Ana Sayfam Yap Favorilerime Ekle

    Sitemizde 1211 evliya ve veli hakkında bilgi bulunmaktadır

A Â B C Ç D E F G H İ K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Sponsor Bağlantılar


Rastgele

AHMED BÂBÂ TENBEKTÎ (232)
LÂMİÎ ÇELEBİ (475)
HOCA SÂDEDDÎN EFENDİ (554)
GARİP HÂFIZ (898)
TÂCÜDDÎN İBRÂHİM KARAMÂNÎ (291)
ABDÜLAZÎZ BEKKİNE (396)
EBÛ ŞU`BE HADRAMÎ (295)
SELÎM FETİHPÛRÎ (276)
EBÛ ABDULLAH MERRAKÛŞÎ (291)
BEKRÎ (Ebü`l-Mekârim) (216)
MUHAMMED SAÎD (309)
CELÂL ALİ DEDE (358)
AMR BİN MEYMÛN EVDÎ (287)
ALÂEDDÎN ALİ ERDEBİLÎ (283)
ABDULLAH BİN MENÂZİL (321)
ŞUMEYT BİN ACLÂN (276)
SARI SALTUK (473)
MUHAMMED HEVÂRÎ (283)
AHMED GAZÂLÎ (319)
KUTB-İ ZAMAN (SeyyidCelâl Buhârî) (401)
HAYR-ÜN-NESSÂC (286)
ABDÜLEHAD SERHENDÎ (533)
FETHULLAH EVDEHÎ (250)
ŞİHÂBÜDDÎN AHMED SİVÂSÎ (381)
EBÛ SAÎD-İ FÂRÛKÎ (263)
SÂLİM BİN ABDULLAH (254)
EBÛ ABDULLAH HADRAMÎ (294)
MUHAMMED MAZHAR (259)
AYN-ÜL-KUDÂT HEMEDÂNÎ (361)
ALİ EL-HARÎRÎ (254)
ABDULLAH BİN MUHAMMED MÜRTEİŞ (335)
ŞEYH TÂC (276)
SÂLİH BABA (418)
MUHAMMED KUDSÎ BOZKIRÎ (325)
AHMED İBNİ KEMÂL (260)
KIBRISLI HAFIZ ALİ EFENDİ (382)
ABDÜLHÂLIK GONCDÜVÂNÎ (328)
HÂŞİMÎ EMÎR OSMAN (302)
FERELİ ŞEYH SİNAN EFENDİ (293)
ŞEYH REYHAN ADENÎ (351)


  

HALÎFE KIZILAYAK





HALÎFE KIZILAYAK kabir adresi konusunda bilginiz varsa lütfen aşağıdaki bölüme, açık adres, adres tarifi ve ulaşım imkânları ile ilgil bilgileri yazın.

Sondevir Türkistan velîlerinden. İsmi Âbid Nazar olup oturduğu yerinisminden dolayı Halîfe-i Kızılayak diye şöhret bulmuştur.

1877 (H.1294) yılında şu anda Rusya`nınTürkmenistan Cumhûriyeti içinde bulunup o zaman Buhâra Emirliğine bağlıolan Kerki şehrinin Kızılayak köyünde dünyâya geldi. İlk tahsîlini âlimbir zât olan babasının da yardımıyla burada tamamladı. Sonra, küçükyaşına rağmen, tahsîlini devâm ettirmek için Buhâra`ya gitti. Buradabirçok âlimden çeşitli dallarda ders alarak, talebelikte en yüksekdereceye ulaştı. Kendi anlattığına göre Buhâra`daki tahsîlini daha çokzamânın büyük âlimlerinden Ebü`l-Fazl-ı Sîret`in yanında yapmıştır.Buhâra`da tahsîlini tamamladıktan sonra kendisine Emir tarafındanBuhâra Kâdılığı teklif edildi. Ancak, kabul etmeyip memleketine döndü.Bu teklif ısrarla devâm edince de bir müddet evini, hattâ memleketiniterk etmek mecburiyetinde kaldı.

Daha sonra tasavvufa yönelerek zamânınmeşhûr âriflerinden olup aynı zamanda amcası olan Halîfe Hüdaynazar`danfeyz ve icâzet aldı. Hocası ona icâzet verdikten sonra, kendisinegelenlere; Artık Âbid`e gidin. Bende olanlar, bendi kaldırılmış birırmak gibi oraya aktı, gitti. buyururdu. Fakat o yine de hocası vefâtedinceye kadar talebe kabûl etmedi. Tasavvufta silsilesi Hâce MuhammedSaîd Mücedidî`ye ulaşır.

