresin
Arkadaşının e-Posta Adresi


Sponsor Bağlantılar


En Çok Okunanlar

SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN (3790)
AHMED AMİŞ EFENDİ (2069)
SEYYİD AHMED-İ KEBÎR ER-RUFÂÎ (2041)
BABA TÂHİR URYÂN (1997)
HACI DURSUN EFENDİ (1895)
EVHADÜDDÎN KİRMÂNÎ (1677)
ARAB BABA (1634)
MERKEZ EFENDİ (1565)
ESKİCİ MEHMED DEDE (1560)
BEHRULLAH EFENDİ (1500)

En Son Okunanlar

BEHİŞTÎ (300)
ABDÜLEHAD SERHENDÎ (531)
BEHÂEDDÎNZÂDE (Muhyiddîn Muhammed bin Behâeddîn) (276)
ABDULLAH MENÛFÎ (263)
BEHÂEDDÎN ZEKERİYYÂ (Muhammed bin Kutbüddîn) (329)
BEHÂEDDÎN MECZÛB EL-KÂDİRÎ (299)
BEHÂEDDÎN BİN LÜTFULLAH (274)
BEHÂEDDÎN KIŞLAKÎ (235)
BEHÂEDDÎN BUHÂRÎ (Şâh-ı Nakşibend) (238)
CÂRULLAH VELİYYÜDDÎN EFENDİ (323)

Rastgele

BUHÂRÎ (297)
MEVLÂNÂ HAMÎD-İ BİNGÂLÎ (296)
CEMÂLEDDÎN AKSARÂYÎ (286)
DEDE ÖMER RÛŞENÎ (275)
ABDÜLAZÎZ DÎRÎNÎ (330)
EBÛ BEKR-İ NESSÂC (363)
EBÜ`L-ABBÂS MÜSTEGÂNİMÎ (229)
FUDAYL BİN İYÂD (245)
HASAN DEDE (383)
ABDÜLKERÎM EFENDİ (390)

En Çok Oylananlar

MERKEZ EFENDİ (5,0)
HACI DURSUN EFENDİ (4,0)
ABDULLAH BİN ABDÜLAZÎZ (OSMAN) EL-YUNEYNÎ (2,0)


Evliyaullah.net oluşturulurken İhlas Evliyalar Ansiklopedisi'nden de faydalanılmıştır.
Evliyaullah.net'teki hatalı olduğunu düşündüğünüz ya da yayınlanmasını istediğiniz bilgiler varsa, lütfen iletişim sayfamızdan bizimle temas kurunuz.

banasiteyap.net Evliyaullah.net © 2008 - 2012