Ana Sayfam Yap Favorilerime Ekle

    Sitemizde 1211 evliya ve veli hakkında bilgi bulunmaktadır

A Â B C Ç D E F G H İ K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Sponsor Bağlantılar


Rastgele

ALİ BİN ŞİHÂB (241)
EMÂNULLAH LÂHORÎ (245)
MÂLİK BİN ENES (257)
ABBÂS BİN HAMZA EN-NİŞÂBÛRÎ (365)
EBÛ İSHÂK-I ŞÎRÂZÎ (291)
SADREDDÎN HAYÂVÎ (277)
MUHAMMED TEVFÎK BOSNEVÎ (727)
YAHYÂ ŞİRVÂNÎ (269)
AHMED BİN SELMÂN EN-NECCÂD (308)
CEMÂLEDDÎN HANSEVÎ (315)
BEKR BİN ÖMER FERSÂNÎ (274)
AZİZ NESEFÎ (431)
HIFNÎ (Hafnâvî) (341)
ABDULLAH BİN MUHAMMED BİN ABDURRAHMÂN (314)
SÂBİT BİN ESLEM EL-BENÂNÎ (243)
HÂCE MEVDÛD ÇEŞTÎ (288)
MUHAMMED BİN SÛKA (266)
YAHYÂ EFENDİ (532)
AHMED BİN ABDURRAHMÂN ES-SEKKÂF (271)
ŞÂKİR HAMEVÎ (263)
ALİ BİN FUDAYL (314)
EBÛ İDRÎS HAVLÂNÎ (360)
EBÛ ABDULLAH DÎNEVERÎ (317)
MUHAMMED SAÎD FÂRÛKÎ (261)
MAHMÛD KEFEVÎ (281)
ŞÂH VELÎ AYINTABÎ (420)
BEHİŞTÎ (300)
ASLAN DEDE (Meczûb) (288)
HABÎB-İ ACEMÎ (303)
EBÜSSÜ`ÛD EBÜ`L-AŞÂİR EL-BÂZİNÎ (207)
LÜTFULLAH ÜSKÜBÎ (338)
ŞÂH KUBÂD ŞİRVÂNÎ (261)
ABDÜRRAHÎM ARVÂSÎ (315)
RÜKNEDDÎN-İ ÇEŞTÎ (278)
ALÂEDDÎN ÂBİZÎ (290)
EBDAL KUMRAL (549)
VENÂÎ (251)
CELÂLZÂDE MUSTAFA ÇELEBİ (265)
ŞİMŞİR BABA (309)
HÂTİM-İ ESAM (324)


  

LADİKLİ HACI AHMED AĞA





Ulaşım :
Kabri Halıcı Ladik Kasabası Kabristanlığı`ndadır (Sarayönü/Konya) Konya - Afyon karayonlu 40. Km`de Ladik girişinden 2 Km merkezdeki kabristandadır. Yolda levhalarla gösterilmiştir. Ayrıca halktan birilerine de sorabilirsiniz.

Gönderen : Mehmet Hatipoğlu

LADİKLİ HACI AHMED AĞA kabir adresi konusunda eklemek istedikleriniz varsa lütfen aşağıdaki bölüme yazınız.
Konyavelîlerinden Ladikli Hacı Ahmed ağa (1888-1969) Konya`ya bağlı Ladikkasabasında doğdu. Babasının adı Mehmet, annesinin adıise Emine`dir.

Gayet cömert, vakar, temkin ve itidal ehli idi. Sükutu ihtiyar eden,ihtiyaç halinde konuşurlar.
Ümmi olmasına rağmen, Hocası Hızır Aleyhisselam olduğu için, ondanmanevi ilimler almış olup, İlm-i Hikmette yekta idi.
Kendisini Hakk’ın rızasına, halkın hizmetine adamış, her zaman ve heryönde halkımıza önder, rehber, teselli ve ümit kaynağı idi. Kendisinebir şey sorulduğu zaman;-Durun gardaşım, şimdi cevabınızı getiririm.. der, giderHızır Aleyhisselam’a sorar, cevabını alır getirirdi. Kimseyi kırmaz vegeri çevirmezdi.