Bir müddet sonra hocası Hüdaynazar ilehacca gitti. O zamânın şartlarında yolculuk çok uzun ve sıkıntılıgeçti. Hüdaynazar hazretleri zâten yaşlı olduğundan hastalandı veyürüyemez hâle geldi. Sedye ile yol alıyordu. Âbid Nazar hocasının herhizmetine canla başla sarılıyordu. Hocası da devamlı duâ ve niyazdabulunur ve; Âbid`im inşâallah dolacak ve taşacaksın. derdi.

Nihâyet Mekke ve oradanMedîne`yevardıklarında Hüdaynazar hazretleri vefât etti. HocasınıCennetü`l-Bâkî`de defnettikten sonra yanındakiler ona talebe olmakisteyerek kendilerini kabûl etmesi için ricâda bulundular. Fakat o, birtürlü kendini buna lâyık görmüyordu. Çok ısrar edilince bir gece mühletistedi. Ertesi gün müsbet veya menfî kararını açıklayacaktı. Halîfe-iKızılayak o geceyi Peygamber efendimizin kabr-i şerîfleri yanındamurâkabe ile geçirdi. Ertesi gün çok neşeli bir şekilde talebe kabûledeceğini bildirdi ve Mescid-i Nebevî`nin mübârek mihrâbında oturarakmüsâfeha ile ilk talebesini kabûl etti. Hac sonrası memleketine döndü.

Halîfe-i Kızılayak, Bolşevik İhtilâlisırasında Kalişof hâdisesinden îtibâren Ruslara karşı çok gazâ vecihâdlarda bulundu. Buhârâ Emirliği Rusların eline geçtikten sonra dacihâdı bırakmadı. Ancak silâh ve gıdâ yetersizliğinden Afganistan`ahicret etmek mecburiyetinde kaldı. Büyük bir kalabalıkla Afganistan`ageçen Halîfe-i Kızılayak, bundan sonra devamlı cihâd hareketinidestekledi. Habîbullah Han zamânında RusyaAfgan sefîri bulunan GulâmNebi Han, Rusların yardımıyla Pettekeser mevkîi üzerinden Belh şehrinesaldırdı. Burayı işgâl ederek ayrı bir devlet gibi davranmaya başladı.Bunun üzerine Halîfe-i Kızılayak, Ruslara karşı çok iyi savaştecrübesine sâhib bulunan Türk mücâhidlerini bizzât kardeşi Âlim Hanile Belh`e gönderdi. Büyük mücâdeleler netîcesinde Belh işgâldenkurtuldu ve Âlim Han geçici bir süre için Belh`i idâre etti. Her şeynormale döndükten sonra Belh`i hükûmete teslîm ederek geri döndü.

Halîfe Kızılayak, Afganistan`a geçtiktensonra ilk önce Andhoy kazâsının Altıbölek köyünde oturmuşsa da bâzıhâdiseler sebebiyle Cüzcân vilâyetine yakın bir yere yerleşti. Burayaeski köylerinin ismi olanKızılayak adı verildi. Bundan sonraKızılayak`ta bir câmi, medrese ve hânegâh inşâ edildi.Burası hertaraftan gelen talebelerle dolup taşmaya başladı. Hânegâh, cemiyetinher tabakasından fakir, zengin, âlim, fâzıl, devlet adamı ve her türlüinsanın uğrak yeri hâline geldi. Bu hâli gören ve daha önceAfganistan`da oturmakta olan bâzı âlimler ilk önce bu durumuyadırgadılarsa da dergâha geldikten ve Halîfe-i Kızılayak`ı gördüktensonra tam bir teslîmiyetle geri döndüler. Kâbil`de oturan ve İmâm-ıRabbânî hazretlerinin torunlarından olup âlim bir zât olan hazret-iŞûrbâzâr da Kızılayak`a teşrif etmiş ve Halîfe-i Kızılayak`ınsohbetlerinde bulunmuştur.

Halîfe Âbid Nazar, Afganistan`a geçtiktensonra, sırasıyla Afganistan Emîri olan Emânullah Han, Nâdir Şâh veZâhir Şâh ile gerek şahsen, gerek mektupla irtibâtlar kurmuş vehepsinden saygı görmüştür. İnşâ ettiği medrese ve hankâh için devlettarafından vakıf olmak üzere arâzi tahsis edilmiş ve pekçok maddîyardımlar yapılmıştır.

