Ana Sayfam Yap Favorilerime Ekle

    Sitemizde 1211 evliya ve veli hakkında bilgi bulunmaktadır

A Â B C Ç D E F G H İ K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Sponsor Bağlantılar


Rastgele

MUHAMMED İHSÂN (359)
ALİ DEDE BOSNEVÎ (302)
SADREDDÎN-İ KONEVÎ (267)
EBÛ HÂŞİM SOFÎ (250)
ŞERÎFZÂDE MEHMED EFENDİ (271)
ŞEYH KUTBÜDDÎN MÜNEVVER (275)
EŞREFOĞLU RÛMÎ (433)
ZEYNELÂBİDÎN KAYSERÂNÎ (399)
HAMDÛN-I KASSÂR (293)
İSMÂİL ŞİRVÂNÎ (299)
MEYMÛN BİN MİHRÂN (276)
MUHAMMED SIDDÎK (370)
ABDURRAHMÂN TAFSÛNCÎ (304)
MUSLİHUDDÎN TAVÎL (260)
EBÛ ABDULLAH EL-MUKRÎ (229)
SELÎM KIRÎMÎ (405)
ALİ BİN ŞİHÂB (241)
EBÛ ŞU`BE HADRAMÎ (295)
TÂCÜDDÎN İBRÂHİM HALVETÎ (303)
ATEŞBÂZ VELÎ (789)
GAMRÎ (310)
BEDREDDÎN SERHENDÎ (351)
HİDÂYETULLAH ERBİLÎ (266)
BUHÂRÎ (299)
KUTBÜDDÎN İZNÎKÎ (779)
ÇELEBİ FERRUH (276)
NECÎBÜDDÎN MÜTEVEKKİL (317)
EBÛ BEKR KETTÂNÎ (352)
SEYYİD MUHAMMED MURÂDÎ (426)
SUMÂDÎ (262)
ABDÜLHAKÎM ARVÂSÎ (383)
EBÜ`L-HAYR FÂRÛKÎ (207)
ÜFTÂDE (337)
YÂKÛT-İ ARŞÎ (255)
ABDÜLKERÎM EFENDİ (390)
MUHAMMED BÂKÎ-BİLLAH (501)
ABDÜLULÂ (284)
MUHAMMED EZHERÎ (280)
ALEVÎ BİN ALİ (321)
DERVİŞ MUHAMMED (301)


  

HÂCE HASAN ATTÂR





HÂCE HASAN ATTÂR kabir adresi konusunda bilginiz varsa lütfen aşağıdaki bölüme, açık adres, adres tarifi ve ulaşım imkânları ile ilgil bilgileri yazın.

Evliyanın büyüklerinden. İsmi, Hasan bin Alâeddîn Muhammed bin Muhammed Buhârî olup, Hâce Hasan Attâr diye tanınır. Silsile-i aliyye büyüklerinden Alâeddîn-i Attâr hazretlerinin oğludur. Anne tarafından dedesi, Şâh-ı Nakşibend Behâeddîn-i Buhârî hazretleridir. Buhârâ`da yetişen Hâce Hasan`ın doğum târihi tesbit edilememiştir. 1423 (H.826) senesi Zilhicce ayının onunda kurbân bayramı gecesi Şîrâz`da vefât etti. Daha sonra Buhârâ`nın Çağanyân nâhiyesine nakledilerek, babası Hâce Alâeddîn`in yanına defnolundu.

Dedesi Şâh-ı Nakşibend hazretleri küçük Hasan`ı çok severdi. Ona husûsî bir sevgisi vardı. Bir gün Hasan Attâr, mezarlık yanında diğer çocuklarla birlikte oynarken, dedesi Behâeddîn-i Buhârî oradan geçiyordu. Hasan Attâr bir buzağıya binmiş, diğer çocuklar da onun etrâfında koşup, böylece eğlenmekteydiler. Behâeddîn-i Buhârî hazretleri durup küçük Hasan`a teveccüh etti ve; Yakın bir zamanda, bu çocuk bir bineğe biner, şevketli hükümdarlar, atının üzengisini tutarak yanında yaya yürür. buyurdu.

Aradan zaman geçti. Hace Hasan Attâr, zâhirî ve bâtınî ilimlerde yükselerek, âlimlerin ve evliyânın büyüklerinden oldu. Herkes tarafından sevilir, hürmet edilirdi.

