Ana Sayfam Yap Favorilerime Ekle

    Sitemizde 1211 evliya ve veli hakkında bilgi bulunmaktadır

A Â B C Ç D E F G H İ K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Sponsor Bağlantılar


Rastgele

EBÛ ABDULLAH CAVPÂRE (307)
ÂŞIK PAŞA (276)
TÂHİR-İ BEDAHŞÎ (344)
ŞEYH BÂKIR BA`LEKÎ (323)
SULTAN VELED (282)
SEMNÂNÎ (Eşref Seyyid Emîr Cihângir) (330)
FEREC BİN ABDULLAH (300)
EBÜ`L-ABBÂS EL-HARRÂR (260)
ZEYNELÂBİDÎN AYDERÛSÎ (289)
AHMEDULLAH (287)
HÜSÂMEDDÎN NAKŞÎ (288)
ABDÜLHÂDİ BEDEVÂNÎ (332)
CERRÂHZÂDE (281)
BERDEÎ SULTAN (267)
ALİ BİN HEYTÎ (239)
PÎR ŞÜKRULLAH HALVETÎ (501)
NALINCI BABA (485)
MUHAMMED SAÎD (309)
AHMED BİN EBÜ`L-HAVÂRÎ (211)
MUHAMMED BÂBÂ SEMMÂSÎ (279)
EBÛ BEKR EŞ-ŞELÎ (253)
VEYSEL KARANİ (632)
ŞİHÂBÜDDÎN AHMED SİVÂSÎ (381)
ŞEMSEDDÎN İBN-İ MÜNÎR (252)
SEYYİDET NEFÎSE (270)
HACI RAMAZAN (890)
FAHREDDÎN-İ RÂZÎ (296)
ABDÜLMELİK ET-TABERÎ (275)
AHMED YESEVÎ (350)
MANSÛR EL-BETÂİHÎ (260)
İMÂM EFENDİ (339)
HÂŞİMÎ EMÎR OSMAN (303)
DESTÎNE HÂTUN (263)
ÂRİF-İ RİVEGERÎ (302)
CELÂLZÂDE MUSTAFA ÇELEBİ (265)
SÂLİH EFENDİ (306)
ÖMER BİN ABDÜLAZÎZ (266)
MUSTAFA EFENDİ (282)
MUHAMMED KUDÂME (385)
AHMED BİN EBÛ BEKR (301)


  

METBÛLÎ





METBÛLÎ kabir adresi konusunda bilginiz varsa lütfen aşağıdaki bölüme, açık adres, adres tarifi ve ulaşım imkânları ile ilgil bilgileri yazın.

Evliyânınbüyüklerinden. İsmi İbrâhim, babasınınki Ali’dir. Nisbetleri Ensârî,el-Metbûlî olup, lakabı Burhânüddîn’dir. Doğum târihi bilinmemektedir.1473 (H.877) senesinde Kudüs’e giderken, yolda Südûd denilen köydevefât etti.

Verâ, takvâ ve zühd sâhibi olanMetbûlî’nin çok kerâmetleri görüldü. Metbûlî, eski Kâhire’ninEl-Hüseyniyye mevkiindeki Emîr Şerefüddîn Câmiinin yakınındaleblebicilik yapardı.

Metbûlî, Resûlulah efendimizi rüyâsındaçok görürdü. Rüyâlarını annesine anlatırdı. O da; “Er o kimsedir ki,Resûlullah efendimiz ile uyanık iken görüşür.” derdi. Bir zaman sonra,Resûlullah efendimizi uyanık bir halde iken görüp konuştuğunu haberverdi. Annesi; “İşte evlâdım, şimdi sen erlik mertebesine kavuştun.”dedi.