Mânevî yönü pek kuvvetli olmayanEmânullah Han, bir keresinde Belh`e gelerek bir toplantı düzenlemişti.Bu toplantıya Halîfe-i Kızılayak`ı da dâvet etti. Fakat toplantı öncesioradaki devlet erkânına Halîfe-i Kızılayak içeri girdiğinde ayağakalkmamaları husûsunda sıkı sıkıya tenbihte bulundu. Halîfe-iKızılayak, yanında hazret-i Şurbâzâr olduğu halde Belh`e gelerektoplantı yerine gitti. Onun teşrifini gören Emânullah hemen ayağakalkarak saygıyla karşıladı. Emânullah ayağa kalkınca diğer devleterkânı da ayağa kalkmak mecburiyetinde kaldılar. Daha sonra bu durumkendisinden sorulduğunda Emânullah şöyle cevap vermiştir: Halîfe-iKızılayak`ı gördüğüm vakit her iki yanında büyük birer arslan vardı.Korkumdan ve kendimde olmadan birden ayağa kalkıverdim.

Türkistan`da Enver Paşanın ölümündensonra onun yardımcısı durumunda olan İbrâhim Lakay Afganistan`a geçerekbütün askerleri ile birkaç gün Kızılayak`ta kaldı. İbrâhim Lakay,Halîfe-i Kızılayak`la yalnız olarak yaptığı görüşmede kendisine biristeğini iletti. Elinde bulunan kuvvetiyle Kâbil hükûmetini basarakiktidârı eline alacaktı. Bunun için sâdece izin ve duâ istiyordu.

Ancak Halîfe-i Kızılayak, bu isteği kabuletmedi. Bunun için müslüman kanı dökülmesine râzı olmayız. Ayrıca bizeiyilik edene kötülük etmeyiz. buyurdu. Bunun üzerine İbrâhim LakayBelh`e doğru yürüdü. Kunduz vilâyeti civârında biraz savaştıktan sonraisteyen kumandanlarını Afganistan`da bırakarak kendisi Rusya`ya geçti.

Zâhir Şâh zamânında bir ara Halîfe-iKızılayak`ın gözleri görmez olmuş ve tedâvî için Kâbîl`e gitmişti. Yolboyunca halk onu gruplar hâlinde karşılıyor ve bir kerecik bile olsa,müsâfeha edebilmek için can atıyordu.

Kâbil`e vardıklarında, onu bizzat ZâhirŞâh karşıladı. Zâhir Şâh Halîfe-i Kızılayak`ı gördüğü anda hemen ayağafırlayarak ellerine sarıldı ve; Ben sizi daha önce de görmüştüm.diyerek şunları anlattı: Daha Şah olmamıştım. Babam sağdı. Bir gün aviçin Dere-i Acer denilen yere gittim. Heyecanla av peşinde koşarkenatımla birlikte oradaki bir kuyuya yuvarlandım. O anda; Yetiş ya pîr.şeklinde haykırmıştım. Hemen göğsümden kavrayan bir el beni kenârakoymuştu. İşte o vakit karşımda sizi gördüm. Korkma yavrum. diye benisâkinleştirdikten sonra nereye gittiğinizi anlayamamıştım.

Zâhir Şâh, bundan sonra Halîfe-iKızılayak`a daha çok hürmet gösterdi ve onu mânevî baba kabûl etti.Ayrıca özel olarak Türkiye`den getirtilen bir doktorun başarılıtedâvisi netîcesinde Halîfe-i Kızılayak`ın gözleri sağlığına kavuştu.

Afganistan`ın siyâsî istikrârı husûsundapekçok müsbet tesirleri görülen Halîfe-i Kızılayak`ın varlığımüslümanların sulh ve selâmet içerisinde yaşaması husûsunda da büyükbir nîmetti.

Bolşevik ihtilâlinden sonra Afganistan`ageçen Türk muhâcirleri ile bâzı Peştun kabîleleri arasında münâzaralarortaya çıkmıştı. Hattâ ufak çapta çatışmalar da görülmüştü. Buhâdiseler devâm ederken Peştunların kabîle reisi bütün adamlarınıtoplayarak bu durumu görüşmek üzere Kızılayak`a hareket etti.

