Ana Sayfam Yap Favorilerime Ekle

    Sitemizde 1211 evliya ve veli hakkında bilgi bulunmaktadır

A Â B C Ç D E F G H İ K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Sponsor Bağlantılar


Rastgele

VİŞNEZÂDE (316)
ALÂÜDDEVLE SEMNÂNÎ (355)
SARI ABDULLAH EFENDİ (405)
MOLLA YEGÂN (533)
FUDAYL BİN İYÂD (246)
HALLAC-IMANSUR (367)
ABDÜLKERÎM CÎLÎ (250)
ÇANDARLI KARA HALİL HAYREDDÎN PAŞA (361)
ABDÜLAZÎZ DEHLEVÎ (281)
ATÂULLAH (ATÂÎ AHMED) EFENDİ (292)
SIBGATULLAH-I BERVECÎ (266)
AHMED SAYYÂD (276)
MUHAMMED MURÂD EFENDİ (618)
EBÛ SAÎD KAYLAVÎ (256)
BEHÂEDDÎN BİN LÜTFULLAH (274)
ŞEMS-İ TEBRÎZÎ (392)
ÜSTÂD-ÜL-A`ZAM (260)
MUSTAFA HÂKİ EFENDİ (306)
İBRÂHİM HAKKI ERZURÛMÎ (303)
EBÛ ABDULLAH EL-HÂKAN ES-SÛFÎ (318)
ABDULLAH EFENDİ (Himmetzâde) (364)
Şeyh Şamil (420)
ZÂHİD İSFEHÂNÎ (341)
OSMAN ET-TAVİLÎ (316)
LÜTFULLAH ÜSKÜBÎ (339)
AHMED AMİŞ EFENDİ (2074)
Kişiye zulmeder mi hiçMevlâsı, (358)
HÂCE MEVDÛD ÇEŞTÎ (288)
CÂFER-İ SÂDIK (290)
ALİ SİNCÂRÎ (251)
Said Nursi (429)
MİSÂLÎ BABA (Gül Baba) (321)
EBÛ CÂFER BİN SİNÂN (303)
ABDULLAH BİN ABDÜLAZÎZ (273)
ALİ BEHÇET EFENDİ (606)
SEYYİD HÜSEYİN BURHÂNEDDÎN EFENDİ (324)
ŞEYH KÖSTENDİLLİ HASAN EFENDİ (341)
MUHAMMED BİN KA’B EL-KURAZÎ (382)
HASAN SEZÂÎ (291)
ABDÜLLATÎF CÂMÎ (260)


  

SAFİYYÜDDÎN ERDEBİLÎ





SAFİYYÜDDÎN ERDEBİLÎ kabir adresi konusunda bilginiz varsa lütfen aşağıdaki bölüme, açık adres, adres tarifi ve ulaşım imkânları ile ilgil bilgileri yazın.

Evliyânınbüyüklerinden. İsmi, İshak bin Cibrîl bin Ebû Bekr`dir. 1252 (H.650)senesinde Erdebil`de doğdu. Babasının, Hoca Kemâleddîn Arabşah`ın oğluolduğu söylenir. Soyu hazret-i Ali`ye kadar çıkarılırsa da, hiçbirmesnedi yoktur. Lakabı Safiyyüddîn, nisbesi Erdebilî`dir.

Safiyyüddîn Erdebilî, küçük yaştababasını kaybetti.Çocuk yaşta din bilgilerini öğrenmişti. Sâlih amelişlemekte devamlı, Allahü teâlânın emir ve yasaklarına riâyette çokgayretli idi. Gördüğü güzel bir rüyâ üzerine Şîrâz taraflarına gitti.Necîbüddîn Sühreverdî hazretlerinin talebesi Necîbüddîn Bergaş`tan ilimve feyz almayı arzu etti. Ancak o mübârek zât, o sırada 1279 (H.678)yılında vefât etmişti. Necîbüddîn Bergaş`ın yerinde Rükneddîn BeydâvîveEmîr Abdullah gibi büyükler vardı. Onların hizmetine girip, birmikdâr orada kaldı. Emîr Abdullah`ın işâreti üzerine,Zâhid İbrâhimGeylânî`den istifâde etmek için Geylân taraflarına gitti. Zâhid İbrâhimGeylânî`yi kimse tanımıyordu. Safiyyüddîn Erdebilî, onu bulabilmek içindört yıl çöllerde, ıssız yerlerde dolaştı. Çok sıkıntı ve riyâzetlerçekti.

