Ana Sayfam Yap Favorilerime Ekle

    Sitemizde 1211 evliya ve veli hakkında bilgi bulunmaktadır

A Â B C Ç D E F G H İ K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Sponsor Bağlantılar


Rastgele

AHMED ZİYÂEDDÎN GÜMÜŞHÂNEVÎ (437)
İBN-İ NÜCEYD (306)
AHMED ŞEMSEDDÎN MARMARAVÎ (445)
ŞEYH HÜSEYİN BASRETÎ (362)
HACI MUHARREM HİLMİ (395)
SAÎD BİN CÜBEYR (280)
KARABAŞ ALİ EFENDİ (347)
MUHAMMED BİN ÖMER (KURD EFENDİ) (297)
ABDÜLFETTÂH-I BAĞDÂDÎ AKRÎ (502)
HASAN SEZÂÎ (291)
SİVASÎ ABDÜLMECÎD EFENDİ (286)
FETHULLAH EVDEHÎ (253)
NECMEDDÎN-İ KÜBRÂ (387)
EBÛ TÜRÂB-I NAHŞEBÎ (334)
SEYYİD BİLÂL (343)
AHMED BİN MEVDÛD ÇEŞTÎ (288)
MİDYEN BİN AHMED EL-EŞMÛNÎ (256)
EBÛ AHMED EBDÂL ÇEŞTÎ (279)
ŞEYH KÖSTENDİLLİ HASAN EFENDİ (341)
EMÎR AHMED-İ BUHÂRÎ (247)
EBÛ HAFS HADDÂD EN-NİŞÂBÛRÎ (267)
VELİ ŞEMSEDDÎN (326)
DELİ BİRÂDER (Muhammed bin Durmuş) (273)
SULTÂN-ÜL-ULEMÂ BEHÂEDDÎN VELED (309)
BEDREDDÎN SERHENDÎ (351)
BURHÂNEDDÎN BİN MUHAMMED EĞRİDİRÎ (261)
NİZÂMEDDÎN EVLİYÂ (349)
AVN BİN ABDULLAH (278)
MOLLA ARAB (324)
AMASYALI SEYDÎ HALÎFE (279)
CEVHERE BERÂSİYYE (269)
SÂLİH EFENDİ (307)
AHMED DEDE (296)
MUHAMMED SAÎD FÂRÛKÎ (261)
YAHYÂ BİN EKSEM (372)
ABDÜLVEHHÂB BİN İBRÂHİM (267)
SÜLEMÎ (264)
İBRÂHİM EFENDİ (Aşçı Dede) (362)
ABDÜLEHAD (351)
ŞEYH REYHAN ADENÎ (351)


  

ABDÜLHAY





ABDÜLHAY kabir adresi konusunda bilginiz varsa lütfen aşağıdaki bölüme, açık adres, adres tarifi ve ulaşım imkânları ile ilgil bilgileri yazın.

Hindistanevliyâsından. Hindistan`ın Safâbeyan şehrinin Hisâr-ı Şâdımanmahallesinde 1582 (H.990) senesinde doğdu. İlim tahsiline başladıktansonra, büyük âlim İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin sohbetlerine katıldı vetalebesi olmakla şereflendi. Yıllarca İmâm-ı Rabbânî hazretlerininhizmetinde bulunup, sevgisini kazandı. Mânevî birçok ilimlere kavuştu.

İmâm-ı Rabbânî hazretleri icâzet, diplomavererek Abdülhay`ı, insanlara Allahü teâlânın emir ve yasaklarınıanlatmak, onları terbiye edip yetiştirmek görevi ile Punte şehrinegönderdi ve; Şeyh Hamîd-i Bingâlî`ye gitmek istiyorum. Fakat fırsatımolmadı. Ona gidip nasîhatte bulununuz. buyurdu. Abdülhay; Pekiefendim. diyerek huzurdan ayrıldı ve oraya doğru yola çıktı. Fakatkendi kendine; Şeyh Hamîd, âlim, evliyâ ve herkesin mürâcaat ettiğibir kimsedir. Ben kim oluyorum ki, ona nasîhat edeyim ve sözümünfaydası olsun. diye düşündü. Sonra da; Böyle düşünmek doğru değildir.Mâdem ki hocam böyle söyledi, o hâlde doğru söyledi. Böyle vesveseetmek doğru değildir. Hocamın bu emrinde mutlaka bir hikmet vardır.dedi.