Hacı Ahmed Ağa, 8 Haziran 1969 tarihinde Cenâb-ı Hakk’ın rahmetinekavuşur. Mübarekkabri şerifleri Ladik mezarlığındadır.
Kerâmetvar kerâmetin içinde

Konu keramete gelip çatınca:

- Takmayın kafanıza bunları oğlum!Kerâmet var kerâmetin içinde... Amma madem ki yârenliğinucunuganattınız söğleğim: Bu kerâmet dediğiniz şeyler, kudretine azametinepayân olmayan Allah`ın ilerde olacak şeyleri böğünden göstermesi gibibir şeydir.

Mesela ben bazı misafirlerime, yazortasında kış, kış ortasında yaz meyveleri ikram ederim... Hatırlarıhoş olsun diye...

Rabbimin bir lutfu bu, ihsanı... Bunun hakikatını açamam size.Üstündeki örtüyü kaldıramam. Doğru değil, uygun da olmaz. Anadan üryansoyunmaya benzer bu sizin karşınızda.

Amma meselâbunlara benzer şeyler olacak ilerde. Şidilerde bizimmemlekâtımızda pek yok, olsa da yaygın değil amma, ilerde camlıbahçalar olacak... Kış ortasında yaz avarı yetiştirilecek o camlıbahçalarda. Fenne devredilecek bu kerâmet o zaman yani...

O da Allah`ınişi, bu da Allah`ın işi. Allah verirse verir,vermezsevermez. O istemeyince bir şey olmaz. Bir şeyi isteyebilmemiziçin, O`nun o şeyi istememizi istemesi lazım.

Allah bir kuluna kerâmet kapısı açınca, depelerine çıkılmaz cebel cebeldağları, kum taneleri gibi küçültüverir ona, derdi.
Bir itirazın varsa dışarıvur

Ahmed Ağa`nın cigarasına takıldı bir adam bir gün.

-Ahmed Ağa`yı bir deevliyadan diller... Evliyanın işi nemekruhtla yaav? Fesübhanallah!...diye içinden geçirirken, Ahmedağa, hiç o değilden, sanki ona değil de bir başkasına söylüyormuş gibikonuştu:- Oğlum, dedi, gönliündededikodu yapıp durma! İçini gıybetle bulandırma! Eğerbir safran,tafran bişiyin varsa dışına kus da, kurtul geç!
-Kime söylüyor acaba bunları? diye kıvranmaya başladıadam. Çünkü mecliste Ahmed Ağa`dan başka bir şey söyleyen, bir şeysoran yoktu.
O adam, -Kime söylüyor acaba bunları? diye içinden içgeçirince, Ahmed Ağa:
- Sana söğleryorum oğlum, sana! Kime olacak sana! Kalbindesakladığın teşviş, fitne olur san! Önünü keser durur! Gönlüne saab ol!Bir itirazın varsa dışına vur! Tutma içinde... İçinde tuttuğun her şeyyara olur. İçinde tutulacak şey vaar, tutulmayacak şey var. Bunlarıayıramazsan hayatın heder olur, der.

Nasıl birHızır bekliyordun?

Akşehir Kaymakamı Ahmed Ağa`ya:
- Ahmed Ağa, demiş siz hep görüşüyorsunuz, bir de bana göster HızırAleyhisselâmı!..
Ahmed Ağa, Kaymakamın talebine yuvarlak çerçeveli bir cevap vermiş:
- Oğlum, nasibse görürsünüz inşallah! demiş.

Ahmed Ağa`nınhayranlarından olan Kaymakam, bir Ramazan günü, iftara yakın, iftarsofrasına oturmuşlar, ailecek iftar topunu bekliyorlar...Kaymakamsigara tiryakisiymiş. Kaymakam tiryakiliğin verdiği ruhhaliyetiyle beklerken, kapısı üç kez çalınmış. Çıkmış bakmış Kaymakam,kapıda bir adam:
-Biseciii! Bise alırmısınız efendiii?
Arkasında da bir deve, geviş getiriyor geve geve.
Ne desin Kaymakam?
- Ne bisesi be adam? Biseyi ne yapayım ben?
- Peki efendi kızma! Bizden sorması, sanki ısmarlamış gibiydiniz de...Hadi iftar-ı şerifler hayrolsun! demiş, çekmiş devesinin yularını:
- Biseciii! Bise alan, katran alan...
Kaymakam kapıyı kapatıp da sofraya dönerken, mırıldanıp kendi kendineiçinden: Allah Allaaah! Bu saatte bise mi satılır be adam? Mübarekiftar vakti... Fesûbhanallah! çekmiş.