Bunu duyan Halîfe-i Kızılayak, kırk ellikadar kişiyi silâhlı olarak yolun iki kenarına yerleştirdi. Adamlarıylakızgın bir şekilde gelmekte olan han, Kızılayak`a on beş km kadaryaklaştığında ürpermeye ve endişeye kapılmaya başladı. Yaklaştıkçaezilip büzüldü ve âdetâ küçüldü. Han, nihâyet dergâh kapısınageldiğinde mecalsiz bir halde edeple içeri girdi. Özürler beyân ederekbütün anlaşmazlıklara son vermek üzere huzurdan ayrıldı.

Böylece felâkete sebeb olabilecek birmesele kendiliğinden halledilmişti. Daha sonra yakın adamları reise,kendisinde görülen değişikliği suâl ettiklerinde; Yolun iki kenarındabir ordu bekleşiyordu. diye bahsetmiştir.

Halîfe-i Kızılayak, gerek sözleriyle,gerek ameliyle Ehl-i sünnet îtikâdı ve İslâm ahkâmına tam uymuş ve onuyaymak için uğraşmıştır. Uzun ömrünü cihâdlarla süslemiştir. Kendisinegösterilen saygılara mukâbil onda kesinlikle bir kibir ve gurur hâligörülmezdi. Her hâliyle çok mütevâzi idi.

Herkese iyi davranırdı. Kendisine kötüdavrananlara karşı da yumuşak ve merhametli idi. Çocuklar dâhil herkeseselâm verirdi. Kimse kendisinden önce ona selâm veremezdi. Birçok defâdaha önce selâm vermek niyetiyle huzûruna çıkanlar bunu başaramamış,hep selâm almak mecbûriyetinde kalmışlardır.

Kimseyi incitmemeye çok dikkat ederdi.Çocukluğumda sapanla bir serçe vurmuştum. Bunu her hatırlayışımdakorkudan kalbim titriyor. buyururdu. En küçük müstahaba bileehemmiyetle riâyet ederdi. Hep kıble tarafına dönerek otururdu. Helâlve temiz yemeye çok dikkat ederdi. Seyyitleri çok sever ve onlarahürmet gösterirdi. Her hareketi Resûlullah`a tam tâbi olduğunugösteriyordu.

Şöhretin çok zararlı olduğunu söyler,Peygamber efendimizin bu konudaki Şöhret âfettir. hadîsineistinâden; Koşandan yürüyen, yürüyenden duran, durandan oturan,oturandan da yatan daha iyi, daha rahattır. buyururdu.

Afganistan halkını bir hicretinbeklediğini ve bunda önce davrananların kurtulacağını, sona kalanlarınise çok telef olacağını söylerdi. Rusya ile çok sıkı irtibâtkurulacağına hattâ iki yurdun bir olacağına işâret ederdi. İslâmıyaşamak avuç içinde köz (ateş) tutmaktan daha zor olacaktır. buyururdu.

Çocukları çok severdi. Bâzan torunlarınıönüne alıp, hem sever hem de hıçkırarak ağlardı. Öyle ki göz yaşlarısakalının ucundan damlardı. Sebebi sorulduğunda da; Onlarındoğduklarına seviniyorum, ama görecekleri günler için ağlıyorum.buyururdu.

Dünyâ malına tamah edenlere; Altın alma,duâ al. Duâ altından daha kıymetlidir. buyururdu. Hiç kahkaha ilegülmezdi. Kahkaha atanları gördüğünde; Sıratı geçmeden nasılgülebiliyorsunuz, şaşıyorum. Müslüman sıratı geçtikten sonra güler.derdi. Birisi halk arasındaki âdete dayanarak; Gece tırnak kesmedemahzur var mıdır? diye sorunca; Pislik, görüldüğü anda yok edilir.buyurdu.

Halîfe-i Kızılayak câmide vâz etmezdi.Fakat ikindi namazından sonra akşam namazına kadar Sûfî Allahyarhazretlerinin Farsça manzûm olarak yazdığı bir fıkıh kitabı olan Meslekü`l-Müttakıyn`ıokur ve açıklardı. Kitap, senede iki defâ bitirilirdi. Böylece herkesinbilmesi gereken fıkıh bilgileri müsâit bir zamanda cemâata anlatılmışolurdu. Diğer vakitlerde ise sohbet dergâhta olurdu. Bu sohbetsırasında daha çok, İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin Mektûbât`ıokunurdu.

