Ana Sayfam Yap Favorilerime Ekle

    Sitemizde 1211 evliya ve veli hakkında bilgi bulunmaktadır

A Â B C Ç D E F G H İ K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Sponsor Bağlantılar


Rastgele

ABDULLAH BİN GÂLİB (246)
FEREC MECZÛB (276)
ABDÜLLATÎF KUDSÎ (430)
ABDÜLHÂDİ BEDEVÂNÎ (330)
TÂHÂ-İ HAKKÂRÎ (278)
BURHÂNEDDÎN BİN MUHAMMED EĞRİDİRÎ (261)
NÛRİ EFENDİ (316)
AMR BİN UTBE (337)
EYYÛB-İ SAHTİYÂNÎ (265)
ABDÜLKUDDÛS (325)
ARABÎ FEŞTÂLÎ EL-MAĞRİBÎ (324)
ŞEYH SAÇAKLI (444)
NÂGÛRÎ (247)
ŞİRVÂNÎ (271)
EMÎR-İ ÇİN ŞEYH OSMAN EFENDİ (384)
NESEVÎ (337)
AMR BİN MEYMÛN EVDÎ (287)
Kişiye zulmeder mi hiçMevlâsı, (357)
ŞEYH İBRÂHİM BİN ALİ (272)
MUSTAFA HÂKİ EFENDİ (304)
ÂMİNE-İ REMLİYYE (322)
EBÜSSÜ`ÛD EFENDİ (250)
AMMÂR-I YÂSER (252)
ŞERÂFEDDÎN EBÛ ALİ KALENDER (396)
ABDÜLEHAD SERHENDÎ (531)
MUHAMMED ŞÜVEYMÎ (250)
ŞEYH AMR RABBÂNÎ (258)
EBÜ`L-BEREKÂT EMEVÎ HAKKÂRÎ (470)
MUÎDZÂDE (Molla Muhammed bin Abdülazîz) (253)
ALVARLI MUHAMMED LÜTFİ (Efe) (384)
EBÜ`L-HASAN KÛSÎ (258)
ŞÂH ŞÜCÂ KİRMÂNÎ (313)
MUHAMMED RÛCÎ (408)
ALİ ŞEVNÎ (253)
EBÜ`L-ABBÂS EL-HARRÂR (259)
ALİ YEŞRÛTÎ (250)
SULTAN DÎVÂNÎ (376)
MUHAMMED HAREZMÎ (297)
SÜLEYMÂN RÜŞDÎ EFENDİ (295)
EBÛ SAÎD BİN SUN`ULLAH (276)


  

EBÛ ABDULLAH MERRAKÛŞÎ





EBÛ ABDULLAH MERRAKÛŞÎ kabir adresi konusunda bilginiz varsa lütfen aşağıdaki bölüme, açık adres, adres tarifi ve ulaşım imkânları ile ilgil bilgileri yazın.

Tasavvufbüyüklerinden velî ve Mâlikî mezhebi fıkıh âlimi. Künyesi Ebû Abdullaholup, ismi Muhammed bin Mûsâ bin Nûman`dır. 1210 (H.607) yılında doğdu.Aslen Cezayir`deki Tilemsan şehrindendir. Tilemsânî, Merrakûşî, İşbilî,Fâsî, Mezâlî ve Hentâtî nisbet edildi. Tasavvuf âlimi olduğu için Sûfî,Allahü teâlânın dînine hizmetlerinden dolayı Şemseddîn lakabı verildi.1284 (H.683) yılında Kâhire`de vefât etti.