Bir müddet sonra tekrar Ladik`e gittiği zaman:
- Aşk olsun Ahmed Ağa, bize Hızır Aleyhisselâmı daha göstermeyecen miHacı Babam? diye sitem etmeye kalkınca, Ahmed Ağa:
- Size de aşk olsun hay guzum! Kapınıza gelen Hızır`ı kovarsınız, ondansonra da gelir bize sitem yaparsınız! demiş.
Kaymakam şaşkınlık içinde:
- Ne demek o? Ne zaman geldi Hacı Babam? diye sorunca, Ahmed Ağa:
- Ramazanın son günlerinde, siz sofrada beklerken kapınıza bir Bisecigeldi mi?
- Geldi?
- Devesinin semerindeki katran küplerine dikkat ettin mi, semere bağlımıydı, değil miydi?
- Ben bu tiryaki kafasıyla nerden dikkat edecem ona Hacı Babam?
- İçeceksen sen iç cigarayı oğlum! Cigara seni içmesin!... Hem sennasıl bir Hızır bekliyordun? Yakası kartlı, kravatlı birini mibekliyordun? Kolalı gömlekli, ütülü pantolonlu birini mi bekliyordun?Neyse... Gördün işte gayrı... Görmedim diyemezsin! Kaçırdın ammaa,gördün işte yine de... demiş ve teselli etmiş Kaymakamı, Ahmed Ağa,ama.... Kaymakam epey eyvah çekmiş tabiii..
Çölde Bir Mehmetçik