Safiyyüddîn Erdebilî`nin akrabâlarındanbirisi Geylân taraflarına ticâret için gitmişti. Geylân taraflarındaHeylekıran denilen yere uğradı. Şeyh Zâhid Geylânî o sırada oradakioğlunun yanında bulunuyordu. Akrabâsı elindeki malları sattıktan sonraŞeyh Zâhid Geylânî`nin sohbetine gitti. Orada elbiseleri temiz, yüzünûrânî, zikr ve ibâdet ile uğraşan talebeleri görünce, çok hoşunagitti. Şeyh Zâhid Geylânî`nin huzûrunda tövbe ederek ona talebe oldu.Bir müddet sonra memleketine dönünce, ondaki değişikliği farkedenSafiyyüddîn Erdebilî; Bu hal nedir? diye sordu. O da; Şeyh ZâhidGeylânî`ye talebe oldum. dedi. Bu sözleri işiten Safiyyüddîn Erdebilîbirden değişti. Ona; Sen, Şeyh Zâhid`i gördün mü? diye sordu. Evet.dedi. Emir Abdullah`tan onunla ilgili duyduğu vasıfları anlatınca,akrabâsı hepsine; Evet öyle. cevâbını verdi. Bunun üzerineSafiyyüddîn Erdebilî büyük bir şevkle, istekle hemen yola çıktı.

Safiyyüddîn Erdebilî huzûra vardığında,Şeyh Zâhid Geylânî; Ey Erdebilî! Niçin gelmişsin? diye sorunca,Safiyyüddîn Erdebilî; Tövbe etmek, talebe olmak için dedi. Şeyh ZâhidGeylânî; Hoş geldin. diyerek talebeliğe kabûl etti ve oradakitalebelerine dönerek; Bu genç daha önce bahsettiğim kişidir. Dörtsenedir Erdebil`de bizi bulmak için dolaşmaktaydı. dedi. Sonra ŞeyhZâhid Erdebilî talebelerinden birine onu husûsî halvethâneye götürüpyer yapmasını emretti. Safiyyüddîn Erdebilî orada husûsî vazîfelerlemeşgûl olmaya başladı. Bu sırada çok şeylere kavuştu. Fakat kavuştuğuhaller konusunda rahmânî mi şeytânî mi diye tereddütlü idi. Bu durumumünâsib bir şekilde Şeyh Zâhid Geylânî`ye arzetti.Şeyh Zâhid Geylânî bumüşkillerini tek tek açıkladı. Safiyyüddîn Erdebilî, bu açıklamalardankavuştuğu hallerin iyi ve doğru olduğunu anladı.

Safiyyüddîn Erdebilî, tasavvufta yüksekderecelere kavuştuktan sonra, hocası ona insanlara doğru yolu anlatmakve onları Allahü teâlânın rızâsına kavuşturmak için izin verdi. Osırada Meraga denilen yerden bir cemâat geldi.Şeyh Zâhid Geylânî`yi,insanlara doğru yolu anlatması için memleketlerine dâvet ettiler. ZâhidGeylânî onlara; Bu iş için yerime Safiyyüddîn Erdebilî`yigönderiyorum. dedi. Bunun üzerine Safiyyüddîn Erdebilî; Efendim!Bendeniz bu işi nasıl yapabilirim? Ben nerede, insanları terbiye etmeknerede? deyince, hocası; Safiyyüddîn! Emr-i İlâhî böyledir. Sen orayagitmelisin. dedi.Safiyyüddîn Erdebilî; Bendeniz bir şey bilmiyorum.Orada âlim kimseler vardır. Biz onlarla nasıl konuşabiliriz? deyince,Zâhid Geylânî; Merak etme, meydan senindir. Bizim burada bulunmamızgerek. Fakat senin durumun böyle değil. Oraya varınca insanlarındâvetlerini kabûl et. Onlara nasîhat et. Allahü teâlâ bu mertebeyi,rütbeyi sana vermiştir. buyurdu.