Metbûlî, Birket-ül-Hâc mevkiinde bulunandergâhın tâmiri için, Resûlullah efendimiz ile istişârede bulundu.Resûlullah efendimiz ona hitâben; “Ey İbrâhim! O dergâhı tâmir et.Allahü teâlânın izniyle o dergâh; hacılar, yolcular ve misâfirler içinçok güzel bir barınak olacaktır. Doğu tarafından Mısır’a gelen herçeşit belâya da kalkan ve siper olacaktır. Burası mâmûr olduğumüddetçe, Mısır da mâmûr olacaktır.” buyurdu.

Metbûlî, Birket-ül-Hâc mevkiine yakınyerde hurma ağaçlarını dikerken, birkaç yerde kuyu açtırdığı hâlde subulamadı. Bu hususta da Resûlullah’tan izin istedi. Resûlullahefendimiz de buyurdu ki: “İnşâallahü teâlâ, yarın sana Ali bin EbîTâlib’i gönderirim. O da sana, hazret-i Şuayb’ın vaktiyle koyunlarınasu verdiği kuyusunu gösterir.” Ertesi gün, Metbûlî, kuyunun yerinigösteren bâzı alâmet ve işâretleri gördü. Orasını kazdırdı. Hazret-iŞuayb’ın kuyusuna rastladı ve bu kuyuyu açtı. O kuyu hâlâ açıktır veistifâde edilmektedir.

Bir kadın Metbûlî’ye gelip, yana yakılaağlayarak, oğlunun Frenkler tarafından esir edilip götürüldüğünü, onunkurtarılmasını istedi. Metbûlî, derhâl Bismillâh deyip duâ etti ve;“İşte oğlun geliyor.” buyurdu. Kadıncağız, biraz öteden gelen oğlunadoğru koşup boynuna sarıldı. Metbûlî, yanındaki talebelerine dönüp;“Yavrularım, şâhid olunuz ki, Allahü teâlânın bu asırda duâları ânındakabûl olan kulları vardır.” buyurdu.

O zamanda yaşayan İbn-i Bakarî adlı birkişi, birisine zulmedip, o kimse ve çocuklarının sütünü sağdıklarıineği gasbetti. O mazlum kişi, gelip durumu Metbûlî’ye arzetti. Metbûlîde hemen merkebine bindi ve İbn-i Bakarî`nin evine gitti. İbn-i Bakarî,Metbûlî’yi görür görmez yaptıklarına pişmân oldu ve gasbettiği malıgeri gönderdi.

Talebeleri ile birlikte kırlık birarâziye gitmişti. Talebeleri acıktıklarından, canları, çeşitli kaplariçinde çeşitli yiyecekleri istedi. Metbûlî onlara, abdestleri alıp dahasonra gelmelerini söyledi. Talebeler geri döndüğünde, hocalarınınyanında kendileri için hazırlanmış, çeşitli porselen kaplar içindearzuladıkları yiyecekleri buldular. Yûsuf el-Kürdî dedi ki: “Biz oyiyeceklerden yedik. Daha sonra hocamız ayrıldı. Biz de sofrayı yayılıbir halde bırakıp ayrıldık.”

Sultan Kayıtbay zamânında kıtlık oldu.Metbûlî’nin dergâhına beş yüz kişi geldi. Metbûlî, her gün bunlaraölçek ölçek hamur yoğurtup, katıksız yavan ekmek verdi. Bir zamangeldi, oradakiler Metbûlî’den katık istediler. O da hizmetçisineemredip; “Hurmalığın ortasındaki hasırı kaldır ve ihtiyaç kadar parayıoradan al.” buyurdu. Hizmetçi gidip baktığında, hasırın altında;yukarıdan aşağı doğru oluk gibi akan altın ve gümüşler gördü. İhtiyaçkadar alıp, gelen misâfirler için onunla katık aldı. Bir ara dergâhınhizmet işleriyle uğraşan bu hizmetçi, Metbûlî’ye; “Efendim, mâdemki bukadar zenginsiniz, müsâade buyurun da bu paradan fakirlere bol bolverelim.” dedi. Metbûlî; “İhtiyaç kadar vardır.” buyurdu. Daha sonrahizmetçi, parayı gördüğü yere gidip baktığında, hiçbir şey göremedi.Orasını kazdığı halde, yine hiçbir şey bulamadı.