Ladikli Hacı Ahmed Ağa,1389 Seferberliğinde cepheye gitti. Pınar, Losfaki, Çatalca, Vokestin,Dökme MeydanMuharebelerine katılarak kahramanca çarpıştı. Daha sonra;Makedonya`da, Yunanistan, Arnavutluk ve Bulgaristan`daçeşitli cephelere katılan Ahmed Ağa, cepheden cepheye koştu.
HacıAhmed Ağa anlatıyor:
-Şimdikiyahudilerin yerleştiği Gazze şehri civarında, İngilizlerleharp ederken mensup olduğum birlik İngilizler`ce pusuya düşürülmüş,birliğin tamamı makinalı tüfeklerle taranıp bir kısmı öldürülmüş birkısmı da yaralanmıştı. Ben de vurularak çöle düştüm. Yanımdakiarkadaşlar da peş peşevurularak üzerime düşerek şehid oldular. Bunların arasında sıcaktankavrulan kumların üzerinde, son derece susuzluktan yanıyor, birtaraftan da yaralarım sızlıyordu. Artık Mevla`ma yönelmiş, O`na kavuşmaanımı bekliyordum. Bulunduğumuz mevki; Esas birliğimize üç günlük yol,bu arada hiçbircanlı yok. Yardım ve kurtuluş ümidi kalmamıştı. Tam bu sıralarda;Nihayetsiz kerem sahibinin Kudret ve Vefa eli bizeerişti...Tam çaresizlik içerisinde, sıcak kumlar üzerindesusuzluktan kavrulanbedenim al kanlar içinde mecalsiz, yaralarım sızlarken, Güneş’invurduğu yerden bir beyaz atlı belirdi, bize doğru geliyordu. Düşmanzannı ile korkumdan kendimi ölüler arasında, ölmüş gibi göstererek yereyatmıştım.
Atlı bize yaklaştı vebana..:-Esselamüaleyküm..! Ahmet ne oldu yaralandın mı? Kalkbakalım..!
Diyerek ismimi söyleyince korkum kalmadı, başımı kaldırdım baktım..
-Kalkmaya mecalim yok.. dedim.
Attan inip yanıma geldi, beni sıkıştıran şehid arkadaşlarımı üzerimdenbirer birer çekti. Susuzluktan yanıyordum.
-Sana su vereyim mi? Deyip, su dolu bir matara verdi.
Susuzluktan yanan bağrıma, o Vefa elinin verdiği;hayat ve aşk bahşedenşifa suyunu içtim... kana kana..! MubarekZat; Ellerini sızlayan yaralar üzerinde gezdirirken, sızılarımduruyor taze hayat buluyordum. İşte o su, beni başka bir aleme götürdü.
Bana ne oldu ise; Rahman’ın Vefa elinden içtiğim o hayat ve aşkbahşeden sudan sonra oldu.!
Sonra beni kaldırıp atının terkisinealdı. En yakın, üç günlük yoldakigenel karargaha götürdü. Bu yolu nasıl, ne zaman geldiğimizi bilemedim.Karargahın yakınına atının terkisinden beni indirdi. Bir değneğekırmızı bir bez bağlayıp askerlere salladı. Ayrılacağımız zaman benigetirenbu Zat’a..:-Efendimsizi bir daha görecek miyim? dedim.
Mubarek Zat bana..:-Ahmet Ağa; Eğer sen Hakrızası için yaşarsan her zaman seninleberaberiz. Yok öyle yaşamazsan, bu son görüşmemiz... dedi ve ilaveetti..:-Askerler gelip seni alıncasana inanmazlar. Onlara beni nöbetçi subayagötürün, dersin.Hadiseyi nöbetçi subayınaanlat, benim de selamımı söyle..! dedi vekayboldu.Askerler bir sedyeyle gelip benialdılar. Beni götürürlerken parolasoruyorlardı; fakat ben cevap veremiyordum. Birliğimi söyledim banainanmadılar..:-O birlik vurulup yokedilmiş. Hem sen kurtulduysan, senin söylediğinbirlik buraya 3 günlük yol. Nasıl geldin? Sen yalan söylüyorsun!dediler.Ben de :-Siz beni nöbetçi subayınagötürün.. dedim. Askerler beni nöbetçisubayına götürdüler.Nöbetçi subayı, ehli hal, aşık birkimseymiş. Ben nöbetçi subayına;Birliğimizin başına gelenleri, yaralanıp düştüğümü, beni kurtaranAdam’ın gelişini ve durumunu anlatırken subay heyecanlanıyordu,kendisine...:-Beni kurtaran kimsenin sizeselamı var..! deyince..Subay hemen altındakisandalyeyi bana verdi, bana hürmet etmeye başladıve ..:-Nasıl oldu, bir dahaanlat..!Diyerek üç kere tekrar ettirdi. Hertekrar edişinde heyecanı daha daartıyordu. Hemen beni tedaviye alıp yaralarımı sardılar. Yaramı sarandoktor işin farkına varmış, bana inanmayanlara:-Sizin burnunuz koku almıyor mu? Şimdiyekadar hiçbir askerde böyle birkoku duydunuz mu? Şu hastanın kokusuna bakın, mis gibi kokuyor... dedi.Ben hastanede bulunduğummüddet içerisinde, Hocam bir iki defa ve bana:-Ahmed, terhis olupmemleketine gittiğinde, ben yine gelip senibulacağım, merak etme!.. dedi, gitti.
Elhamdulillah iyileşip taburcu oldum. Çok sürmedi bizi terhis ettiller,artık memleketim olan Ladik’e gelmiştim.İşte Hocamın bana çöldeyaralı iken gelip kurtardığı sırada veripiçirdiği, bana hayat bahşeden o sudan sonra bende bir aşk başladı. Aşkateşi beni günden güne benim sinemi yakmaya ve beni dağlara, ıssızyerlere sürüklemeye başladı. Evde duramaz oldum, derdimi de kimseyeanlatamıyordum. Yine bir gün sıkıntımdan,üzüntü ve kederimden ne yaptığımı, neyapacağımı bilmez bir halde iken, Aşk’ın galebesi ile dağlara çıkıpgittim.
Bir kış günüidi, her taraf kar kaplı. Bir de baktım ki, onbir tanekurt arkama düştüler. Durumlarından aç oldukları belli idi. Korkupolduğum yerde durdum, onlar da durdular.-Yaa Rab..! Sen muhafazaeyle.! Diyerek , Rabbıma niyaz ettim.Hayvanlarağızlarını kaldırarak hepbirden öyle bir uludular ki;Vücudumun bütün kılları , adeta elbisemden dışarı çıkmıştı. Tam osırada, semadan kurtların üzerine beyaz, koyun kuyruğu şeklinde birşeyindi. Hemen kapışıp yediler ve birazını bırakıp gittiler.
Onlar gittikten sonra, o şeyin düştüğü yere varıp;
Acaba bir parça kalmış mı? Diye bakarken ufacık bir parça buldum.Hakikaten kuyruk şeklinde beyaz ve yumuşak bir şeydi. Bu parçayı aldımyedim. Günlerce açlık hissetmedim..!
İşte böyle günler aylar geçiyor.Hep gözlerim yolları gözlüyor. O’nubekliyorum ;çünkü;-Geleceğim... demişti.Gönlümdeki yangın ateşi arttıkça,lisanım gönlümdeki feryadı dışarıyadöküyordu...Tamoniki senegeçmişti aradan. Nihayet bir gün Elhamdülillah, Hocamteşrif edip göründüler, artık dünyalar benim oldu.İşteo günden sonra,hemen hemen hergün uğrar, lüzum eden ders vemalümatı verirdi. Zaman geldi artık beni alır, kendisi ile berabermanevi toplantılara götürürdü. Kendisi gelmediği zaman, manevitelefonla haberleşir, emredilen yere saatinden önce varırdım. Daimaböyle saatinden önce vardığım için de, üstadım beni çok sever memnunolurdu.Kaynak:
1) Ladikli Ahmed Ağa,Mustafa Özdamar, Kırkkandil Yayınları, 2004
2) Üveysi Hacı AhmedAğa,OsmanKarabulut, Şems Yayınları