Ebû Abdullah Merrakûşî küçük yaşta ilimtahsîline başladı. Tilemsan ve Merrakeş`teki âlimlerden ders aldıktansonra ilmini ilerletmek üzere İskenderiye`ye gitti. Burada Muhammed binAmmâd ve Faslı Safravî gibi âlimlerden ilim tahsîl etti. Mâlikî mezhebifıkıh bilgilerinde âlim ve zamânın imâmı oldu. Tasavvufta incebilgilere, yüksek derecelere kavuştu. Allahü teâlânın dînine hizmetiçin durmadan çalıştı. Öğrendiklerini insanlara öğretti. Sapık yoldaolanlara doğru yolu anlatmaya, doğru yoldakileri muhâfazaya gayretetti. Ömrü boyunca Allahü teâlânın dînini öğrenmek, öğretmek ve yaymakonun asıl işi idi. Diğer zamanlarını, ibâdet etmek ve kitap yazmaklageçirirdi. Güzel ahlâkı, tatlı dili, güler yüzü, cömertliği, insanlaraşefkat ve merhameti, onu herkesin sevmesine vesîle oldu. Bu güzelahlâkı sebebiyle, birçok kimse elinde tövbe edip, sâlih kimselerarasına karıştı. Sık sık insanlara nasîhatlarda bulunurdu.

Pekçok talebe yetiştirip, kıymetlieserler yazdı. Bu eserlerinde, tasavvuftan ve tasavvuf büyüklerininhâllerinden, kabir ziyâretinden ve büyüklerin kabirlerini ziyâretederken görülen bâzı hârikulâde hâllerden bahsetti.

Ebû Abdullah Merrakûşî hazretleri, birsohbetlerinde şöyle buyurdu:

Resûlullah efendimizin âşıklarının temizkalplerinden çıkan sözler, edebe, saygıya uygunsuz görünse de, bunlarabir şey dememeli, susmalıdır. Buradaki edeplerden, saygılardan biri desusmaktır. Âşıklardan biri, Kabr-i saâdetin yanında her sabah ezanokur; Namaz uykudan daha iyidir. derdi. Mescid-i Nebîhizmetçilerinden birisi; Resûlullah`ın huzûrunda terbiyesizlikyapıyorsun. diyerek bunu dövdü. Bu da; Yâ Resûlallah! Yüksekhuzûrunuzda adam dövmek, sövmek edepsizlik sayılmaz mı? dedi. Çokağladı. Biraz sonra döven kimsenin felç olduğu, eli ayağı tutmadığıgörüldü. Üç gün sonra da öldü.

Anlatılır ki, Bağdât`ta Kerhli bir attârvardı. Doğruluğu, iyiliği ve güvenilirliği ile meşhur olmuştu. Fakatbir hayli borcu vardı. Hayâsından evinden çıkamaz hâle geldi. Cumâgecesi olunca, âdeti üzere namaz kıldı. Resûlullah efendimize salât veselâm getirdi ve duâ edip uyudu. Rüyâda Peygamber efendimizi gördü.Resûlullah ona; Vezîr Ali bin Îsâ`ya git! Ben ona, sana dört yüz dînarvermesi için emir verdim. Onları al, ihtiyaçlarını giderip hâlinidüzelt. buyurdu. Sabah olunca, attâr, vezîrin yanına gitti. Fakatmuhâfızlar onu içeri almadılar. Biraz sonra, vezîrin yakınlarından biridışarı çıktı. O, attârı tanıyordu. Muhafızlara durumu anlatıp, attâra;Vezir, seher vaktinden beri seni bekliyor. Bana, seni ve kaldığın yerisordu. Sen şimdi burada bekle, ben vezîrin yanına gidip geleyim. dedi.O şahıs süratle vezîrin yanına gidip geldi. Attârı alıp vezîrinhuzûruna götürdü. Vezîr attâra ismini sordu. O da kendisini tanıttı.Kerh ehlinden olduğunu söyledi. Bunun üzerine vezir, attâra; Allahüteâlâ sana iyi karşılıklar versin, dün geceden beri uyuyamadım. Düngece Resûlullah efendimizi rüyâmda gördüm. Bana; Falanca attâra dörtyüz dînar ver, hâlini düzeltsin. buyurdu. dedi. Attâr da vezîre; Bende dün gece Resûlullah`ı rüyâmda gördüm. Bana; Vezîr Ali bin Îsâ`yagit, ona, sana dört yüz dînar vermesini emrettim. buyurdu. dedi.Vezîr, Resûlullah efendimizin kendisinden bahsetmesinin sevincinden çokağladı. Attâra bin dînar verilmesini emretti. Hizmetçiler bin dînargetirdiler. Attâra; Dört yüz dînârı, Resûlullah`ın emri üzerine diğeraltı yüz