Safiyyüddîn Erdebilî hocasının emriüzerine yola çıktı. Bu arada memleketi olan Erdebil`e uğradı. Oradakendisine şöyle dediler: Yolunuz üzerinde bulunan Birnik`te MevlânâŞemsüddîn isimli birisi var. Bozukluğu çok meşhurdur. Bu sebeple kimseonun inat ve bozuk hallerinden dolayı o tarafa gitmek istemez. Tasavvufehline de dil uzatır. En münâsibi Birnik köyüne uğramamanızdır. Çünkü okimse görülecek ve konuşulacak birisi değildir. Bunun üzerineSafiyyüddîn Erdebilî; Eğer ilk konakta yolu açamazsam, gideceğim diğeryerlerde nasıl açarım. diyerek Birnik köyüne doğru yola çıktı. Orayavarınca mescide gitti. Bu sırada Mevlânâ Şemseddîn de mescide geldi.Fakat selâm vermedi. Mihraba geçip iki rekat namaz kıldı. SonraSafiyyüddîn Erdebilî`ye döndü. Bâzı suâller sordu ve verilen cevaplarıdinledi. Aldığı cevaplar çok hoşuna gitti ve ona tesir etti.SafiyyüddînErdebilî`ye karşı edep, tevâzu ve hürmet gösterdi. Ona tasavvuf yolununhallerini anlattı. Mevlânâ Şemsüddîn bunları duyunca, öncekisözlerinden tövbe etti. Kalbindeki nifak ve muhâlefet gidip, tasavvufyoluna ve bu yolun büyüklerine sevgi besledi. Tasavvuf yolundailerleyerek yüksek haller ve kerâmetler sâhibi oldu.

Safiyyüddîn Erdebilî, insanlara doğruyolu anlatarak yoluna devâm etti. Gittiği yerlerde insanların birkısmını dalâlet ve cehâlet bataklığına düşmüş, nefislerinin arzu veisteklerine dalmış, bir kısmının bâzı büyüklerin talebeleri olduklarınısöyledikleri halde onların gösterdikleri doğru yoldan ayrıldıklarını,dalâlet bataklığında şaşırıp kaldıklarını, şaşkın şaşkındolaştıklarını, erkek ve kadınların tasavvuf yolunda olduklarını iddiâettikleri halde karışık oturup, aradan mahremiyet ve hürmet perdesinikaldırdıklarını, dalâlet ve bid`ati dervişlik ve sünnetzannettiklerini, erkek ve kadınların birbirlerine söylediklerikasîdeleri dinleyerek raksa geldiklerini, birbirlerine secdeettiklerini, zâhir ve bâtınlarının bozuk olduğunu gördü. Bu durumkarşısında onları bâzan tatlı sözlerle, yerine göre sertlik göstererekgüzel söz ve davranışları ile terbiye etmeye başladı. Onlara doğru yolugösterdi. Çok kimse onun vâsıtasıyla bozuk hallerinden vazgeçip tövbeetti.

Safiyyüddîn Erdebilî hocasının verdiğigörevi tamamlayıp dönünce, hocasının ona olan sevgi ve îtimâdı daha daarttı. Bu sırada bâzı hasedçiler, Zâhid Geylânî`ye; Safiyyüddînşeyhlik yapıyor. Tövbe ve zikir veriyor. diye şikâyette bulundular.Zâhid Geylânî ona; Senin hakkında böyle böyle söylüyorlar, ne dersin?diye sordu. Evet doğrudur efendim. Fakat sizin bana verdiğiniz izinile bunları yapıyorum. cevâbını verdi. Zâhid Geylânî bunun üzerine;Evet size, biz izin verdik. Sizinle bizim aramızda bir fark yoktur. Bumertebe size Allahü teâlânın ihsânıdır. buyurdu.