Ana Sayfa





Yazdır




LADİKLİ HACI AHMED AĞA kabir adresi ile ilgili bilgileri
aşağıdaki bölüme yazıp siteye ekleyebilirsiniz.


Bu sayfayı arkadaşına gönder.
e-Posta Adresin
Arkadaşının e-Posta Adresi


Sponsor Bağlantılar


En Çok Okunanlar

SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN (3796)
AHMED AMİŞ EFENDİ (2071)
SEYYİD AHMED-İ KEBÎR ER-RUFÂÎ (2045)
BABA TÂHİR URYÂN (2000)
HACI DURSUN EFENDİ (1898)
EVHADÜDDÎN KİRMÂNÎ (1679)
ARAB BABA (1635)
MERKEZ EFENDİ (1566)
ESKİCİ MEHMED DEDE (1565)
BEHRULLAH EFENDİ (1504)

En Son Okunanlar

KÂZERÛNÎ (486)
KAYYÛM-İ ZAMAN (261)
ÖMER ZİYÂEDDÎN DAĞISTÂNÎ (246)
TÂCÜDDÎN İBRÂHİM KARAMÂNÎ (292)
AHMED HİLMİ EFENDİ (315)
ABDÜLHAMÎD ŞİRVÂNÎ (247)
KAYYÛM-İ CİHÂN MUHAMMED SEYFULLAH (349)
KÂSIM BİN MUHAMMED (282)
KÂSIM ÇELEBİ (313)
KARABAŞ ALİ EFENDİ (347)

Rastgele

FEYZULLAH EFENDİ (404)
MUÎDZÂDE (Molla Muhammed bin Abdülazîz) (253)
SÂDIK ALİ EFENDİ (276)
İBN-İ FÂRİD (271)
ABDÜLKEBÎR EVLİYÂ (269)
EBÛ ABDULLAH-I RODBÂRÎ (402)
AHMED ŞEMSEDDÎN MARMARAVÎ (445)
SAÎD BİN MÜSEYYİB (275)
ABDÜLMUGÎS BİN ZÜHEYR (265)
EBÛ İSHÂK EL-FEZÂRÎ (299)

En Çok Oylananlar

MERKEZ EFENDİ (5,0)
HACI DURSUN EFENDİ (4,0)
ABDULLAH BİN ABDÜLAZÎZ (OSMAN) EL-YUNEYNÎ (2,0)


Evliyaullah.net oluşturulurken İhlas Evliyalar Ansiklopedisi'nden de faydalanılmıştır.
Evliyaullah.net'teki hatalı olduğunu düşündüğünüz ya da yayınlanmasını istediğiniz bilgiler varsa, lütfen iletişim sayfamızdan bizimle temas kurunuz.

banasiteyap.net Evliyaullah.net © 2008 - 2012