Şeyh Hamîd Bingâlî`nin yanına vardığında,ona çok hürmet ve ikrâmda bulundu. Şeyh Hamîd Bingâlî sohbet esnâsındaşöyle dedi:

İmâm-ı Rabbânî hazretleri ve diğerbüyükler buyuruyor ki: Bizim yolumuzda olmanın ilk şartı, Resûlullahefendimizi canından çok sevmektir. Ben de, Allahü teâlânın sevgisi iledolu olan kalbe başka bir sevgi nasıl sığabilir? diyorum. Onun busözüne Abdülhay çok üzüldü ve cevap olarak:

Resûlullah efendimizin sevgisi, Haktealânın sevgisinin aynısıdır. Âyet-i kerîmede meâlen buyruldu ki: Kimpeygambere itâat ederse muhakkak Allahü teâlâya itâat etmiş olur. (Nisâsûresi: 80) Bu âyet-i kerîme sözümüzün doğruluğunu göstermektedir.dedi.

Bunun üzerine Şeyh Hamîd söylediklerinepişman oldu ve tövbe etti. Abdülhay da yakînen hocasının hikmetsiz birşey söylemeyeceğini anladı. Demek ki hocası onu, Şeyh Hamîd`in buşüphesini gidermek için göndermişti.

Abdülhay çok cömerd idi. Eline geçen herşeyi fakirlere dağıtırdı. İnsanlara iyi muâmelede bulunurdu. Bulunduğuşehirde İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin talebesi Nûr Muhammed debulunuyordu. Bir sevdiğine yazdığı mektubunda; Şeyh Abdülhay ve NûrMuhammed gibi iki zatın bir yerde bulunması, iki parlak nûr gibidir.buyurdu. Nûr Muhammed`e yazdığı mektubunda ise; Şeyh Abdülhay ile aynışehirdesiniz. Yakınınızda bulunuyor. Duyulmayan garip mârifetler veilimler onun kalbinde toplanmıştır. Bu yolda zarûrî olan şeylerkendisine verilmiştir. Uzakta kalmış dostlarımızın onunla görüşmesibüyük bir nîmettir. Çünkü oraya yeni gelmiştir ve yeni şeylergetirmiştir. Diyebilirim ki oranın ana caddesi odur. Mümkün mertebefırsat buldukça suâl sorup, anlamaya çalışmıştır. Tevfik Allahüteâlâdandır. buyurdu.

Şeyh Abdülhay 1644 senesinde yakınlarıylahac farîzasını yerine getirmek için Pütne`den yola çıktı. ÖnceSerhend`e uğrayarak İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin kabrini ziyâret ettive kıymetli oğulları Muhammed Ma`sûm`un sohbeti ile bereketlendi. Sonrayola devam etti. Büyük bir tevekkül ile uzun yolculuktan sonra Hicâz`aulaştı. Bu mübârek beldede büyüklerin kabr-i şerîflerini ziyâret etti.Hac farîzasını yerine getirip berâberindekilerle memleketine dönmeyekarar verdi. Eşyâlar yüklenmiş ve hazırlanmış iken her nasılsa birkaçgün daha kaldılar. Berâberindekiler bu duruma hayret ettiler. Dahasonra Abdülhay hazretleri; Dostlarımız, arkadaşlarımız gitsinler. Bizeşyâlarımızı indiriyoruz. Bize gitmek için izin verilmedi. Bu yalnızbizim içindir. Gelecek sene bir hac daha yapacağım. buyurdu. Onunmemleketine gitmekten böyle vazgeçmesinin Resûlullah efendimizinişâreti ile olduğu rivayet edildi. Bu sırada 60 yaşında idi. Ertesisene ikinci defâ hac ettikten sonra memleketine döndü. İmâm-ı Rabbânîhazretlerinin üçüncü oğlu Muhammed Ma`sûm`un emri ile İmâm-ıRabbânî`nin talebelerine yazdığı nasîhat dolu mektuplarının bulunduğu Mektûbâtkitâbının ikinci cildini topladı.

Abdülhay, hocası İmâm-ı Rabbânîhazretleri hayatta iken onunla zaman zaman mektuplaşırdı. Hocasınınkendisine yazdığı nasîhat dolu bir mektupta şunlar yazılıdır:

Allahü teâlaya hamd ettikten ve Peygamberefendimize salevât getirdikten sonra, seâdet-i ebediyyeye erişmenizeduâ ederim. Allahü teâlâ, birçok âyet-i kerîmede, âmâl-i sâliha işliyenmüminlerin, Cennet`e gireceklerini bildiriyor. Bu sâlih amellerin, iyive yarar işlerin neler olduğunu, çok zamandan beri araştırıyordum. İyiişlerin hepsi mi, yoksa birkaçı mı diyordum. Eğer, iyi şeylerin hepsiolsa, bunları kimse yapamaz. Birkaçı ise, acabâ hangi iyi işleristeniliyor? Nihâyet Allahü teâlâ, lütfederek şöyle bildirdi ki:A`mâl-i sâliha, İslamın beş rüknü, direğidir. İslâmın bu beş temelini,bir kimse hakkı ile, kusûrsuz yaparsa, Cehennem`den kurtulması kuvvetleumulur. Çünkü bunlar, aslında sâlih işler olup, insanı günahlardan veçirkin şeyleri yapmaktan korur. Nitekim, Kur`an-ı kerîmde Ankebûtsûresi kırk beşinci âyetinde meâlen; Kusûrsuz kılınan bir namaz,insanı pis, çirkin işleri işlemekten korur. buyrulmaktadır. Birinsana, İslâmın beş şartını yerine getirmek nasîb olursa, nîmetlerinşükrünü yapmış olur. Şükrü yapınca, Cehennem azâbından kurtulmuşdemektir. Çünkü Allahü teâlâ, Nisâ sûresi yüz kırk altıncı âyetindemeâlen; Îmân eder ve şükür ederseniz, azâb yapmam! buyuruyor.O hâlde, İslâmın beş şartını yerine getirmeye can ve gönüldençalışmalıdır.

Bunlar arasında bedenle yapılacakların enmühimi, dînin direği olan namazdır. Namazın edeblerinden bir edebikaçırmayarak kılmaya gayret etmelidir. Namaz tamam kılınabildi ise,İslâmın esas ve büyük temeli kurulmuş olur. Cehennem`den kurtaransağlam ip yakalanmış olur. Allahü teâlâ hepimize, doğru dürüst namazkılmak nasîb eylesin!

Namaza dururken, Allahü ekber demek;Allahü teâlânın, hiçbir mahlûkun ibâdetine muhtâç olmadığını, herbakımdan hiçbir şeye ihtiyâcı olmadığını, insanların namazlarının O`nafaydası olmayacağını bildirmektedir. Namaz içindeki tekbirler ise;Allahü teâlâya karşı yakışır bir ibâdet yapmaya liyâkat ve gücümüzolmadığını gösterir. Rükûdaki tesbihlerde de, bu manâ bulunduğu için,rükûdan sonra, tekbir emrolunmadı. Hâlbuki, secde tesbihlerinden sonraemrolundu. Çünkü secde, tevâzû ve aşağılığın en ziyâdesi, zillet veküçüklüğün son derecesi olduğundan, bunu yapınca, hakkı ile tam ibâdetetmiş sanılır. Bu düşünceden korunmak için secdelerde yatıp kalkarken,tekbir söylemek sünnet olduğu gibi, secde tesbihlerinde a`lâ demek emrolundu. Namaz, müminin mîrâcı olduğu için, namazın sonunda, Peygamberefendimizin mîrâc gecesinde söylemekle şereflendiği kelimeleri (yâni,ettehıyyâtü...yü) okumak emr olundu. O hâlde namaz kılan kimse, namazıkendine mîrâc yapmalı. Allahü teâlâya yakınlığının nihâyetini namazdaaramalıdır.

KELİME-İ TEVHÎD

İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin ŞeyhAbdülhay`a yazdığı bir mektup şöyledir:

Rabbimizin celle sultânüh gazabını,intikâmını söndürmek için Lâ ilâhe illallah güzel kelimesinisöylemekten daha faydalı birşey yoktur. Bu güzel kelime, Cehennem`egötüren gazabı söndürünce, daha küçük olan başka gazablarını elbettesöndürür. Niçin söndürmesin ki, bir kul, bu güzel kelimeyi tekrartekrar söyleyince, O`ndan başkasını yok bilmekte, her şeyden yüzçevirip, hak olan bir mâbûda dönmektedir. Gazabının sebebi, kullarının,O`ndan başkasına dönmesi, bağlanmasıdır. Mecâz âlemi olan bu dünyâdada, bu hâli görüyoruz. Zengin bir kimse, hizmetçisine kırılır, onakızar. Hizmetçi de, kalbi iyi olduğu için, herkesten yüz çevirip bütünvarlığı ile, efendisinin emirlerine sarılırsa, efendisi, ister istemezyumuşar. Merhamete gelir. Gazabı söner. İşte bu güzel kelime de,kıyâmet için ayrılmış olan doksan dokuz rahmet hazînesinin anahtarıdır.Küfür karanlıklarını, şirk pisliklerini temizlemek için, bu güzelkelimeden daha kuvvetli, hiçbir yardımcı yoktur. Bir kimse, bu kelimeyeinanınca îmânın zerresi hâsıl olur.

Bu güzel kelimeye inanarak, kalbindezerre kadar îmân hâsıl eden kimse, kâfirlerin âdetlerini ve şirkpisliklerini yaparsa, bu güzel kelimenin şefâati sâyesinde Cehennem`dençıkarılır. Azapta sonsuz kalmaktan kurtulur. Bunun gibi, bu ümmetinbüyük günahlarına şefâat edip, azaptan kurtaracak en kuvvetli yardımcı,Muhammed Resûlullah`tır. Bu ümmetin büyük günahları dedik. Çünkü öncekiümmetlerde büyük günah işleyen pek az olurdu. Hattâ îmânını küfürâdetleri ile ve şirk pislikleri ile karıştıran da azdı. Şefâate en çokihtiyacı olan bu ümmettir. Önceki ümmetlerde, bâzıları küfürde inâdetti. Bâzısı da hâlis olarak îmâna gelip emirlere yapıştı.