Zâhid İbrâhim Geylânî vefât edince,halîfesi olan Safiyyüddîn Erdebilî, memleketi olan Erdebil`e yerleşti.Pekçok talebe yetiştirdi. Âzerbaycan, Kafkasya ve Anadolu`da meşhûroldu. İlhanlı hükümdârlarından Olcaytu Hüdâbende ve Ebû Saîd BahadırHan, İlhanlı beylerinden Emir Çoban, vezir ve târihçi Reşîdüddîntalebeleri arasındaydı. Safiyyüddîn Erdebilî devamlı insanlara nasîhatederdi. Yumuşak bir sesle konuşurdu. Uzun konuşması kimseyi rahatsızetmezdi. Onun sohbetleri ile binlerce ölü kalb hayat bulmuştur.Fakirler ve kimsesizleri gözetirdi.

Duâsı makbul bir zâttı. Hastalar onunduâsı ile şifâ bulurdu. Safiyyüddîn Erdebilî, İlhan Olcaytu Hüdâbendetarafından yeni kurulan Sultâniyye şehrine dâvet edildi. Fakat o, yaşlıolduğunu söyleyip özür diledi. Oğlu Sadrüddîn`i yerine bırakıp haccagitti. Hac dönüşü 1334 (H.735) senesinde Erdebil`de vefât etti.Erdebil`deki türbesine defnedildi.

Safiyyüddîn Erdebilî ömrü boyuncaAllahüteâlânın dînine hizmet etmek, Selef-i sâlihînin doğru yolunu insanlaraöğretmek için çalıştı. Talebeleri doğuya ve batıya dağılarak, onunfeyzli yolunu yaydılar. Talebelerinden oğlu Sadreddîn ve torunuAlâeddîn Ali meşhurdur. Ebû Hâmid Aksarâyî yâni Somuncu Baba, AlâeddînAli`den aldığı feyz ve bereketi, Anadolu`da yaydı. Somuncu Baba`nıntalebelerinden Nu`mân (yâni HacıBayrâm-ı Velî), Safiyyüddîn Erdebilîyolunun Anadolu`daki en önemli temsilcisidir.

Talebelerinden Mevlânâ Behâüddîngençliğinde ilim tahsîl ederken, tasavvuf ehline karşı olanlarlaarkadaşlık ettiği için onların tesiriyle, tasavvuf ehline karşıîtikâdı, inancı iyi değildi. Onların sünnet-i seniyye üzerinebulunduklarına inanmazdı. Bir ara rüyâsında şöyle gördü: Bir bahçedekihavuzun etrâfında tasavvuf ehli toplanmıştı. Bu esnâda birdenResûlullah efendimiz geliyor. diye bir ses işitildi. Herkes Peygamberefendimizi karşılamaya hazırlandı. Mevlânâ Behâüddîn bir fırsatınıbulup Peygamber efendimize yaklaşıp; Yâ Resûlallah! Senelerdir içimdebir tereddüdüm var. Bu gördüğünüz çeşit çeşit insandan hangisi haküzeredir. Her birisi bir sûret ve kılık, kıyâfette gelmiş. Biz onlarınhangisinin hak üzere olduğunu ayıramıyoruz. dedi. Peygamber efendimiz,orada bulunan bütün toplulukları gözden geçirdi. Bu sırada SafiyyüddînErdebilî ve talebelerinden bâzılarını gördü.Mübârek yüzünü MevlânâBehâüddîn`e çevirip; İşte bunlar hak üzere, sünnet ve şerîatüzeredir. buyurdu. Peygamber efendimizden bunları duyunca, tasavvufehli hakkındaki îtikâdı düzeldi. Ertesi gün hemen tövbe edipSafiyyüddîn Erdebilî`nin talebelerinin ileri gelenlerinden oldu.