Malına ve makâmına güvenip başkalarınazulmeden birisi, Metbûlî’ye dil uzattı ve; “Varsın Şeyh beni üflesin.”diye alay etmeye başladı. O kişinin bu küstahlığını işiten Metbûlî,haber gönderip; “Ben üfürükçü değilim. Ancak okumu hangi hedefeyöneltirsem tam isâbet eder.” buyurdu. O esnâda helâya girmiş bulanan okişi gecikince, adamları helânın kapısını açtılar, helâ çukuruna yüzünükoymuş bir şekilde can verdiğini gördüler.

Metbûlî’nin Mısır’da öğle namazınıkıldığını hiç kimse görmediği için, bâzı kimseler ileri gerikonuştular. O kimselerden biri Şam’a gitti ve oranın Beyaz CâmisindeMetbûlî’nin namaz kıldığını gördü. Câminin imâmına, onunla ilgili bâzışeyler sordu. İmâm da, Metbûlî’nin her gün burada öğle namazınıkıldığını söyledi. Bu hâli öğrenen kişi, yaptıklarına pişmân olup tövbeetti.

İbrâhim el-Metbûlî, bir gün bir sukenarında olan birisinin ziyâfetine gitti. Ev sâhibi misâfirlere hizmetetmekle meşgûl iken, üç yaşındaki çocuğu suya düştü. Fakat kimsefarkında olmadı. Çok sonra haberi oldu. Telaşla Metbûlî’ye koşup durumuanlattı. O da; “Şimdi doğruca Zâhir Câmiinin karşısındaki köprüyegidiniz, orada olması lâzım.” buyurdu. Hemen oraya gittiler ve oradabuldular. O çocuk, uzun seneler yaşadı.

Necm-ül-Gazzî şöyle anlatır:“Kâdı’l-kudât Şeyhülislâm Kemâlüddîn et-Tarîl, neseb olarak Türk idi.Kemâlüddîn, çocukluğunda ez-Zeydâniyye denilen yerde güvercinlerleoynardı. Bir gün, İbrâhim el-Metbûlî talebeleri ile birlikte oradangeçerken, kuşlarıyla oynamakta olan Kemâlüddîn’e dönüp; “ŞeyhülislâmKemâlüddîn’e merhabâ.” buyurdu. Talebeleri, hocalarının o çocuğa latîfeyaptığını zannettiler. Çocuk, o günden îtibâren oyunu terk edip,Kur’ân-ı kerîmi öğrendi. İlim tahsîl etti. İbrâhim el-Metbûlî’nintalebelerinden olup da yaşayanlar, o gencin, çok önceleri hocalarınınmüjdelediği, fakat kendilerinin anlayamadığı büyük âlim ŞeyhülislâmKemâlüddîn olduğunu gördüler.”

Şeyh Yûsuf el-Kürdî şöyle anlatır: “Birzaman Benî Haram kabîlesi mensupları, Benî Vâil kabîlesinin şerrinden(zararından) kaçarak, İbrâhim el-Metbûlî’ye geldiler ve dergâhayerleştiler. Bunun üzerine Metbûlî bir elçi gönderip, Benî Haramlılarlabarışmalarını teklif etti. Onlar da; “O, talebeleriyle dağlarda bol bolgezip dursun. Böyle işlere burnunu sokmasın. Zîrâ biz, düşündüğümüzüyapacağız.” diye bildirdiler. Bunun üzerine Metbûlî hiddetlendi ve;“Rabbime yemîn ederim ki, bu andan kıyâmete kadar, bu kabîle, başolamayacaktır.” buyurdu.” Şa’rânî dedi ki: “Zamânımıza kadar bu kabîledağıldı ve başkalarının esâretinde yaşadı.”