Bir zaman Bağ-ı zâgân taraflarına gitmişti. Orada Mirzâ Şâhruh`u ziyâret etti.Mirzâ, Hâce hazretlerine olan muhabbet ve bağlılığının çokluğu sebebiyle kendisine çok ikrâmlarda bulundu ve bir at hediye etti.Koluna bizzat kendisi girip, ata bineceği yere kadar getirdi. Ata bindirdi. Sonra üzengisinden tutarak biraz yürüdü ve uğurladı.

Bu halde giderken, HâceHasan Attâr durup, Buhârâ taraflarına dönerek dedesinin rûhâniyetine duâ etti ve Allahü teâlâya şükretti. Sonra Sultana, dedesi Hâce Muhammed Behâeddîn-i Buhârî hazretlerinin senelerce önce söylediği sözü anlattı. Onun kerâmetinin gerçekleştiğini bildirdi. Bu hâli işiten Sultan ve yanındakilerin Muhammed Behâeddîn-i Buhârî, HâceHasanAttâr ve diğer evliyâya olan muhabbet ve bağlılıkları daha da arttı.

Hâce Hasan Attâr hazretleri, zamânındaki evliyânın en büyüklerindendi. Her kim ihlâs ile Allahü teâlânın rızâsı için ona talebe olmak niyetiyle gelse, müsâfeha ettiği anda tesirini görürdü. Talebe o anda kendinden geçer, aşka ve dünyâdan soğuma hâline kavuşurdu.

Güzel ahlâkın bütün kemâlâtını kendisinde toplamış olan Hâce Hasan Attâr, herkese hüsn-i muâmelede bulunur, hiç kimseyi gücendirmezdi. Talebelerinin mânevî terbiye ve yetişmeleri yükünü aldığı gibi, onların maddî ihtiyaçlarını da kendisi karşılardı. Başkalarının, hele talebe ve sevdiklerinin sıkıntıda olmaları, ona daha çok sıkıntı verirdi. Bu sebeple talebelerinden birisi rahatsızlanıp hasta olduğunda, onun sıhhate kavuşması, ondaki hastalığın kendisine geçmesi için duâ eder ve sıkıntıyı çekmeye râzı olurdu.

Bir defâsında, hacca giderken Şîrâz`a uğramıştı. Şîrâz`ın ileri gelenlerinden bir zât da Hâce Hasan`ın talebelerindendi ve o günlerde çok ağır hastaydı. Hazret-i Hâce bu talebesini ziyâret etti. Onun, hastalığın tesiri ve elemi ile hâlsiz olduğunu görüp, çok üzüldü. Allahü teâlâya duâ edip, bu hastalığın talebesinden alınıp kendisine verilmesini istedi. O ânda, hastada iyileşme ve sıhhat alâmetleri görülmeye başladı, sonra büsbütün iyileşti. Diğer taraftan Hâce Hasan hazretleri hastalanıp yataklara düştü. Yola devâm edemeyip, Şîrâz`da kaldı. Bu hastalıktan sonra vefât etti. Daha sonra Buhârâ`nın Cağanyân nâhiyesine nakledilerek, mübârek babası Alâeddîn-i Attâr`ın yanına defnolundu.

Hâce Hasan Attâr`ın, Hâce Yûsuf isminde bir oğlu olup, o da âlim ve velî bir zâttı.

HAKK`A ULAŞTIRAN EN KISA YOL

Hâce Hasan Attâr hazretleri, babası ve aynı zamanda hocası olanAlâeddîn-i Attâr hazretlerinin tasavvuftaki yolunu anlatan bir eser yazmıştır. Bu kitapta buyuruyor ki: Biliniz ki, Alâeddîn-i Attâr`ın ve onların silsilesi olan mübârek büyüklerimizin yolu Hakk`a ulaştıran yollar arasında en kısa olanıdır. Bunların yolunda, dünyâya âit bütün hicâblar, perdeler kaldırılmıştır. Allahü teâlâ onlar için, mâsivâ denilen, dünyâya âit şeylerin muhabbet ve sevgisini celâl sıfatıyla yakıp kül eder. Bunlar öyle büyüktür ve Allahü teâlânın öyle yüksek velîleridir ki, başka yollarda, uzun zamanlarda ve çok zahmetlerle yolun sonunda ele geçen şeyler, bu yolda başlangıca yerleştirilmiştir.