Talebelerinden Muhammed Darûrî, hocasınıziyâret edip, evine dönüyordu. Bir yerde yolunu şaşırdı. Yolunu bulmakiçin dolanıp durdu. Çok yoruldu ve yürüyecek tâkâtı kalmadı. Bu sıradahocasından yardım istedi. O anda hocası Safiyyüddîn Erdebilî`yikarşısında gördü. Ona; Korkma, otur. dedi. Oturdu. Namaz vaktigelince, abdest almak için su aradı. Fakat bulamadı. Yorulup tâkâtsızbir hâldeyken yine hocasını gördü. Yâ Muhammed! Aşağı tarafında birçeşme var. Kalk, oradan abdest al! buyurdu. Denilen yerdeki çeşmedenabdest alıp, namazını kıldı. Namazdan sonra yanına iki süvârî geldi veonu alıp istediği yere götürdü.

Safiyyüddîn Erdebilî buyururdu ki:

Haramı terk etmek vâcibdir. Şüphelileriterk etmek sünnettir. Buna takvâ denir. Zühd, helâlin azıyla kanâatetmektir. Verâ, mübahları ihtiyaç mikdârı kullanmaktır. Bu zâhire âitzühddür. Bir de mânevî zühd vardır. O ise dünyâ sevgisini terk etmek,gönlü dünyâ sevgisinden temizlemek ve âhiret ile meşgûl olmaktır.

Her şeyi yiyen, her şeyi konuşur. Herşeyi konuşan her şeyi yapar. Her şeyi yapan Cehennem`e gider.

Bir kimsenin başına musîbet gelirse,şükretmesi gerekir. Sabır ile şükür, insanın kemâlinin alâmetidir. Îmâniki parçadır. Yarısı sabır, yarısı şükürdür.

O SANA DUÂ ETSİN

Talebelerinden İzzeddîn isminde birisininküçüklüğünde gözü sakatlanmıştı. Hiçbir tedâvî ve ilaç fayda vermedi.Âmâ oldu ve gözlerinin göreceğinden ümidini kesti.Akrabâları bu durumaüzülüyorlardı. Nihâyet Cumâ gecesi bir rüyâ gördü. Rüyâsında, her tarafaydınlıktı. Kalabalık bir topluluk vardı. Bu sırada gâyet heybetli birzât gördü. Onun kim olduğunu sordu. Birisi; Resûlullah efendimizdir.dedi. Gidip mübârek ayaklarına kapandı ve öptü. Sonra; Bana yardımeyleyin yâ Resûlallah! Bana duâ buyrun, gözlerim görsün. diyeyalvardı. Bunun üzerine Peygamber efendimiz; Üzülme. Gözününiyileşmesi için Safiyyüddîn Erdebilî`nin yanına git. O sana duâ etsin.Onun duâsı ile şifâ bulursun buyurdu. Peygamber efendimizden bumüjdeyi alınca, çok sevinip, sevinçle uyandı. Akrabâlarına bu haberimüjdeledi. Hepsi sevinerek onu Safiyyüddîn Erdebilî`nin huzûrunagötürdüler. Onun muhabbet nazarı gözüne gelince derhal, gözleri açıldı.Görmeye başladı. Gözlerinde hastalıktan hiç eser kalmadı.SafiyyüddînErdebilî`nin talebeleri arasına girdi.

SEBEBİ NEDİR?