Ramazan aylarında dört gecelik bir hatimdüzenlenirdi. Bu hatime ülkenin her tarafından binlerce insan gelirdi.Çeşitli yerlerden gelen âlimler burada buluşurlardı. Ayrı ayrı yerlerdetoplanırlar, konuşup tartışırlar, sorulara cevap verirlerdi.

Hatim tertîbi şöyle olurdu: İkişer rekatkılınan terâvih namazında okunacak zamm-ı sûre için Kur`ân-ı kerîmbaştan îtibâren okunmaya başlanırdı. Bu işi hâfızlardan kurulu bir ekipyapardı. Hâfızlar ve cemâat tesbihlerden sonra beş on dakika çay içipdinlenirlerdi. Böylece sahur zamânına kadar devâm eden terâvihnamazında birkaç cüz okunurdu. Nihâyet dördüncü gecenin sonundaKur`ân-ı kerîm hatmedilmiş olurdu. Hatîm, bayram havasında geçerdi.

Gelen âlimler iftar ve sahur yemeklerinihankâhın avlusundaki sofada Halîfe-i Kızılayak`la birlikte yerlerdi.Buradaki sohbet o kadar tatlı, öylesine bir kudsiyet içinde geçerdi ki,orada bulunanlar kendilerini başka bir âlemde zannederler, içlerindeulvî bir zevk ve özlem kalırdı.

Yine mevlid kandilleri ayrı birgüzellikte ihyâ edilirdi. O gün de her yerden insanlar akın akıngelirlerdi. Herkes toplandıktan sonra Halîfe-i Kızılayak`ın odasında vekendisinin oturduğu yerde başının üzerinde yüksekte bir yerde duvarayapışık duran özel sandukada bulunan Sakal-ı şerîf ile Şâh-ı Nakşibendhazretlerine âit hırka-i şerîf başlar üzerinde getirilirdi. Emânetler,özel olarak yapılmış ve baş hizâsında bulunan mevkiine konulurdu.Örtüler edeple ve salevât-ı şerîfe okunarak açılırdı. Sonra belli birtertîb içerisinde nâtlar okunur, Kur`ân-ı kerîm kırâat edilir vekonuşmalar yapılırdı. En sonunda Hırka-i şerîf oraya gelenlerinarasında dolaştırılır, edep ve ihlâsla öpüp koklanırdı. Daha sonraşerbet ikrâm edilir, duâ ile meclise son verilirdi. Kandile, vâli vekâdı gibi bâzı devlet adamları da katılırdı.

Halîfe-i Kızılayak dergâhında her akşambüyük kazanlarda yemek pişirilerek halka dağıtılırdı. Fakir âilelerevlerine buradan yemek götürürlerdi. Ayrıca her Perşembe gündüzleridevâmlı yemek pişer ve dağıtılırdı. Ağır muhâceret şartlarında zayıfdüşen âileler için burası bir ümid kapısı idi. Ayrıca fakirler herzaman gelerek çeşitli ihtiyaçlarını buradan giderirlerdi. Bundan başkaher gün pekçok misâfir ağırlanırdı. Yemek aynı ölçüde pişmesine rağmenher zaman kâfi gelirdi.

Halîfe-i Kızılayak, hayâtının sonlarındafelçli olarak üç sene hasta yattı. Sağlığında olduğu gibi, hastalıkzamânında da hep şükreder ve; Beterinden koru yâ Rabbî! diyeyalvarırdı.

Nihayet Buhârâ`daki Gögeldaş Medresesinikerâmet ile inşâ ettiği söylenen büyük velî hazret-i Îşan`ıntorunlarından olan hanımı vefât edince, Halîfe-i Kızılayak; Artıkgitme zamânımız geldi. buyurdu. Hakîkaten hanımının vefâtından bir günsonra kendisi de Hakk`ın rahmetine kavuştu. Vefâtına yakın, Allah ism-işerîfini devamlı tekrarlamaya başladı. Bu sırada birkaç kez bayıldı.Her zaman gizliliği düstûr edinmiş olmasına rağmen, son anlarındakendisini görülmedik bir muhabbet ve iştiyak hâli kapladı. Dilikımıldamamasına rağmen göğüs kafesinden çıkan Allah lafz-ı şerîfibitişik odalardan açık şekilde duyuluyordu. Nihâyet 1955 (H.1375) yılıŞâban ayında Hakk`ın rahmetine kavuştu.

Vefât ettiği gün mevsim yaz olmasınarağmen hava simsiyah bulutlarla kapandı ve gün boyu ince bir yağmuryağdı.

