Ana Sayfam Yap Favorilerime Ekle

    Sitemizde 1211 evliya ve veli hakkında bilgi bulunmaktadır

A Â B C Ç D E F G H İ K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Sponsor Bağlantılar


Rastgele

EBÛ MUHAMMED CERÎRÎ (267)
MOLLA YEGÂN (532)
ABDÜLKÂDİR DÜCÂNÎ (268)
AHMED BİN ABDURRAHMÂN ES-SEKKÂF (271)
MUHAMMED SIDDÎK (370)
HABÎB-İ ACEMÎ (302)
DÂRENDELİ MUHAMMED HİLMİ EFENDİ (309)
REBÎ BİN HAYSEM (343)
BEKRÎ (358)
SUMÂDÎ (261)
EBÛ MÜSLİM HAVLÂNÎ (278)
TÂHİR-İ BEDAHŞÎ (344)
ALİ MÜTTEKÎ EL-HİNDÎ (274)
AHMED ABDÜLHAK RADULEVÎ (268)
MUHAMMED TEVFÎK BOSNEVÎ (727)
HÂCE HASAN ATTÂR (351)
RÜKNEDDÎN EBÜ’L-FETH (492)
BENÂ KUREŞÎ (248)
SÜLEYMÂN RÜŞDÎ EFENDİ (295)
İMÂM EFENDİ (336)
EBÛ SAÎD BİN EL-ARABÎ (332)
TÂVÛS BİN KEYSÂN (489)
ABDÜLKADİR GEYLANİ (532)
ALİ NÂTİKÎ (295)
AHMED EL-ALESÎ (334)
HÂCEGÎ MUHAMMED İMKENEGÎ (242)
SADREDDÎN BİN BEHÂEDDÎN ZEKERİYYÂ (241)
ŞÂH KUBÂD ŞİRVÂNÎ (261)
DÂVÛD-İ KAYSERÎ (274)
İSMÂİL ŞİRVÂNÎ (299)
ULU ÂRİF ÇELEBİ (297)
ALİ OSMAN EFENDİ (634)
AHMED BİN ALEVÎ (311)
HACI BEKTÂŞ-I VELÎ (333)
ABDULLAH MEKKÎ ERZİNCÂNÎ (265)
MUHYİDDÎN-İ DÛSTÎ (248)
DEDE MOLLA (352)
KA`B-ÜL-AHBÂR (253)
VÂNÎ MEHMED EFENDİ (323)
BERBEHÂRÎ (293)


  

CÂFER BİN AHMED ES-SERRÂC





CÂFER BİN AHMED ES-SERRÂC kabir adresi konusunda bilginiz varsa lütfen aşağıdaki bölüme, açık adres, adres tarifi ve ulaşım imkânları ile ilgil bilgileri yazın.

Bağdât velîlerinden olup, on birinci yüzyılda yetişen hadîs, fıkıh âlimi. İsmi Câfer bin Ahmed bin Hüseyin, künyesi Ebû Muhammed`dir. Es-Serrâc ve el-Kârî lakablarıyla meşhûr olmuştur. Bağdâdî nisbesiyle de bilinir. 1026 (H.417) senesinde Bağdat`ta doğdu, 1106 (H.500) senesinde Bağdât`ta vefât etti. Kabri, Bâb-ı Ebrûz denilen yerdedir.

Câfer bin Ahmed es-Serrâc küçük yaşından îtibâren ilim tahsîline yönelip Bağdâd`ın meşhûr âlimlerinden aklî ve naklî ilimleri tahsîl etti. Kırâat yâni Kur`ân-ı kerîmi usûlüne göre okuma ilmini, sarf, nahiv ve lügat ilimlerini öğrendi. Bu ilimlerde yetişip yüksek dereceye ulaştıktan sonra Mısır, Şam, Trablus ve Mekke gibi beldelere giderek pekçok âlimden hadîs-i şerîf dinledi. Hanbelî fıkhını öğrenip fıkıhta da yüksek âlim oldu. Gittiği yerlerde velîlerin sohbetlerinde bulunup mânevî feyz ve tasavvuf yolundan nisbet aldı. Onun ilim öğrendiği ve hadîs-i şerîf dinlediği âlimlerin başında; Ebû Ali bin Şâzân, Ebü`l-Kâsım bin Şâhin, el-Kazvînî, İbn-i Gîylâ el-Hilâl, El-Bermekî ve benzerleri gelmektedir.

İlim ve mârifette yüksek dereceye ulaştıktan sonra Bağdât`a dönüp ilim okuttu. Ondan Ebî Tâhir es-Silefî ve başka kimseler ilim öğrenip hadîs-i şerîf rivâyet ettiler. İlim meclislerinde ve sohbetlerinde İslâm dîninin emir ve yasaklarını anlatıp insanların dünyâ ve âhiret saâdetine kavuşmalarına gayret etti.