Bu yolda bulunmak arzusunda olanlar, kendisinden bu yolun edeplerini öğrendikleri zâtı çok sevip, ona ve diğer büyüklere karşı her zaman edepli olmalıdır. Bu yolda ilerlemek için çok gayret etmelidir. İlerleme devâm ettikçe, Allahü teâlâdan başka şeylere alâka ve bağlılık azalır. Bu hâlin meydana gelmesine, yokluk ve kendinden geçme denir. Bu alâka ve bağlılığın azala azala yok olması hâlinde de, Allahü teâlâdan başka hiçbir şeyin sevgisi kalmaz. İşte bu hâle de fenâ denir.

Kalbe gelen vesveselerden kurtulmaya çalışarak tövbe ve istigfâr edip zikre devâm etmelidir. Hiç gaflette bulunmamalıdır. Bir ân için gaflet gelecek olsa bile, hemen kendini toparlayıp, gafleti gidermelidir. Yolda yürümekte, alış-veriş etmekte, yemekte, içmekte, yatmakta, uyumakta, hep gafleti terkedip, kalbi uyanık tutmalıdır. Bu hâller kendiliğinden hâsıl oluncaya kadar böyle uğraşmalı, her işi Allahü teâlâ için yapmaya gayret etmelidir. Böylece yapılan her iş, her hareket, zikr olur ve insan gafletten kurtulur.

1) Reşehât Ayn-ül-Hayât (Arabî); s.75
2) Reşehât-ı Ayn-ül-Hayât (Osmanlıca); s.138
3) İslâm ÂlimleriAnsiklopedisi; c.12, s.36
4) El-Hadâikü`l-Verdiyye; s.612




Yazdır




HÂCE HASAN ATTÂR kabir adresi ile ilgili bilgileri
aşağıdaki bölüme yazıp siteye ekleyebilirsiniz.


Bu sayfayı arkadaşına gönder.
e-Posta Adresin
Arkadaşının e-Posta Adresi


Sponsor Bağlantılar


En Çok Okunanlar

SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN (3795)
AHMED AMİŞ EFENDİ (2071)
SEYYİD AHMED-İ KEBÎR ER-RUFÂÎ (2045)
BABA TÂHİR URYÂN (2000)
HACI DURSUN EFENDİ (1897)
EVHADÜDDÎN KİRMÂNÎ (1679)
ARAB BABA (1635)
MERKEZ EFENDİ (1566)
ESKİCİ MEHMED DEDE (1565)
BEHRULLAH EFENDİ (1504)

En Son Okunanlar

ABDURRAHMÂN BİN YÛSUF RÛMÎ (254)
ABDULLAH BİN ABDÜLGANÎ EL-MAKDİSÎ (275)
GÖZÜKIZIL MEHMED BABA (481)
GÖNCÜZÂDE KÂSIM EFENDİ (287)
AHMED MÜRŞİDÎ EFENDİ (273)
GEYİKLİ BABA (574)
GEREDELİ ABDULLAH EFENDİ (661)
GAZÂLÎ (285)
GAVS-ÜL-MEMDÛH (354)
TÂCÜDDÎN ZÂHİD-İ GEYLÂNÎ (248)

Rastgele

SİNÂN EFENDİ (320)
ŞEYH REYHAN ADENÎ (351)
ABDULLAH-I İLÂHÎ (443)
AHISKALI ABDULLAH EFENDİ (341)
ALİ BİN MUVAFFAK (314)
AHMED BÂBÂ TENBEKTÎ (232)
ÂMİNE-İ REMLİYYE (322)
AHMED DİYOBENDÎ (266)
ATÂ EFENDİ (302)
HÂCE OSMAN HÂRÛNÎ (277)

En Çok Oylananlar

MERKEZ EFENDİ (5,0)
HACI DURSUN EFENDİ (4,0)
ABDULLAH BİN ABDÜLAZÎZ (OSMAN) EL-YUNEYNÎ (2,0)


Evliyaullah.net oluşturulurken İhlas Evliyalar Ansiklopedisi'nden de faydalanılmıştır.
Evliyaullah.net'teki hatalı olduğunu düşündüğünüz ya da yayınlanmasını istediğiniz bilgiler varsa, lütfen iletişim sayfamızdan bizimle temas kurunuz.

banasiteyap.net Evliyaullah.net © 2008 - 2012