El-Matariye civârında, koyun otlatançobanlarla Metbûlî’nin talebeleri arasında anlaşmazlık oldu. Bununüzerine çobanlar, Mısır’dan gelmekte olan İbrâhim Metbûlî’nin üzerineköpeklerini salıvermek sûretiyle intikam almak istediler. Boyunlarıdemir halkalı ve çivili olan on kadar çoban köpeği, Metbûlî’nin üzerinesaldıracakları sırada, onu görünce saldırmak yerine münisleştiler vekuyruklarını sallamaya başladılar. Sonra da geri dönüp kendisâhiplerine saldırdılar ve onları yaraladılar. Daha sonra köpekler,Metbûlî’nin yanına gelip, hizmetinde bulundular.

İbrâhim el-Metbûlî buyurdu ki: “Tekebbüretme, tevâzu sâhibi ol. Böylece yüksek mertebelere kavuşursun.”

“Kalbini dünyâ muhabbetinden temizle ki,kalbine, îmân kanalları açılsın. Kalbini temizlemeyenin kalbine îmânkanalları açılmaz.”

“Sanatı olmayan kişiyi sevmem. Zîrâherkesi dilenmekten kurtaracak şey, onun sanatıdır.”

BABANIN RIZÂSI

Metbûlî bir gün, çok ibâdet eden, çokhayır ve hasenâtta bulunan, herkesin hâlini övdüğü bir talebesine;“Evlâdım, çok ibâdet etmene rağmen dereceni düşük olarak görüyorum.Umulur ki, baban senden râzı değildir.” buyurdu. Talebe de; “Evetefendim, babam benden râzı değildir.” dedi. Bunun üzerine Metbûlî;“Babanın mezarını tanıyorsan, kalk oraya gidelim, ziyâret edelim. Belkisenden râzı ve hoşnûd olur da, ameline uygun yüksek mertebelere çıkmışolursun.” buyurdu. Gencin; “Peki efendim.” demesi üzerine, berâbercekabristana gittiler. Bundan sonrasını, Yûsuf el-Kürdî şöyle anlatır:“Allahü teâlâya yemîn ederim ki, kabristana gidip o gencin babasınınmezarını ziyâret ettiğimizde, babası başını kabirden çıkardı vebaşındaki toprakları sağa sola saçtı, sonra doğruldu. O zaman Metbûlî;“Ey Allahü teâlânın kulu! Bu sâlih kimseler, oğlun hakkında, seninhakkını helâl etmeni istemek için geldiler. Tâ ki o, kavuşamadığımânevî derecelere yükselsin.” buyurunca, babası; “Siz şâhid olunuz ki,ben ondan râzı oldum ve hakkımı helâl ettim.” dedi. Metbûlî de; “Şimdisiz, rahatça mezarınıza giriniz.” buyurdu. O gencin babası, kabrinegirip uzandı. Bu kabir, Hüseyniyye’deki Şerefüddîn Câmiininyakınındaydı.”