Tatlı sohbetleri esnâsında evliyâ zâtların hayatlarını ve menkîbelerini anlatarak müminlerin onları örnek almalarına gayret ederdi. Bir sohbetinde buyurdu ki:

İnsanlar o velîlerin büyüklüğünü anlamıyorlar. Onlara câhil diyorlar. Allahü teâlâ mazlûm olan o büyüklerin yardımcısıdır. Onlar akıl sâhibi, ileriyi gören kimselerdir. Naîm cennetlerini bu büyük zâtlar dolduracaklardır. Orada nûrdan kürsüler üzerine oturacaklar, kendilerine sayısız nîmetler verilecektir. Cennet`te Feyyân adında bir nehir vardır. Orada âlimler ve velîler, Muhammed aleyhisselâmın etrâfında toplanacaklardır. İslâm âlimleri ve velîler, Muhammed aleyhisselâmın vârisleridir.

Bir başka sohbetinde de Sehl bin Abdullah-ı Tüstürî hazretlerinin şöyle naklettiğini buyurdu:

Bir gün bir arâziye çıkmıştım. İçim gâyet rahat ve huzurlu idi. Bu sırada kalbimde Allahü teâlâya bir yakınlık hissettim. Namaz vakti de gelmiş, abdest almak istemiştim. Küçüklüğümden beri, her namaz vaktinde abdestimi tâzelerdim. Bu, benim âdetim olmuştu. Ancak, su bulamadığım için üzüntülü idim. Bu sırada, iki ayağı üzerine kalkmış yürüyen bir ayı gördüm. Onu önce, mesâfe uzak olduğu için elinde yeşil bir testi bulunan bir insan zannettim. Fakat yanıma yaklaşıp testiyi yere koyunca, onun insan olmadığını gördüm. Kendi kendime; Bu testi ve bu su nereden böyle? diye düşündüm. Bunun üzerine ayı konuşmaya başladı ve:

Ey Sehl! Biz, vahşî hayvanlardan bir grubuz. Allahü teâlâya olan tevekkülümüz ve sevgimiz sebebiyle, kendimizi Allahü teâlânın rızâsına adadık. Arkadaşımızla, bir mesele hakkında konuşurken âniden;

Dikkat ediniz! Sehl bin Abdullah abdest için su istiyor. diye bir ses işittik. Bu testi bana verildi. Yanımda iki tâne de melek var. Sana yaklaşınca, onlar, suyu havadan bu testiye döktüler. Ben suyun sesini bile işittim. dedi. Bu sözleri ondan duyunca bayıldım. Ayıldığım zaman, testi yine yerinde duruyordu. Fakat ayı ortada yoktu. Nereye gittiğini de bilmiyordum. Fakat Ayıyı niçin konuşturmadım. diye çok pişmân oldum. Sonra testinin suyu ile abdest aldım. Abdest aldıktan sonra ondan su içmek istedim. O sırada vâdiden;

Ey Sehl! Daha senin bu testiden su içme zamânın gelmedi! diye bir ses işitince, testiyi bıraktım. Bir de ne göreyim, testi hareket edip gitti. Onun da nereye gittiğini bilmiyorum.

Sehl bin Abdullah-ı Tüstürî devâm ederek şöyle buyurdu; İnsanlar üç sınıftır: Bir kısmı, Allahü teâlânın sevgi ve muhabbeti ile doludurlar, bunlar keramet ehlidirler. Bir kısmı, tövbe edip, niçin hatâ ve isyânda bulunduklarının pişmanlığı içerisindedirler. Bunlar Allahü teâlânın affını ümid ederler. Diğer bir kısmı da, gaflete dalıp, şehvetlerinin peşinde koşarlar ki, bunlar da cezâlarını beklerler.

Câfer bin Ahmed es-Serrâc, Zünnûn-i Mısrî hazretlerinin hallerini ve sözlerini anlatırken de şöyle buyurdu:

Zünnûn-i Mısrî; Bir gün erken bir vakitte Abdullah bin Mâlik`in kabrine gitti. Kabristanda yüzü örtülü bir kişi gördü. Biraz sonra o şahsın Sa`dûn olduğunu fark etti. Ona; Ey Sa`dûn, gel birlikte şu bedenlerimiz için ağlayalım. dedi. Sa`dûn, Zünnûn-i Mısrî`ye; Allahü teâlânın huzûruna nasıl ve ne yüzle gideceğimize ağlamak, bedenlerimiz için ağlamaktan daha lâyıktır. Keşke bu bedenler kabirde kendi hâline çürümeye bırakılsaydı da, hesap vermek için diriltilmeseydi. Eğer sen Cehennem`e girersen, başkasının Cennet`e girmesi sana fayda vermeyecektir. Eğer Cennet`e girersen, başkasının Cehenneme girmesi de sana bir zarar temin etmeyecektir. Ey Zünnûn! Kıyâmet günü amel defterleri açıldığı zaman, O`na nasıl cevap vereceğiz! O bunu söylerken; Yardım et yâ Rabbî; diye bağırdı. Bu sözleri işiten Zünnûn-i Mısrî bayılıp yere düştü. Ayıldığı zaman Sa`dûn`un elbisesinin kolu ile kendi yüzünü sildiğini fark etti.