dînârı da, ayrıca sana hîbe ediyorum.dedi. Attâr ise fazlasını kabûl etmeyip; Resûlullah`ın verdiğinden veihsânından fazlasını istemem. Ben, Resûlullah`ın ihsânı olan bu dörtyüz dînârdan başkasından bereket ummuyorum. Bu söz üzerine vezirağladı. Uygun olanı budur, nasıl istersen öyle yap. dedi. Attâr, dörtyüz dînârı aldı. Bir kısmı ile borcunu ödedi. Resûlullah efendimizinbereketi ile hâli iyileşti ve malı çoğaldı.

Ebû Abdullah Merrakûşî hazretlerinin Misbahü`z-Zulâmfi`l-Müstegîsîn bi-Hayri`l-Enâm adını verdiği ve Resûlullahefendimizi vesîle ederek yapılan duâların kabûl olunduğunu uzun uzunanlattığı bu eserinden başka diğer kıymetli eserlerinden bâzılarışunlardır: En-Nûr-ul-Vâdıh ilâ Muhaccet-il-Münkir Ales-Sarîh fîVücûh-is-Sâih, Misbâh-üz-Zulâm fil-Müstegîsîn bî-Hayr-il-Enâm (sallallahüaleyhi ve sellem), A`lâm-ül-Ecnâd vel-Ubbâd Ehl-il-İctihâdbi-Fadl-ir-Ribât vel-Cihâd. O bu eserlerinde Ehl-i sünnetvel-cemâat yolunu anlatmanın yanısıra, İbn-i Teymiyye`nin ortayakoyduğu bozuk fikirleri ve yanlış îtikâd sâhiplerinin sapıklıklarını daortaya koymaktadır.

Ömrünü İslâmiyeti yaymak, talebeleryetiştirmek ve eser yazmakla geçiren Ebû Abdullah Merrakûşî hazretleri,1284 (H.683) yılında Kâhire`de vefât etti. Karâfe kabristanınadefnedildi.

YETİŞ YÂ RESÛLALLAH!

Ebû Abdullah Merrakûşî hazretleri,Resûlullah efendimizi vesîle ederek Allahü teâlâdan bir şey istemek,Resûlullah efendimizin yardım ve şefâatlerine kavuşmak husûsunda bireser yazdığı esnâda başından geçen bir hâdiseyi şöyle nakletti:

1239 senesinde Sader kalesinden seçkinbir cemâatle berâber çıktık. Yanımızda bize kılavuzluk eden biri vardı.Bir müddet gittikten sonra suyumuz tükendi. Durup su aramaya çıktık.Ben de bu arada ihtiyâcımı görmek için gittim. Bu sırada müthiş birşekilde uykum geldi. Nasıl olsa giderken beni uyandırırlar deyip,başımı yere koydum. Uyandığımda kendimi çölün ortasında yapayalnızbuldum. Arkadaşlarım beni unutup gitmişlerdi. Yalnızlıktan büyük birkorkuya kapıldım. Çölde sağa sola yürümeye başladım. Neredebulunduğumu, nereye gideceğimi bilemiyordum. Her taraf dümdüz kumdu. Azsonra hava karardı. Yolculuk yaptığımız kâfileden hiçbir iz yoktu. Ben,gece karanlığında yapayalnızdım. Korkum daha da şiddetlendi. Telâşladaha süratli yürümeye başladım. Bir müddet gittikten sonra, çok susamışve yorulmuş bir hâlde yere düştüm. Artık hayâtımdan ümîdimi kesmiş,ölümümün yaklaştığını hissetmeye başlamıştım. Susuzluk ve yorgunluktan,ızdırap ve elemim son haddine varmıştı. Birden aklıma geldi. Gecekaranlığında: Yâ Resûlallah! Yetiş! Senden Allahü teâlânın izniyleyardım etmeni istiyorum! diye inledim. Sözümü bitirir bitirmez,birinin bana seslendiğini duydum. Sesin geldiği tarafa baktığımda; gecekaranlığında, etrâfına ışıklar saçan, bembeyaz elbiseler giyinmiş, ozamâna kadar hiç görmediğim bir kimsenin beni çağırdığını gördüm. Banayaklaşıp, elimi tuttu. O ânda bütün yorgunluğum ve susuzluğum kayboldu.Yeniden doğmuş gibi oldum. Ona canım birden ısınıverdi. Elele birmüddet yürüdük. Hayâtımın en tatlı anlarından birini yaşadığımıhissettim. Bir kum tepeciğini aşınca, berâber yolculuk yaptığımkâfilenin ışıklarını görüp, arkadaşlarımın seslerini duydum. Onlarınyanlarına doğru yaklaştık. Benim bindiğim hayvan en arkada onları tâkibediyordu. Birden gelip önümde durdu. Bineğimi önümde görünce, sevinççığlıkları attım. Ben bağırınca, benimle gelen zât elini elimden çekti.Daha sonra elimden tutup bineğime bindirdi. Sonra da; Bizden bir şeyisteyeni ve yardım talebinde bulunanı boş çevirmeyiz. diyerek geridönüp gitti. O zaman onun Resûlullah efendimiz olduğunu anladım. O,geri dönüp giderken, çevresine yaydığı nûrların gece karanlığında göğedoğru yükseldiği görülüyordu. O, gözümden kaybolunca, birden aklımbaşıma geldi; Nasıl olup da ben, Resûlullah efendimizin elini ayağınıöpmedim. diye çırpındım. Ama iş işten geçmiş, fırsat elden kaçmıştı.Şiir:

Seven, hayattan hiç tat almaz, ohayattan hoşlanmaz, lezzet alamaz. Ne zaman dünyâyı düşünsem, ondannasîbim olmadığını görürüm. İnsanlar arasında sanki garîb gibiyim. Başagelen belâ ve musîbetlerin zevâl vakti gelince; sıkıntıdan kurtuluprahata kavuşmak pek yakın oluyor.

Eserimi yazmaya başladığım sıradayaşadığım bu hârikulâde vakânın tadını ömrüm boyunca unutmadım.İnşâallah eserimde de; çöllerde, denizlerde, tehlikeli ve ıssızyerlerde, Resûlullah efendimizle istigâse eden, onu vesîle ederekAllahü teâlâdan yardım isteyenlerin nasıl arzularına kavuştuklarını,sıkıntıdan nasıl kurtulduklarını, çok acıkıp veya susayıp yiyecekiçecek bir şey bulamayan, düşman eline esir düşen, zâlimlerin zulmüneuğrayan bâzı kimselerin, Resûlullah efendimize hâllerini arzetmelerini,karıncaların, yağmur ve kuraklık zamanlarında Resûlullah`asığınmalarını, deve ve ceylan gibi hayvanların Resûlullah`la olanhâllerini, Mescid-i Nebevîdeki hurma kütüğünün inlemesini, Ebû Bekr-iSıddîk`in hicret esnâsında, Sürâka peşlerinden gelirken Resûlullahefendimizle istigâse etmesini, sıkıntı ve meşakkate düçâr olan bâzıkimselerin Resûlullah efendimize hâllerini nasıl arzettiklerini venetîcesinin nasıl olduğunu anlatmaya çalışacağım...

