Ana Sayfam Yap Favorilerime Ekle

    Sitemizde 1211 evliya ve veli hakkında bilgi bulunmaktadır

A Â B C Ç D E F G H İ K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Sponsor Bağlantılar


Rastgele

UBEYDE BİN MUHÂCİR (392)
ABDURRAHMÂN BİN AHMED (Abdurrahmân-ı Zâz) (294)
İBRÂHİM GÜLŞENÎ (292)
İBN-İ ÂRİF (309)
ALİ BİN MUVAFFAK (314)
ABDULLAH İMÂMÎ İSFEHÂNÎ (407)
MOLLA ARAB (324)
AHMED HAZNEVÎ (338)
EBÛ CÂFER BİN SİNÂN (303)
MUSLİHUDDÎN TAVÎL (263)
YA’KÛB GERMİYÂNÎ (313)
ALİ GÂLİB VASFÎ EFENDİ (244)
FERELİ ŞEYH SİNAN EFENDİ (293)
MUHAMMED BİN FADL BELHÎ (223)
NERKİSECÂRÎ (264)
CİHANGİRLİ HASAN EFENDİ (291)
EDEBÂLÎ (Üdebâlî) (332)
SENÛSÎ (Muhammed bin Yûsuf) (261)
BÂKILLÂNÎ (263)
ŞEYH BÂKIR BA`LEKÎ (323)
CÂBİR BİN ZEYD (274)
HASAN BİN ALİ ASKERÎ (309)
KERÎMÜDDÎN BÂBÂ HASAN EBDÂLÎ (286)
AYNÜZZEMÂN CEMÂLEDDÎN-İ GEYLÂNÎ (232)
SIRRÎ-Yİ SEKATÎ (249)
EBÛ AHMED EBDÂL ÇEŞTÎ (279)
ŞİBLÎ (300)
ALEVÎ BİN MUHAMMED (334)
ABDÜLMUGÎS BİN ZÜHEYR (265)
ZEMLİKÂNÎ (285)
AHMED CÜZEYRÎ (Cezerî) (269)
DEMİR HOCA (744)
MAZHAR-I CÂN-I CÂNÂN (251)
ABDÜLHAY CELVETÎ (308)
MUHAMMED REŞÎD (330)
EBÛ SÜLEYMÂN DÂRÂNÎ (304)
ÖMER ZİYÂEDDÎN DAĞISTÂNÎ (246)
MİSÂLÎ BABA (Gül Baba) (321)
BEKÂ BİN BATÛ (329)
HACI AHMED EFENDİ (392)


  

NÂBÎ





NÂBÎ kabir adresi konusunda bilginiz varsa lütfen aşağıdaki bölüme, açık adres, adres tarifi ve ulaşım imkânları ile ilgil bilgileri yazın.

Osmanlışâiri ve velî. İsmi Yûsuf`dur. Nâbî, evliyâlar ve enbiyâlar şehriolarak bilinen Rûha (Urfa) da 1642 (H.1052) senesinde doğdu. 1712(H.1124) senesi Rebî`ül-evvel ayının üçünde Cumartesi günü vefât etti.Üsküdar`daki Karacaahmed kabristanlığına defnedildi. Kabri, Sultanİkinci Mahmûd ve Sultan İkinci Abdülhamîd Hân devirlerinde tâmir edildi.