Bu güzel kelime ve Peygamberlerinsonuncusu gibi bir şefâatçı olmasaydı, bu ümmetin günahları kendilerinihelak ederdi. Bu ümmetin günahları çoktur. Fakat, Allahü teâlânın af vemagfireti de sonsuzdur. Allahü teâlâ, bu ümmete af ve magfiretini okadar saçacak ki, geçmiş ümmetlerden hiçbirine böyle merhamet ettiğibilinmiyor. Doksan dokuz rahmetini, sanki bu günahkâr ümmet içinayırmıştır. İkrâm ve ihsân, kabahatliler ve günahlılar içindir. Allahüteâlâ, af ve magfiret etmeği sever. Kusûr ve kabahati çok olan bu ümmetkadar af ve magfirete uğrayacak hiçbir ümmet yoktur. Bunun için buümmet, ümmetlerin en hayırlısı oldu. Bunların şefâat edicisi bu güzelkelime, kelimelerin en kıymetlisi oldu. Bunların şefâatçileri olanPeygamberleri, peygamberlerin en üstünü oldu. Furkân sûresi, yetmişinciâyetinde, meâlen; Allahü teâlânın, günahlarını iyiliklerledeğiştireceği kimseler onlardır. Allahü teâlânın magfireti, merhametisonsuzdur. buyruldu.

Kerîmler ile yapılacak her iş kolayolur.

1) Zübdet-ül-Makâmât; s.374
2) Hadarât-ül-Kuds; s.336
3) Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye; s.974
4) Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî; c.2 37.mektup
5) Tezkire-i İmâm-ı Rabbânî; s.339
6) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; c.15,s.141




Yazdır




ABDÜLHAY kabir adresi ile ilgili bilgileri
aşağıdaki bölüme yazıp siteye ekleyebilirsiniz.


Bu sayfayı arkadaşına gönder.
e-Posta Adresin
Arkadaşının e-Posta Adresi


Sponsor Bağlantılar


En Çok Okunanlar

SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN (3803)
AHMED AMİŞ EFENDİ (2074)
SEYYİD AHMED-İ KEBÎR ER-RUFÂÎ (2046)
BABA TÂHİR URYÂN (2002)
HACI DURSUN EFENDİ (1902)
EVHADÜDDÎN KİRMÂNÎ (1680)
ARAB BABA (1638)
MERKEZ EFENDİ (1567)
ESKİCİ MEHMED DEDE (1566)
BEHRULLAH EFENDİ (1507)

En Son Okunanlar

MUHAMMED EZHERÎ (282)
MUHAMMED BİN ESLEM TÛSÎ (252)
MEVLANA HALİD-İ BAĞDADİ (548)
MUHAMMED EMİN ERBİLÎ (236)
HACI ŞERÎF ZENDENÎ (289)
MUHAMMED EFENDİ (248)
MUHAMMED BİN EBÛ VERD (268)
MUHAMMED ÇELEBİ SULTAN (292)
ABDÜLHAMÎD ŞİRVÂNÎ (248)
ABDULLAH BİN AVN (435)

Rastgele

AHMED ZİYÂEDDÎN GÜMÜŞHÂNEVÎ (437)
İBN-İ NÜCEYD (306)
AHMED ŞEMSEDDÎN MARMARAVÎ (445)
ŞEYH HÜSEYİN BASRETÎ (362)
HACI MUHARREM HİLMİ (395)
SAÎD BİN CÜBEYR (280)
KARABAŞ ALİ EFENDİ (347)
MUHAMMED BİN ÖMER (KURD EFENDİ) (297)
ABDÜLFETTÂH-I BAĞDÂDÎ AKRÎ (502)
HASAN SEZÂÎ (291)

En Çok Oylananlar

MERKEZ EFENDİ (5,0)
HACI DURSUN EFENDİ (4,0)
ABDULLAH BİN ABDÜLAZÎZ (OSMAN) EL-YUNEYNÎ (2,0)


Evliyaullah.net oluşturulurken İhlas Evliyalar Ansiklopedisi'nden de faydalanılmıştır.
Evliyaullah.net'teki hatalı olduğunu düşündüğünüz ya da yayınlanmasını istediğiniz bilgiler varsa, lütfen iletişim sayfamızdan bizimle temas kurunuz.

banasiteyap.net Evliyaullah.net © 2008 - 2012