Vefâtı üzerine pekçok insan Kızılayak`ageldi. Araba ve binek hayvanlarına yer bulunmaz oldu. Sokaklar, arabazincirleri ile kilitlendi. Cenâze namazı safları sokaklara taştı.Cenâze namazına katılmak için ağaçlara çıkanlar bile görüldü. Cenâzenamazına Zâhir Şah vekâleten yardımcılarından birini gönderdi. Namaz,Mevlevî Abdülvüdûd`un imâmetinde edâ edildi. Kabri, Kızılayak`ta câmibitişiğinde ve medresenin avlusundadır. Türbesine kendi isteği ilekubbe yapılmadı, üstü açık bırakıldı. Türbenin üstünde kendisiningazâlarda yanında taşıdığı bayrak göndere dikilmiş ve üstünde beyaz biralem dalgalanmaktadır.

Vefâtından sonra ikinci oğlu Sirâcüddîn`eMevlânâ Seyyid Âbid tarafından icâzet verilmiş, ancak bu oğulları çokgeçmeden zehirlenerek şehîd edilmiştir. Onun kabri de babasının kabriyanındadır. Daha sonra büyük mahdumları Hamid, icâzet almışsa da birkaçsene sonra o da vefât etmiştir. Son olarak Siracüddîn`in oğluNûreddîn`e Buhâra`da Halîfe-i Kızılayak`la berâber medresede okuyan veyine Halîfe-i Kızılayak`ın emri ile Belh`e yerleşen Mevlânâ Berattarafından icâzet verilmiştir.

Bundan sonra medrese yine eskigüzelliğine kavuşmaya ve âlimlerin uğrak yeri olmaya başlamıştı. Ayrıcabu zamanda câmi ve medrese Cüzcân vâlisi Dr. Muhammed Sıddîk ve sonrakivâli M.Kerîm Furûten`in katkılarıyla yeniden tesis edilmiştir. Yineeskisi gibi hatim ve merâsimler tertiblenmeye başlanmıştı. Fakat, Dâvûdihtilâli ile bunlara son verildi. Nihâyet 1978`de Afganistan, komünistihtilâlle çalkalandı. Bir sene sonraHalîfe Nûreddîn de komünistyöneticiler tarafından şehîd edildi.

Halîfe-i Kızılayak`ın Türkçe ve Farsçaolarak bastırdığı Farz-ı Ayn adında bir risâlesi vardır.Risâle herkesin bilmesi gereken îtikât bilgileri ile bâzı zarûrîvecîbeleri ihtivâ etmektedir.

Halîfe-i Kızılayak hazretlerininsağlığında da, vefâtından sonra da pekçok kerâmetleri görülmüş olupbunlardan birkaçı şu şekildedir:

Halîfe-i Kızılayak doğduğu vakit etrâfagüzel bir koku yayılmıştı. Bunu ilk farkeden komşuları; Yeni çocukdoğmuş evden bez kokusu gelmesi gerekirken, nedense çiçek kokusugeliyor. diye söylenirlerdi.

Afganistan`a hicret etmelerinden önce buhususta işâret sayılabilecek bir kerâmet zâhir olmuştu. Halîfe-iKızılayak`ın hücresinin yanında bulunan yeşil bir ağacın, gövdesindekibir gözden on-on beş dakika gibi kısa aralıklarla su akmıştı. Çok tatlıolan bu sudan her akışında bir ibrik doldurulabiliyordu. Bunu görenlerağaca ağlayan dut demişlerdi.

Talebelerinden biri içilmesi uygunolmayan maraşotuna (nas) müptelâ olmuştu. Bu talebe bir günmemleketinden Kızılayak`a geldi. Dergâha gelirken de nas bulunankutusunu kimsenin göremeyeceği bir yere gizlice gömdü. Evine döneceğivakit diğer talebelerle birlikte kendisini yolcu eden Halîfe-iKızılayak bu şahsa dönerek; Bıraktığınız yoldaşınızı unutmayın.diyerek tembihledi. Hocasının bu sözünden çok utanan talebe, tövbe ettive bir daha o ottan içmedi.

Bir gün dergâhın avlusunda bulunan kuyutemizlenmekteydi. Fakat kuyuya giren şahıs dibe vardığında kuyuçatırdayarak, orta yerinden taşlar harekete başladı. Yukarıdakiler,Halîfe-i Kızılayak`ın rûhâniyetini hatırlayarak kuyuya inen şahsa; Neyaptıysan tövbe et. diye bağırdılar. Onun tövbe etmesinden sonrakuyunun taşları geriledi ve çatırdama durdu. Sonra onun boy abdestialmadan kuyuya girdiği anlaşıldı. Kuyunun ortası, hâlâ hafifçe içerigirmiş vaziyettedir.

