Büyükâlim ve velî. Seyyiddir. Babası Fehîm-iArvâsî`dir. On dokuzuncu asrınsonlarında Gevaş`ta vefât etti. Bütün ilimleri babasından gâyetmükemmel bir şekilde öğrendi.Tasavvufta babasının sohbetlerinde kemâlderecelerine ulaştı.
Babasının derslerine devâm edip,medreselerde okutulan bütün kitapları okuyup, tamamladı. Sâdece belâgatilminde meşhûr bir kitap olan
Mutavvel kitabını okumamıştı.Sıra gelince, bu kitabı, Şemdinli tarafındaŞinû adındaki köyde çokmeşhur bir hoca olan Molla Abdurrahîm adında bir müderristen okumayıarzu etti. Bunun için babası Seyyid Fehîm Arvâsî hazretlerinden izinistedi. Babası bu hususta emsâlsiz bir âlim olmasına rağmen içine böylebir arzu doğdu. Babası; Oğlum buraya kadar seni okuttum. O kitabı daokuturum. buyurdu ise de müsâde etmesini çok arzu ediyordu. Efendimbunda şüphem yoktur. Ne olur bu şevkimi kırmayınız, lütf buyurunuz damüsâde ediniz. deyince müsâde etti.
Müderris Molla Abdurrahîm`in yanına gidipdurumu anlattı. Bir sabah ders okuyacağı sırada
Mutavvel kitabınıhocasının önüne koydu. Hoca okumaya başlayınca; Efendim bizimusûlümüzde talebe dersi okur, anlatır, hoca dinler. Eğer talebenin birmüşkülü olursa, hoca halleder. dedi. Bunun üzerine hoca müsâde etti veonun dersi okumasını ve anlatmasını dinledi.Hoca onu dinlerken,ilimdeki derecesine ve dersi anlatmaktaki üstün mahâretine hayrankaldı.Hemen kitabı kapatıp; Siz bu ilmi kimden öğrendiniz? dedi.Seyyid Muhammed Reşîd; Babamdan öğrendim. dedi. Babanız sizden âlimmidir? deyince; Babam o kadar ilim sâhibi ki, benimle hiç mukâyeseedilemez. dedi.
Molla Abdurrahîm bu sözleri dinleyince;Şu söylediğiniz sözlere ve ilimdeki derecenize göre ben değil sizeders vermeye, talebe bile olmaya lâyık değilim! Size bir şey okutamam.Öyle bir dahiyi bırakıp buraya gelmişsin. İlmimden fayda göreceğinizekâni değilim! Fakat buraya kadar gelmişken birkaç gün burada kalın dailimde pekçok müşkül meselelerimiz vardır. Bunları lütfen halledin,sonra gidersiniz. dedi. Kabûl edip kaldı. Onların ilimdeki müşkülmeselelerini hallederken, hastalandı. O köyden Nehri köyünegönderdiler. Nehri köyünden onu Seyyid UbeydullahArvâsî Van`a oradandahalası Cevâhir Hanım onu Gevaş`ın Tığnîz köyüne götürdü ve orada vefâtetti. Hacı Zive ismindeki kabristana defnedildi. Cenâzesinde gaybdanpekçok kuş toplandı.
Babası Seyyid Fehîm hazretleri onun hastaolduğunu işitince, Arvas`a getirmeleri için birkaç kişi gönderdi. Ancakvardıklarında vefât etmişti.Cübbesini ve diğer elbiselerini bir bohçayasarıp Arvas`a getirdiler. Bu sırada Seyyid Fehîm hazretlerimisâfirhânede sohbet ediyordu.Muhammed Reşîd`in elbiselerinin sarılıolduğu bohçayı evin harem kısmına götürdüler. FakatSeyyid Fehîmhazretleri; Bohçayı buraya getirin. buyurdu. Emri üzerine götürdüler.Bohça önüne konulunca; Muhammed Reşîd vefât etti! İnnâ lillah...diyerek bohçayı açtı. Kendi sarığını ve cübbesini çıkarıpMuhammedReşîd`in sarığını ve cübbesini giydi. Beni bu cübbeye vâriskılan Allahü teâlâya hamd olsun. buyurdu. Sonra onun cübbesini vesarığını çıkarıp tekrar bohçaya koydu ve kıymetli sohbetine devâm etti.
Muhammed Reşîd hazretlerinin MuhammedBâkır isminde bir oğlu ile Âişe Hanım isminde bir kızı vardı. BukızıSeyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretleri ile evlenmiş, daha sonraBirinci Cihân Harbinde hicretlerinde Musul`da vefât etmiştir. SeyyidAhmed Neyyîr Mekkî, Seyyid AhmedEnver ve Seyyid AhmedMünîr merhûmlarınvâlideleridir.
1) İslâm Meşhûrları Ansiklopedisi; c.2, s.811