Şeyh Sâdüddîn, Basra`da deniz kenarındabulunuyordu. Bir geminin sâhile yaklaştığını gördü. Bu sırada tâcirolduğu hâlinden belli birinin başında kıymetli bir sandığı dışarıçıkardığını gördü. O sandığa gâyet îtinâ gösteriyordu. Onda kıymetlibir şey bulunduğunu tahmin etti. Bu sebeple onu tâcirden satın almakistedi. Tâcire;
O sandıkta ne var ki, öyle başında dikkatle taşıyorsun. diye sordu.
Bunda Şeyh Safiyyüddîn`e âit bir hediye var. deyince, hediyegetirmesinin sebebini sordu.
Tâcir şöyle anlattı:
Bu gemi ile giderken, deniz birden kabardı. Gemi battı, batacaktı. Busırada Safiyyüddîn Erdebilî`den cân u gönülden yardım istedim.AnsızınSafiyyüddîn hazretlerini karşımda gördüm. Mübârek eli ile gemiyiçekip, selâmetle sâhile ulaştırdı. Bunun için ben bu sandığı veiçindekileri ona hediye etmeyi adadım. İşte sandığa bu kadar kıymetvermemin sebebi budur. dedi.

1) Risâle-i Eşrefzâde Şirvânî; s.66
2) Kâmûs-ül-A`lâm; c.4, s.2961
3) Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye; (49.Baskı) s.1137
4) Eshâb-ı Kirâm; (6. Baskı) s.389
5) İslâm ÂlimleriAnsiklopedisi; c.11,s.9
6) Safvet-us-Safâ, SüleymâniyeKütüphânesi, Ayasofya Kısmı, No:3099, Hekimoğlu Ali Kısmı, No:775
7) Lemezât

Ana Sayfa




Yazdır




SAFİYYÜDDÎN ERDEBİLÎ kabir adresi ile ilgili bilgileri
aşağıdaki bölüme yazıp siteye ekleyebilirsiniz.


Bu sayfayı arkadaşına gönder.
e-Posta Adresin
Arkadaşının e-Posta Adresi


Sponsor Bağlantılar


En Çok Okunanlar

SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN (3803)
AHMED AMİŞ EFENDİ (2074)
SEYYİD AHMED-İ KEBÎR ER-RUFÂÎ (2046)
BABA TÂHİR URYÂN (2002)
HACI DURSUN EFENDİ (1902)
EVHADÜDDÎN KİRMÂNÎ (1680)
ARAB BABA (1639)
MERKEZ EFENDİ (1568)
ESKİCİ MEHMED DEDE (1566)
BEHRULLAH EFENDİ (1507)

En Son Okunanlar

SÂBİT EBÜ`L-MEÂNÎ (210)
RÜVEYM BİN AHMED (375)
RÜSTEM HALÎFE BURSEVÎ (266)
RÜKNEDDÎN EBÜ’L-FETH (495)
RÜKNEDDÎN-İ ÇEŞTÎ (279)
RÛZBEHÂN BAKLÎ (246)
ABDÜLKUDDÛS (327)
DEDİĞİ SULTAN (270)
KÂDI MUHAMMED ZÂHİD (301)
SARI ABDULLAH EFENDİ (405)

Rastgele

İSMÂİL HAKKI BURSEVÎ (327)
MAHDÛMZÂDE EBÜ`L-KÂSIM (217)
EBÛ MÜSLİM HAVLÂNÎ (279)
MÜSTEKÎMZÂDE SÜLEYMÂN SÂDEDDÎN EFENDİ (317)
ALİ BEHÇET EFENDİ (606)
BAYTAZZÂDE HACI ABDULLAH (338)
SULTAN VELED (282)
AHMED HULÛSİ EFENDİ (683)
ŞEREFÜDDÎN AHMED BİN YAHYÂ MÜNÎRÎ (269)
CİHANGİRLİ HASAN EFENDİ (291)

En Çok Oylananlar

MERKEZ EFENDİ (5,0)
HACI DURSUN EFENDİ (4,0)
ABDULLAH BİN ABDÜLAZÎZ (OSMAN) EL-YUNEYNÎ (2,0)


Evliyaullah.net oluşturulurken İhlas Evliyalar Ansiklopedisi'nden de faydalanılmıştır.
Evliyaullah.net'teki hatalı olduğunu düşündüğünüz ya da yayınlanmasını istediğiniz bilgiler varsa, lütfen iletişim sayfamızdan bizimle temas kurunuz.

banasiteyap.net Evliyaullah.net © 2008 - 2012