Nâbî`nin yirmi beş yaşına kadar olanhayâtı hakkındaki bilgiler rivâyetlere dayanmaktadır. ÇocukluğundaArapça ve Farsça`yı, anadili Türkçe ile birlikte en iyi şekildekaynağından öğrendi. Daha sonra Yâkûb Halîfe isimli bir Kâdirî şeyhinetalebe oldu. Şeyh Yâkûb Halîfe, talebesi Yûsuf Nâbî`yi, ilk önceleribir kuzusuna bakmakla vazifelendirdi. Kısa bir süre sonra çobanlıktanusanan Nâbî, kendi kendine nefs muhâsebesi yaptığı sırada; Ben bu yolaHakk`ı bulmak ve Hakk`ı bulmamda rehber olması için hocama baş vurdum.Hocam benden safını bulamadı da, ders vereceği ve zikr yaptıracağıyerde, bana hep kuzusunu otlattırıyor. Bu iş ne zamâna kadar sürecek?diye düşündü. Bu düşüncesi hocasına Allahü teâlânın izniyle mâlûm oldu.Hocası derhal Nâbî`yi yanına çağırdı. Feyz saçan gözlerini öğrencisiningözlerine dikerek; Senin bir talebe gibi eğitilmeye ihtiyâcın yok. Senilimden nasîbini doğuştan almışsın. Çobanlık yaptırarak, seni denemekistedim. Seni ilmin deryâsı olan İstanbul`a göndermek istiyorum. Gitmekister misin? dedi. Hiç beklemediği durum karşısında şaşıran Nâbî;İlmi fazlası ile öğrenmiş yılların talebeleri dururken, benim gibi üçgünlük bir talebenin yüzmeyi bilmeden ilim deryâsına dalması nasılolur? deyince, Yâkûb Halîfe; Sâdece şöyle olur. diyerek ilim nûrugözlerini Nâbî`nin gözlerine birleştirdi. Nâbî o anda ilmin birçokmertebelerini aşarak kemâle erdi.

Yakınlarının da teşvîkiyle İstanbul`agiden Nâbî, önceleri aradığını bulamadı. O sıralarda vezir MusâhipMustafa Paşaya;

Bir garibim cenâbına geldim,
Bir ümid ile bâbına geldim,
Kereminden zamâne sîr oldu,
Fakr devrinde bir fakîr oldu.

diyerek takdim ettiği şiiriyle dikkatleriçekti. Mustafa Paşa, onu Dîvân kâtibliğine tâyin etti. Yûsuf Nâbî, 1671senesinde yapılanLehistan seferinde bulundu.Kameniçe`nin zaptı dolayısıile yazdığı bir şiir, sultan tarafından beğenilerek, şehrin kapısınaişlendi. Mustafa Paşanın tavsiyesiyle yazdığı Kameniçe Fetihnâmesi sâyesinde,sultânın teveccühünü kazanarak, takdir ve iltifâtına kavuştu.

1678 senesinde hac farîzasını edâettikten sonra İstanbul`a dönen Nâbî, Muhâsip Mustafa Paşaya kethüdâoldu. Mustafa Paşanın vefâtına kadar yanında kaldı. Sonra BaltacıMehmed Paşanın yanında Haleb`e gitti. Baltacı Mehmed Paşa tekrarsadrâzam olunca, İstanbul`a dönerken Nâbî`yi de berâberinde getirdi.

Nâbî, kendi isteği ile önce Darphâneeminliğine, sonra da Anadolu muhâsebeciliği ve mukâbele-i süvârireisliğine tâyin edildi.Vazifesinden artan zamanlarında şiir ve çeşitlieserler yazdı. Nâbî Efendi, şiirlerinde iyiyi ve doğruyu vermeyeçalışmıştır. O, bir düşünce ve hikmet şâiridir. Şahsî duyguları, gönülarzularını aşmış, hakîkî bir müslümanın hayâtını hem yaşamış, hem deşiirlerinde yaşatmıştır. Fânî dünyânın ahvâline aldanmamak, kimseyehaksızlık, zulmetmemek, hep müşfîk, merhametli olmak, gurur ve kibirdensakınmak, şiirlerindeki nasîhatlerinden en çok rastlananlarıdır. Dilisâde, söyleyişi düzgün, rahat ve çekicidir. En güçlü şiirlerini gazeltarzında vermekle berâber, rubâî, kıta, kasîde ve mesnevî de yazmıştır.

Eserlerinden bâzıları şunlardır: 1)Türkçe Dîvânı: Şiirlerinin bir kısmının toplandığı bireserdir. Bulak`da ve İstanbul`da basılmıştır. 2) Farsça Dîvânçe,3) Tercüme-i Hadîs-i Erba`în, 4) Hayriyye: On yedinci yüzyılın enmühim, en güzel, en ustaca, bizde ve Avrupa`da en çok tanınmışmesnevîsi olan bu eser, ahlâkî yönden Türk edebiyâtında, çocuğa hitâpeden ilk eser ünvânını kazanmıştır. Yedi yaşındaki oğlu Ebü`l-HayrMehmedÇelebi`ye hitâb eden bir üslubla yazılmıştır. Oğluna, hayattagitmesi gerektiği yolu göstermek, muvaffakiyetin sırlarını veİslâmahlâkını öğretmek maksadıyla nasîhatlar vererek, her devirde hükümsüren husûsiyetleri dile getirmiştir. Nâbî`ye göre, iyi bir insanolmanın ilk şartı, her işte ve mevzûda her zaman Allahü telâyıhatırlamaktır. 5) Hayrâbâd, 6) Sûrnâme, 7) Fetih-Nâme-iKameniçe, 8)Münşeât, 9) Tuhfet-ül-Haremeyn, 10) Zeyl-i Siyer-i Veysî.