1) Hüsn-ül-Muhâdara; c.1, s.522
2) Tabakât-ül-Evliyâ; s.488
3) Şezerât-üz-Zeheb; c.5, s.384
4) El-A`lâm; c.7, s.118
5) Esmâ-ül-Müellifîn; c.2, s.134
6) Kıyâmet ve Âhıret; s.116
7) Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye;s.406, 997
8) Mu`cem-ül-Müellifîn; c.12, s.68
9) Siyer-Ehl-is-Sülûk (SüleymâniyeKütüphânesi, Şehid Ali Paşa Kısmı, 1345 numaralı mecmûada)
10) Gunyet-üt-Tâlib, SüleymâniyeKütüphânesi Şehid Ali Paşa kısmı, 1345 numaralı mecmûada.
11) Misbâh-uz-Zulâm, fil-Müstegîsibi-Hayr-il-Enâm Muhammed Aleyhi Efdalüs-Salâtü Ves-selâm fil-Yakazativel-Menâm (Süleymâniye Kütüphânesi, Şehid Ali Paşa kısmı, 57 numaralıeser.)
12) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; c.9,s.111

Ana Sayfa




Yazdır




EBÛ ABDULLAH MERRAKÛŞÎ kabir adresi ile ilgili bilgileri
aşağıdaki bölüme yazıp siteye ekleyebilirsiniz.


Bu sayfayı arkadaşına gönder.
e-Posta Adresin
Arkadaşının e-Posta Adresi


Sponsor Bağlantılar


En Çok Okunanlar

SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN (3790)
AHMED AMİŞ EFENDİ (2069)
SEYYİD AHMED-İ KEBÎR ER-RUFÂÎ (2042)
BABA TÂHİR URYÂN (1999)
HACI DURSUN EFENDİ (1896)
EVHADÜDDÎN KİRMÂNÎ (1678)
ARAB BABA (1635)
MERKEZ EFENDİ (1565)
ESKİCİ MEHMED DEDE (1561)
BEHRULLAH EFENDİ (1503)

En Son Okunanlar

HARPUTLU HACI ÖMER EFENDİ (722)
BABA TÂHİR URYÂN (1999)
AHMED HULÛSİ EFENDİ (683)
ABDURRAHMÂN BİN AHMED (Abdurrahmân-ı Zâz) (293)
EBÛ ABDULLAH HADRAMÎ (294)
EBÛ ABDULLAH DÎNEVERÎ (316)
EBÛ ABDULLAH CAVPÂRE (307)
EBÛ ABDULLAH EL-BASRÎ (225)
EBNÂSÎ (İbrâhim bin Mûsâ) (247)
ABDÜLMECÎD ŞİRVÂNÎ (272)

Rastgele

ABDULLAH BİN GÂLİB (246)
FEREC MECZÛB (276)
ABDÜLLATÎF KUDSÎ (430)
ABDÜLHÂDİ BEDEVÂNÎ (330)
TÂHÂ-İ HAKKÂRÎ (278)
BURHÂNEDDÎN BİN MUHAMMED EĞRİDİRÎ (261)
NÛRİ EFENDİ (316)
AMR BİN UTBE (337)
EYYÛB-İ SAHTİYÂNÎ (265)
ABDÜLKUDDÛS (325)

En Çok Oylananlar

MERKEZ EFENDİ (5,0)
HACI DURSUN EFENDİ (4,0)
ABDULLAH BİN ABDÜLAZÎZ (OSMAN) EL-YUNEYNÎ (2,0)


Evliyaullah.net oluşturulurken İhlas Evliyalar Ansiklopedisi'nden de faydalanılmıştır.
Evliyaullah.net'teki hatalı olduğunu düşündüğünüz ya da yayınlanmasını istediğiniz bilgiler varsa, lütfen iletişim sayfamızdan bizimle temas kurunuz.

banasiteyap.net Evliyaullah.net © 2008 - 2012