Zünnûn-i Mısrî, Allahü teâlânın sevgisiyle dolu olanları şöyle anlattı: Onlara, Allahü teâlânın sevgisi içirilmiştir. Kalplerindeki nefsin arzu ve istekleri, günahların kötü âkıbetlerinin korkusu ile ölmüştür. Âhiretteki çeşit çeşit, bitmez tükenmez nîmetleri kaybetme korkusu, onlara bu dünyânın geçici zevk ve lezzetlerini unutturmuştur. Onlar kalplerini, her türlü riyâ, gösteriş, hased, kin gibi mânevî kirlerden temizlemişlerdir. Onların kalbleri, Allahü teâlânın rızâsına kavuşma gayretindedir.

Kırâat, hadîs ve fıkıh ilimlerindeki yüksek derecesi yanında edebî sanatlarda da yüksek bir şâir olan Câfer bin Ahmed es-Serrâc birçok kıymetli eser yazdı. Bunlardan bâzıları şunlardır:

1) Meşâriu`l-Uşşak: Bu eserinde Allahü teâlânın sevgili kulları olan evliyânın hallerini ve kerâmetlerini anlatmıştır.

2) Zühdü`s-Sevdân. 3) Kitâbü`l-Mebde`. 4) Kitâbü Menâsiki`l-Hac. 5) Kitâbü`t-Tenbîh li-Ebî İshâk eş-Şirâzî.

Ömrünü ilim öğrenmek, öğretmek ve insanlara İslâmiyeti anlatmakla geçiren Câfer bin Ahmed es-Serrâc, 1106 (H.500) senesi Safer ayının yirmi birinci pazar günü vefât etti. Sevenleri ve talebeleri tarafından Bâb-ı Ebrûz denilen yerde defnedildi.

1) Mu`cemü`l-Müellifîn; c.3, s.131
2) Vefeyâtü`l-A`yan; c.1, s.112
3) Buğyetü`l-Vuât; c.1, s.485
4) Tabakât-ı Hanâbile Zeyli; c.1, s.123
5) Şezerâtü`z-Zeheb; c.3, s.411
6) El-Bidâye ven-Nihâye; c.12, s.168
7) Brockelman Sup-1, s.594
8) Keşfü`z-Zünûn; c.1, s.492, c.2, s.957, 1073, 1833




Yazdır




CÂFER BİN AHMED ES-SERRÂC kabir adresi ile ilgili bilgileri
aşağıdaki bölüme yazıp siteye ekleyebilirsiniz.


Bu sayfayı arkadaşına gönder.
e-Posta Adresin
Arkadaşının e-Posta Adresi


Sponsor Bağlantılar


En Çok Okunanlar

SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN (3790)
AHMED AMİŞ EFENDİ (2069)
SEYYİD AHMED-İ KEBÎR ER-RUFÂÎ (2042)
BABA TÂHİR URYÂN (1998)
HACI DURSUN EFENDİ (1896)
EVHADÜDDÎN KİRMÂNÎ (1678)
ARAB BABA (1635)
MERKEZ EFENDİ (1565)
ESKİCİ MEHMED DEDE (1561)
BEHRULLAH EFENDİ (1501)

En Son Okunanlar

BURHÂNEDDÎN BİN MUHAMMED EĞRİDİRÎ (261)
ABDULLAH BİN MUHAMMED MÜRTEİŞ (335)
BUHÂRÎ (298)
BOSTANCI BABA (332)
İBN-İ ÂBİDÎN (285)
BOSNALI ABDULLAH EFENDİ (Abdullah-ı Rûmî) (295)
ESKİCİ MEHMED DEDE (1561)
ARAB BABA (1635)
BİŞR BİN MANSÛR ES-SÜLEYMÎ (293)
EVHADÜDDÎN KİRMÂNÎ (1678)

Rastgele

EBÛ MUHAMMED CERÎRÎ (267)
MOLLA YEGÂN (532)
ABDÜLKÂDİR DÜCÂNÎ (268)
AHMED BİN ABDURRAHMÂN ES-SEKKÂF (271)
MUHAMMED SIDDÎK (370)
HABÎB-İ ACEMÎ (302)
DÂRENDELİ MUHAMMED HİLMİ EFENDİ (309)
REBÎ BİN HAYSEM (343)
BEKRÎ (358)
SUMÂDÎ (261)

En Çok Oylananlar

MERKEZ EFENDİ (5,0)
HACI DURSUN EFENDİ (4,0)
ABDULLAH BİN ABDÜLAZÎZ (OSMAN) EL-YUNEYNÎ (2,0)


Evliyaullah.net oluşturulurken İhlas Evliyalar Ansiklopedisi'nden de faydalanılmıştır.
Evliyaullah.net'teki hatalı olduğunu düşündüğünüz ya da yayınlanmasını istediğiniz bilgiler varsa, lütfen iletişim sayfamızdan bizimle temas kurunuz.

banasiteyap.net Evliyaullah.net © 2008 - 2012