Seyyid bir zât şöyle anlattı: Bir günHalîfe-i Kızılayak`ın türbesinde oturuyordum. Bir ara türbe şiddetlibir şekilde sallandı. Kabir sanki birden açılıp kapandı. Bu hâdisedençok müteessir olmuştum. Gücüm kuvvetim kesilmiş olarak bir müddetoturduktan sonra dışarı çıktım. Hep bu hâdiseyi düşünüyordum. Fakat buhâlim uzun sürmedi. Çünkü Halîfe-i Kızılayak`ın Belh tarafına seyâhateçıkan oğlu Sirâcüddîn o gün zehir verilerek şehîd edilmiş ve o gününakşamı nâşı Kızılayak`a getirilmişti.

Hırsızın biri Halîfe-i Kızılayak`ınçarşıdaki dükkanına girmişti. Eşyâları topladıktan sonra tam penceredendışarı çıkmaya çalışırken, pencere birden daralmaya başladı ve hırsızsıkışıp kaldı. Çok uğraşmasına rağmen bir türlü kurtulamadı. NihâyetHalîfe-i Kızılayak`ın ismini anarak yalvardı. O anda pencere genişledive açıldı. Hırsız malları bırakarak çıktı ve hemen o sabah huzûra geldive yaptığını îtirâf ederek pişmanlığını bildirdi, şeyhin talebelerindenoldu.

1978 yılında komünistler Afganistan`daihtilâl yapmış, buna karşı cihâdın alevlenmesi netîcesinde Ruslarıçağırmışlardı. Fakat çatışmalar hızlanarak devâm etmişti. İşte busavaşlar sırasında Kızılayak`ın bâzı yerleri komünist devlet askerleritarafından bombalanmıştı. Bir keresinde iki zırhlı helikopter Halîfe-iKızılayak`ın hücre ve hânegâhının avlusuna birkaç roket fırlattıktansonra câmi bitişiğinde ve medresenin içinde bulunan havuza bir bombaattılar. Bu bombadan câmi bir hayli hasar gördü. Helikopterler bundansonra da câminin diğer tarafındaki Halîfe-i Kızılayak`ın türbesineyöneldiler. Fakat türbeye tam yaklaştıkları an helikopterlerin biri biranda alevler içinde kaldı ve köyün hemen dışına kadar gittikten sonrayere çakıldı. Helikopterin içindekiler zor kurtarıldılar. Halbuki oradane uçaksavar ne de mücâhid birlikleri vardı. O zaman birkaç askerhânegâha gelerek hücrede bulunan bâzı kıymetli kitapları almışlar veyerine komünizm muhtevâlı kitaplar bırakıp gitmişlerdi. Ayrıca dahaönce Ruslara karşı kullanılan ve orada durmakta olan birkaç eski silâhıda götürmüşlerdi.

Bu olayın üzerinden çok zaman geçmemiştiki, hânegâha girenler bir bir delirdiler. Durmadan kendi elleriniayaklarını dişliyorlardı. Hiç bir şekilde de tedâvî edilemediler.Nihâyet durumu anlayan bâzıları tarafından bu kişiler Halîfe-iKızılayak`ın dergâhına getirildiler. Götürülen silâhlar yerlerinebırakıldı. Böylece tövbe ettikten sonra deliler iyileşebildi.

Diğer taraftan komünistlerhelikopterlerin uçaksavarla vurulduğunu iddiâ etmelerine rağmen,pilotlar bunu reddetmiş ve şöyle anlatmışlardır: Tam türbeyi vurmaküzereydik. Türbe kapısından uzun boylu nohudî elbiseli sarıklı biriçıktı. Avucunun içi ateş doluydu. Elindeki ateşi bize doğru fırlattı.Helikoptere gelen ateş bir anda her tarafımızı kaplayıverdi.