BAŞKASINA SÖYLEME

Şeyh Cemâlüddîn Yûsuf el-Kürdî şöyleanlatır: “Bir gece, memleketim olan Hısn-i Kehf şehrindeki âileefrâdımı özledim. Metbûlî’ye, ikindi namazından sonra bu arzumu arzettim. Bana; “Allahü teâlânın izniyle senin dileğin yerine gelecektir.”buyurdu. Câmideki halvethâneme girip, ikindiye mahsus dersimi okudum.Kendimi, Hısn-i Kehf’de gördüm. Konu komşu gelip hal ve hatırımısordular. Evimize girdim. Anneme ve babama selâm verdim. Onlarınyanında bir müddet kaldım. Köy câmisinde hutbeler okudum. Sonra, hocamMetbûlî’yi görmeyi arzuladım. Annem ve babamdan izin isteyip, şehrindışında bir yere çıktım. O esnâda kendimi Birket-ül-Hâc’dakihalvethânemde buldum. Dışarı çıkıp arkadaşlarıma selâm verdim. Hiçkimse, bana yolculuktan dönen kişi muâmelesi yapmadı. Onlara dokuzaydır ayrı olduğumu ve seferden geldiğimi söylediğimde, o esnâda hocamMetbûlî gelip; “Yavrum, yanındaki sırları herkese söyleme.” buyurdu.Daha sonra vâlidem Mısır’a geldi ve hocama; “Efendi, eğer güzelhatırınız olmasaydı, bir seneye kadar biz Yûsuf’u kolay kolaybırakmazdık.” dedi. “Yıllarca yapılacak şeylerin bir anda yapılması çokgörülmüştür. Allahü teâlâ, Peygamberlerin sonuncusu Muhammedaleyhisselâmı, Mîrâc gecesi bir anda göklere götürüp getirdi.Döndüğünde, yatmış olduğu yerin soğumamış olduğunu gördü. Allahü teâlâ,zamânı genişletmektedir. Her şeyin doğrusunu Allahü teâlâ bilir.”

1) Câmiu Kerâmât-il-Evliyâ; c.1, s.243
2) Ed-Dav-ül-Lâmi; c.1, s.85
3) El-A’lâm; c.1, s.52
4) Tabakât-ül-Kübrâ; c.2, s.83
5) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; c.12,s.261




Yazdır




METBÛLÎ kabir adresi ile ilgili bilgileri
aşağıdaki bölüme yazıp siteye ekleyebilirsiniz.


Bu sayfayı arkadaşına gönder.
e-Posta Adresin
Arkadaşının e-Posta Adresi


Sponsor Bağlantılar


En Çok Okunanlar

SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN (3796)
AHMED AMİŞ EFENDİ (2071)
SEYYİD AHMED-İ KEBÎR ER-RUFÂÎ (2045)
BABA TÂHİR URYÂN (2000)
HACI DURSUN EFENDİ (1898)
EVHADÜDDÎN KİRMÂNÎ (1679)
ARAB BABA (1635)
MERKEZ EFENDİ (1566)
ESKİCİ MEHMED DEDE (1565)
BEHRULLAH EFENDİ (1504)

En Son Okunanlar

MEMİK DEDE (322)
MEKHÛL EŞ-ŞÂMÎ (245)
MEKÂRİM EN-NEHR (265)
MEHMED ZÂHİD KOTKU (314)
SÂFÎ ÂMİDÎ BOLEVÎ (652)
MEHMED EŞREF EFENDİ (332)
MEHMED EMÎN TOKÂDÎ (374)
ABDÜLHAKÎM ARVÂSÎ (384)
SENÛSÎ (Muhammed bin Yûsuf) (261)
MEHMED EMÎN EFENDİ (358)

Rastgele

EBÛ ABDULLAH CAVPÂRE (307)
ÂŞIK PAŞA (276)
TÂHİR-İ BEDAHŞÎ (344)
ŞEYH BÂKIR BA`LEKÎ (323)
SULTAN VELED (282)
SEMNÂNÎ (Eşref Seyyid Emîr Cihângir) (330)
FEREC BİN ABDULLAH (300)
EBÜ`L-ABBÂS EL-HARRÂR (260)
ZEYNELÂBİDÎN AYDERÛSÎ (289)
AHMEDULLAH (287)

En Çok Oylananlar

MERKEZ EFENDİ (5,0)
HACI DURSUN EFENDİ (4,0)
ABDULLAH BİN ABDÜLAZÎZ (OSMAN) EL-YUNEYNÎ (2,0)


Evliyaullah.net oluşturulurken İhlas Evliyalar Ansiklopedisi'nden de faydalanılmıştır.
Evliyaullah.net'teki hatalı olduğunu düşündüğünüz ya da yayınlanmasını istediğiniz bilgiler varsa, lütfen iletişim sayfamızdan bizimle temas kurunuz.

banasiteyap.net Evliyaullah.net © 2008 - 2012