SAKIN TERK-İ EDEBDEN

Nâbî, 1678 senesinde sultandan izinalarak, hacca gitmek için yola çıktı. Hac kâfilesi Osmanlı devletricâlinden meydana geliyordu. Hicaz yollarında, Peygamber efendimizinaşkından dolayı, Yûsuf Nâbî hiç uyumadı. Medîne`ye yaklaştıkları birgece, kâfiledeki bir devlet büyüğünün ayaklarını kıbleye doğru uzatarakuyuduğunu gören Nâbî, yetkiliyi uyandıracak bir sesle şu nâtı söyledi.

Sakın terk-i edebden, kûy-i mahbûb-iHudâ`dır bu!
Nazargâh-i ilâhîdir, Makâm-ı Mustafâ`dırbu.

Habîb-i Kibriyânın hâb-gâhıdır fazîletde,
Tefevvuk-kerde-i arş-ı cenâb-ıKibriyâ`dır bu.

Bu hâkin pertevinden oldu deycûr-i âdemzâil,
İmâdın açdı mevcûdât dü çeşmin tûtiyâdırbu.

Felekde mâh-ı nev Bâb`üs-Selâmınsîne-çâkidir,
Bunun kandîli cevzâ Matla-ı nûr-i ziyâdırbu.

Mürâât-ı edeb şartıyla gir Nâbî budergâha,
Metâf-ı kudsiyâdır bûse-gâh-ı enbiyâdırbu.

Nâtın açıklaması şöyledir: Edebiterketmekten sakın! Zîrâ burası Allahü teâlânın sevgilisi olanPeygamber efendimizin bulunduğu yerdir. Bu yer, Hak teâlânın nazar evi,Resûl-i ekremin makâmıdır. Burası Cenâb-ı Hakk`ın sevgilisininistirahat ettikleri yerdir. Fazîlet yönünden düşünülürse, Allahüteâlânın arşının en üstündedir. Bu mübârek yerin mukaddes toprağınınparlaklığından yokluk karanlıkları sona erdi. Yaradılmışlar, iki gözünükörlükten açtı. Zîrâ burası kör gözlere şifâ veren sürmedir.Gökyüzündeki yeni ay, O`nun kapısının yüreği yaralı âşığıdır.Gökyüzündeki oğlak yıldızı bile O peygamberin nûrundan doğmaktadır. EyNâbî, bu dergâha edebin şartlarına riâyet ederek gir. Zîrâ burası,büyük meleklerin etrâfında pervâne olduğu ve peygamberlerin hürmetleeğilerek öptüğü tavaf yeridir.