BU YOLDA EDEB GEREK

Bir gün zengin biri, kendisiyle ilgilibir anlaşmazlıktan dolayı, diğer şahıslarla birlikte Halîfe-iKızılayak`ın huzûruna çıktı. Fakat o, huzurda da edepsiz hareketlerdebulunarak taşkınlık yapmaya devâm etti. Çıkacakları sıra yanındakilerböyle gitmemesini ve Halîfe-i Kızılayak`ın duâsını alarak çıkmasınıkendisine söyledilerse de, gururundan bunu kabûl etmedi ve öyleceçıkmak üzere ayağa kalktı. Halîfe-i Kızılayak tam o sırada başınıkaldırarak ona bir nazar etti. O andan îtibâren zengin kişinin hâlikötüleşmeye başladı. Evine gittiğinde yakınları doktor getirmekistedilerse de artık buna gerek olmadığını söyleyerek; Dergâhınkapısından çıkarken Halîfe-i Kızılayak`ın bana baktığı anda içimden birşeylerin geçtiğini hissettim. Artık son hazırlıkları yapın. dedi.Hakîkaten çok geçmeden vefât etti.

KUSURUNU AFFET

Bir gün Halîfe-i Kızılayak, birkaçtalebesiyle birlikte bir mezarlığın yanından geçiyordu. Bir ara yenigömülmüş bir mezarın başında durdu. Sonra mezarın kime âit olduğunusorup öğrendi ve mezar sâhibinin evine gitmek istediğini söyledi. Mezarbir gün önce gömülmüş bir gence âitti. Hep birlikte gencin evinegittiler. Gencin babası çıkıp onları karşıladı. Halîfe-i Kızılayakondan, ölen oğlunun yerine kendisini evlat kabûl etmesini istedi.Herkes bu istek karşısında şaşırmış durumdaydı. Halîfe-i Kızılayak;Eğer istediğimi kabûl ettiysen beni istediğin gibi azarla, hattâ döv.Fakat dün ölen oğlunun kusurunu affet. Çünkü onun azaptan kurtulmasıbuna bağlıdır. dedi. Bunu duyan baba oğlunu affetti ve gönlü hoş birşekilde onları uğurladı.




Yazdır




HALÎFE KIZILAYAK kabir adresi ile ilgili bilgileri
aşağıdaki bölüme yazıp siteye ekleyebilirsiniz.


Bu sayfayı arkadaşına gönder.
e-Posta Adresin
Arkadaşının e-Posta Adresi


Sponsor Bağlantılar


En Çok Okunanlar

SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN (3795)
AHMED AMİŞ EFENDİ (2071)
SEYYİD AHMED-İ KEBÎR ER-RUFÂÎ (2045)
BABA TÂHİR URYÂN (2000)
HACI DURSUN EFENDİ (1898)
EVHADÜDDÎN KİRMÂNÎ (1679)
ARAB BABA (1635)
MERKEZ EFENDİ (1566)
ESKİCİ MEHMED DEDE (1565)
BEHRULLAH EFENDİ (1504)

En Son Okunanlar

HAKÎM SENÂÎ (518)
HÂFIZ SA`DULLAH (265)
HÂFIZ OSMAN EFENDİ (445)
NİZÂMEDDÎN HÂMÛŞ (299)
HÂDİMÎ (385)
CERRÂHZÂDE (280)
HACIM SULTAN (510)
EMÎR HAYÂLÎ ÇELEBİ (270)
HACI VEYİSZÂDE MUSTAFA EFENDİ (402)
HAKÎM-İ TİRMİZÎ (448)

Rastgele

AHMED BÂBÂ TENBEKTÎ (232)
LÂMİÎ ÇELEBİ (475)
HOCA SÂDEDDÎN EFENDİ (554)
GARİP HÂFIZ (898)
TÂCÜDDÎN İBRÂHİM KARAMÂNÎ (291)
ABDÜLAZÎZ BEKKİNE (396)
EBÛ ŞU`BE HADRAMÎ (295)
SELÎM FETİHPÛRÎ (276)
EBÛ ABDULLAH MERRAKÛŞÎ (291)
BEKRÎ (Ebü`l-Mekârim) (216)

En Çok Oylananlar

MERKEZ EFENDİ (5,0)
HACI DURSUN EFENDİ (4,0)
ABDULLAH BİN ABDÜLAZÎZ (OSMAN) EL-YUNEYNÎ (2,0)


Evliyaullah.net oluşturulurken İhlas Evliyalar Ansiklopedisi'nden de faydalanılmıştır.
Evliyaullah.net'teki hatalı olduğunu düşündüğünüz ya da yayınlanmasını istediğiniz bilgiler varsa, lütfen iletişim sayfamızdan bizimle temas kurunuz.

banasiteyap.net Evliyaullah.net © 2008 - 2012