O yüksek rütbeli kişi, bu mısrâların nemânâya geldiğini anladı. Hemen ayaklarını toplayarak doğruldu ve; Nezaman yazdın bunu? Senden ve benden başka duyan oldu mu? dedi. YûsufNâbî de; Daha önceden söylememiştim. Şu anda sizi bu durumda uzanmışgörünce elimde olmayarak yüksek sesle söylemeye başladım. İkimizdenbaşka bilen yok. dedi. Bu sözler üzerine o kişi, rahat bir nefesalarak; Mâdem ki bu şiiri burada söyledin, burada kalsın. İkimizdenbaşkası duyarsa, senin için iyi olmaz. diye ikâz etti. Yûsuf Nâbî hiçses çıkarmadı. Kâfile yoluna devâm ederek sabah ezânına yakın Mescid-iNebî`ye vardı. Mescid-i Nebî`deki minârelerden müezzinler Ezân-ıMuhammedî`den evvel Nâbî`nin, Sakın terk-i edebden... diye başlayannâtını okuyorlardı. Nâbî ve o yüksek rütbeli kişi hayretten donakaldılar. Sabah namazını kıldıktan sonra, Nâbî ve öbür zât namazkıldıkları câminin müezzinini buldular. Nâbî, müezzine; Allahaşkına,Peygamber aşkına ne olursun söyle! Ezândan önce okuduğun nâtıkimden, nereden ve nasıl öğrendin? diye sordu. Müezzin gâyet sâkin birşekilde şu cevâbı verdi: Resûl-i ekrem bu geceMescid-i Nebî`deki bütünmüezzinlerin rüyâsını şereflendirerek buyurdu ki: Ümmetimden Nâbîisimli biri beni ziyârete geliyor. Bana olan aşkı her şeyin üstündedir.Bugün sabah ezânından önce, onun benim için söylediği bu şiiriokuyarak, Medîne`ye girişini kutlayın. Biz de Resûlullah efendimizinemirlerini yerine getirdik. Nâbî ağlayarak; Sâhiden Nâbî mi dedi? Oiki cihânın Peygamberi, Nâbî gibi bir zavallıyı ve günahkârı,ümmetinden saymak lütfunu gösterdi mi? dedi. Evet cevâbını alıncada, sevincinden kendinden geçti.

1) Kâmûs-ul-Alâm; c.6, s.4534
2) Hayriyye
3) Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye; (49. Baskı) s.1127
4) Rehber Ansiklopedisi; c.13, s.11
5) İslâm ÂlimleriAnsiklopedisi; c.17, s.137

Ana Sayfa




Yazdır




NÂBÎ kabir adresi ile ilgili bilgileri
aşağıdaki bölüme yazıp siteye ekleyebilirsiniz.


Bu sayfayı arkadaşına gönder.
e-Posta Adresin
Arkadaşının e-Posta Adresi


Sponsor Bağlantılar


En Çok Okunanlar

SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN (3803)
AHMED AMİŞ EFENDİ (2074)
SEYYİD AHMED-İ KEBÎR ER-RUFÂÎ (2046)
BABA TÂHİR URYÂN (2002)
HACI DURSUN EFENDİ (1902)
EVHADÜDDÎN KİRMÂNÎ (1680)
ARAB BABA (1639)
MERKEZ EFENDİ (1568)
ESKİCİ MEHMED DEDE (1566)
BEHRULLAH EFENDİ (1507)

En Son Okunanlar

NERKİSECÂRÎ (264)
MÜŞTÂK BABA (418)
YÛNUS EMRE (328)
MÜSTEKÎMZÂDE SÜLEYMÂN SÂDEDDÎN EFENDİ (317)
ŞAKÎK-İ BELHÎ (236)
MÜNÂVÎ (Yahyâ bin Muhammed) (278)
ABDÜLKÂDİR SIDDÎKÎ (272)
MÜEYYEDZÂDE ABDÜRRAHÎM ÇELEBİ (292)
MUTARRİF BİN ABDULLAH (246)
MUSTAFA YENİCEVÎ (267)

Rastgele

UBEYDE BİN MUHÂCİR (392)
ABDURRAHMÂN BİN AHMED (Abdurrahmân-ı Zâz) (294)
İBRÂHİM GÜLŞENÎ (292)
İBN-İ ÂRİF (309)
ALİ BİN MUVAFFAK (314)
ABDULLAH İMÂMÎ İSFEHÂNÎ (407)
MOLLA ARAB (324)
AHMED HAZNEVÎ (338)
EBÛ CÂFER BİN SİNÂN (303)
MUSLİHUDDÎN TAVÎL (263)

En Çok Oylananlar

MERKEZ EFENDİ (5,0)
HACI DURSUN EFENDİ (4,0)
ABDULLAH BİN ABDÜLAZÎZ (OSMAN) EL-YUNEYNÎ (2,0)


Evliyaullah.net oluşturulurken İhlas Evliyalar Ansiklopedisi'nden de faydalanılmıştır.
Evliyaullah.net'teki hatalı olduğunu düşündüğünüz ya da yayınlanmasını istediğiniz bilgiler varsa, lütfen iletişim sayfamızdan bizimle temas kurunuz.

banasiteyap.net Evliyaullah.net © 2008 - 2012